Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
HALKIN SESİ

Süleyman Soylu, kendini aştı: ''Suruç'taki olayların sebebi Muharrem İnce'dir...''

"En saçma şeyleri buna söylettiklerine göre iyice gözden çıkardılar galiba. Giderayak Bülent Arınç'a da aynı görevi vermişlerdi..."
-> Türkiye’nin iç ve dış politikasına dair hiçbir öngörüsü tutmayan Siyaset Bilimi Yüksek Lisans öğrencisi Mustafa Tutar (32) bu istikrarını anket şirketi kurarak sürdürmek istiyor…
-> Flash TV, seçimlerden sonra Başbakanlık görevi sona erecek olan Binali Yıldırım’ı KAP’a bildirdi...
-> Tunus karşısında ilk Dünya Kupası sınavına çıkan İngiltere, defanstaki Berberileri Markoenlere karşı kışkırtıp, Arap Milliyetçiliğini tırmandırma yolunu deneyecek...
-> Batan Seçmen Teknesi'nden kötü haberler geliyor.. Teknenin kararsız seçmenleri taşıdığı, bu yüzden alabora olduğu yönünde bilgiler var...
-> Akdeniz açıklarında yasadışı seçmenleri taşıyan Seçmen Teknesi battı...
FOTOHABER

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Arkadaşlar merhaba kanalıma hoşgeldiniz. Bu videomda Windows etkinleştirme nasıl yapılır onu göstericem...''

Açıklamayı yapanın da Güney Kore Milli Takımı'nın malzemecisi olduğu ortaya çıktı...

VİDEOHABER

Seçim çalışmalarına devam eden AK Parti, karne gününde gençleri de unutmadı...

SPOR

Ali Koç'u Tebrik Eden Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Ülkemizdeki değişim ihtiyacı da böylece giderildiğine göre...''

20 yıllık Aziz Yıldırım dönemine bugün ezici bir oy üstünlüğüyle son vererek Fenerbahçe'nin yeni başkanı seçilen Ali Koç'u ilk tebrik eden isimlerden biri de Cumhurbaşkanı Erdoğan oldu. devamı...
SİNEMA

Feminist Bir Soygun Filmi: Ocean's 8 (Kafamızdaki soru ise aynı: Adam başı ne kadar düşüyor?)

DERGİ
BLOG

Sokak Kedilerinden, Arkası Flu Dayıoğluna... Profesyonel Fotoğrafçılığa Giden Çileli Yolun 5 Temel Aşaması

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Maddi konularda iyileşmeler yaşanabilir. Yani genel olarak böyle bir olasılık var. Bazı insanların başına geliyor, duyuyoruz. Umudunuzu yitirmeyin... devam...

Kapital 3. Cilt'ten, Aşiretler Raporu'na... 14 Şubat'ta Sevgiliye Hediye Edilebilecek Birbirinden Anlamlı 7 Kitap

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Birinden bahsediyordun ya n'oldu o iş?

Yeni Türk Yapımı Oyun Geliyor : Future Army

Seçim Öncesi Ekonomide Sevindiren Gelişme: Adıyaman'ın Kahta İlçesinde Devlete Ait Henüz Satılmamış Fabrika Bulundu...

Seçimlere kısa bir süre kala ekonomiden art arda sevindirici haberler gelmeye devam ediyor. Adıyaman'ın Kahta ilçesinde devlete ait henüz satılmamış bir fabrika bulunduğu iddiaları gündeme bomba gibi düşerken, AK Parti'den bir heyet de tesisi yerinde incelemek üzere Kahta'ya hareket etti... devamı...

En Önemli Vaatleri Kıraathane ve Park Olan AK Parti'de Seçim Kampanyası İşinin de Torpille Halledildiği Yönünde Şüpheler Artıyor

24 Haziran seçimlerine kısa bir süre kalmasına rağmen geçmiş seçimlerin aksine henüz ne dişe dokunur bir vaat ne de akılda kalan bir reklam çalışması ortaya koyamayan AK Parti'de kampanya işinin de torpille hiç olmayacak birilerine verildiği yönünde şüpheler artıyor...devamı...

Teoman, Yaklaşık 30 Manken Eşliğinde Çektiği Yeni Klibinde Yine "Yalnızlık", "Aşk Acısı", "Hayatın Anlamsızlığı" Falan Gibi Konuları İşledi

Sinema

Vizyonda Bu Hafta: ''Benim Adım Feridun'' (Halil Sezai düğün salonunda aşk acısı çekerken), ''Geliş'' (Elalem uzaylılarla konuşuyor)

Sinemalar henüz kapatılmamışken az oyalanmak için salonlara koştuğumuzda 3 önemli yapımla karşılaşıyoruz: Öyküsüyle, kurgusuyla dudak uçuklatan Geliş'te bir uzay gemisi ve ABD askeri kampı arasında dolaşıp uzaylı dilini çözmeye çalışıyor, hep beraber kelime ezberliyoruz. Benim Adım Feridun'da ise bir düğün salonuna sıkışıyor, kim kimin yengesi-dünürü-amca çocuğu... onu çözümlemeye çalışıyoruz. Kapalı mekanlardan daralırsak da Kaptan Fantastik'e gidiyor, dağ-orman havası çekerek vizyon turumuzu tamamlıyoruz.

Kapalı mekan demişken, Yeraltı'nın şu pek bilinen sahnesiyle baş başa bırakayım sizi, sonra aşağıda buluşalım:

 

Geliş (Arrival) - Google Translate'te 'Uzaylıca' bulunmaması sorunu üzerine...

En son, müthiş bir 'kokain entrikası' Sicario ile karşımıza çıkan Denis Villeneuve’nin son filmi... Yine aksiyona girişmeden soluksuz izlemelik bir işe imza atan Villeneuve aynı zamanda, seneye gelecek olan 'Blade Runner 2049'un da yönetmeni... Başımıza Kubrick olup Ridley Scott olup çıkacak herif...

Başrollerde Amy Adams ve Jeremy Renner var. Ama daha çok Amy Adams var. Senaryoyu Eric Heisserer'in yazdığını, Ted Chiang’in ‘Story of Your Life’ isimli kısa öyküsünden uyarlandığını da belirteyim. Fragmanı vereyim, sonra yerimiz yettiğince filmi öveyim:

 

Ne kadarı bilim, ne kadarı kurgu öykünün?

Dünyanın 12 farklı ülkesine dikine uzay gemileri iniyor. ABD'ye, Çin'e, Sudan'a, dört bir yana park etmişler. Uzay gemilerinin dikine olması sayesinde park yeri kavgası, onun bunun güneşini kapatma sorunları da olmuyor, gündelik yaşam olumsuz etkilenmiyor. Sonra, uzaylı dilini çözmek için dilbilim profesörü Louise Banks’i (Amy Adams) çağırıyor bir binbaşı… "Derdimizi anlatacak kadar 'Uzaylıca'mız var bizim de ama bunlar yuvarlayarak konuşuyor" diyor, "Bu devirde İngilizce bilmeyen uzaylı da hoş değil yani" diyor, alıyor ekibe.

Görevi, uzaylıların ne amaçla dünyaya geldiklerini öğrenmek olan Louise, işe koyuluyor. Yanında da fizik profesörü Ian var (Jeremy Renner). Ian'ın bildiği fizik formülleri ve Louise'in evlilik danışmanından öğrendiği sevgi dili sayesinde uzaylılarla ahbap oluyorlar. Keselim, gerisi spoiler'a giriyor. Felsefi bir yanı da olan senaryo, düşünmeye zorluyor, ters köşeye yatırıyor, sağ gösterip sol vuruyor, tırnak kontrolü yaparken cetveli indiriveriyor.


-Şu ata benziyor. At 'murat' demektir, 'hayırlı bir iş için geldik' diyorlar galiba... Not edeyim.


Övülesi noktalar?

Amy Adams, rolüne incelikle hayat veriyor. 'Depresif anne', 'alayına atar yapan kadın', 'II. Dünya Savaşı gazisi karısı' gibi bir rolde yer almadığı halde, bu yılın Oscar'ını zorluyor. Daha önce 5 kez aday olup alamadı, bu yıl da olmazsa DiCaprio'nın Oscar caps'lerini zorlayacak gibi duruyor. Kamera sık sık yüzündeki şaşkınlığa ve tedirginliğe odaklandığı için dev perdede Amy Adams’ın güzel yüz mimiklerine odaklanmak da iyi geliyor. Yüzündeki siyah noktalara bile hakim oluyor, "Her güzelin bir kusuru vardır, nazar boncuğu onlar Amy, eheh" diyoruz.

Yönetmenlik incelikli. Atmosfer ve kendimizin tamamlaması gereken kesintili öykü kurgusu, filmin içeriğine uygun düşüyor. Gözünü dört açıp izlemen, kulağını verip iyice dinlemen gerekiyor; Villeneuve bize bi' şeyler tembihliyor...


-Şimdi basitlerden başlayalım, sonra TOEFL'da en çok çıkan 300 kelimeyi ezberleyeceğiz uzaylı!


Kıyaslayabiliyor muyuz?

Birçok eleştirmene göre, yılın en iyilerinden... Ben de ne zamandır sinemada böyle bir şeye denk gelmediğim için, abartılı etkilenmiş olabilirim. Seyir deneyimi sırasında "Bu kulunuz nasıl bir sevap işledi, insanlığa nasıl bir katkısı oldu ki bu filmi sinemada izlemeye layık bulundu" diye düşünceler kafamdan geçmiş olabilir. Ya işte güçlü senaryo, ince yönetmenlik, kusursuz oyunculuk birleşince ortaya neler çıkıyor, yönetmenler neler doğuruyor...

Kıyaslarsak: Geliş, Yıldızlararası gibi evreni kurtaran baba-kızın yapış yapış sevgisi yerine daha acılı ve 'gerçekçi' bir sevgi-özlem duygusu barındırıyor. Aynı zamanda film, müfredattan şaşmayan iyi bir hoca gibi: Evrendeki yerimiz, zaman, dil-düşünce ilişkisi gibi konularda derince düşündürüyor. Doktor Strange'i konuşurken "Keşke şu mevzuları daha iyi düşündürseydi" demiştik ya, başka bir şey istesek olacakmış demek...


Zamanında benim dedeme de demişler, almamış. Şimdi uzay gemisi indi, değerlendi arazi...


Puan: 100 (Eleştirmenin çeyizinin en nadide parçasıdır tam puan, öyle her zaman çıkmaz ha).

 

Benim Adım Feridun - Ersan Ersan takılırken Feridunluğa kadar düşmek...

Her yıl ekim-kasım aylarında film yaptığı için "Yapraklar dökülür bir, Çağan Irmak film koyar iki" şeklinde bir sonbahar belirtisi olan Çağan Irmak’ın 12. uzun metraj sinema filmi... Pek çoğunu yıllardır dizilerde gördüğümüz 'yaşlı güzeli' oyuncularla beraber Halil Sezai Paracıkoğlu ve Büşra Pekin gibi iki sempatik isim parlıyor.

Bakalım, Mahir Ünsal Eriş’in öyküsünden uyarlama filmin fragmanı bize neler vaat ediyor:

 

Ağlayacak mıyız gülecek mi?

En son Nadide Hayat'ını vizyona sokan Çağan Irmak, Unutursam Fısılda’dan beridir çok ağlatmak istemiyor. Seyircisi, duygusal iç seslere karşı bağışıklık kazanmış demek ki, "Biz olmuşuz iç ses" diye antikorlarını üretmiş! Benim Adım Feridun'da da Halil Sezai'nin iç sesi aşk acısından yakınıp kurtulma yolları arıyor. İç sesi ve kendisi önce bi’ çökse de çabucak kendilerini toparlıyorlar. Ersan karakterini canlandıran Paracıkoğlu, sakallarını da kesince iyice saf ve komik oluyor hatta, kirli sakal gidince depresif-romantik doku zarar görüyor.

Beleş içki içmek için girdiği düğünde, erkek tarafının akrabası bir Feridun'a benzetildikten sonra Feridun rolü yapıyor Ersan. Bu sekansta, eski dizilerden tanıdığımız oyuncuların yardımıyla, bir geniş aile sıcaklığı yaşanıyor. Düğün salonlarında yaşayanlardan oluşan bir mahalle dizisi gibi bu şirin bölüm; halamızı-teyzemizi özletme potansiyeline sahip...


'Ağlatmayayım' derken Cennet Mahallesi olmamak için kendini zor tutan bir film bu...


Sürüklenecek miyiz filmde?

Sürükleyici... Ama sık sık inandırıcılıktan yoksun kalıyor, birçok soru cevapsız kalıyor, hatta bazı yerler biraz aceleye geliyor gibi. Sanki düğün salonunu iki günlüğüne kiraladıkları için geçiştirilmiş gibi... Filmin düğün salonunda geçen bu bölümünde, eğlenceli bir kurgu yapıldığı söylenebilir. Öyle inanılmaz kurgu numalaraları yapılmıyor ama zaman geçiyor işte.

Vurucu bir mesaja da sahip değil yapım; ama Çağan Irmak da felsefe adamı değil düşününce. Bi' kere Karanlıktakiler gibi sağlşam bir arthouse film çekip festival dolaştı, o kadar düşünsellik yeter! Şimdi düğün salonlarında 'kurtlarımı dökeyim' istiyor artık...


- Her gelen bi çeyrek taksa film bütçesini çıkarıyor eheheh...


Filmden rengi alın, geri neyi kalır ki?

Bir parantez açmak gerekirse: Görüntü yönetmenliğini, en son Ekşi Elmalar'ın ekibinde de görülen, sektörün en iyisi Gökhan Tiryaki üstleniyor. Nuri Bilge’den Tolga Karaçelik’e, Yılmaz Erdoğan’dan Çağan Irmak’a artık herkes, filmini boyatmak için Bay Tiryaki'ye gidiyor.

Yine tonlamalardaki ustalığı o kadar bariz ki, yönetmenin isteyip de onun yapamayacağı bir şey yok gibi. Evine badana çektirmek ister gibi gidiyorlar da, Gökhan Bey renk paletini sunup "Seçin" diyor sanki... "Alın" diyor, "Bebek Pembe de var, Fuşya Çiçeği de var! Havai Mavi, Buğday Tarlası, ne isterseniz var"... Kendisine yavruağzı sevgilerimizi gönderelim buradan.


Daha önce Çilli Boya reklamlarında filan oynatmak kimsenin aklına gelmedi mi?..

Puan: Bu sonbahara özel bir 60 


Kaptan Fantastik (Captain Fantastic) - Proje okullardan ormana doğru kaçan bir Amerikan babası...

Matt Ross’un ikinci uzun metraj filminin başkarakteri aile babası Ben rolünde, bi’ değişik karizmaya sahip Viggo Mortensen oynuyor. Yönetmenine Cannes’da Un Certain Regard bölümünde (Fransızcası olan bilir) En İyi Yönetmen ödülü kazandıran ilginç konulu filmin fragmanı da aman ne güzel:

 

Kim bunlar?

Ben, zamanında eşiyle karar verdiği üzere, Kuzeybatı Pasifik ormanlarında satın aldıkları bir arazide çocuklarını şehirden ve kapitalizmden uzak bir hayatta yetiştirir. 6 adet yavrusuna boyna şınav mekik çektirir, kitaplar okutup yorumlamalarını ister. Güzel de, insan içine çıkmayınca çocuklar yabanileşir, bi’ değişik olur. Bilgisayar başında mallaşan veletlerden iyidir fakat bunlar da ne gelenek bilirler ne görenek! Ne el öperler, ne büyüklere hal hatır sormaya tenezzül ederler...


-Misafirin karşısına öyle çıkılır mı çocuğum?


Filmin hmmm.. ve ı-ııh tarafları?

"Kapitalizmden de ayrı bir hayat örgütlenebilir" mesajı güzel! Ama o araziyi almak için de iyi para gerektiriyor şimdi, konuşturmasınlar insanı… Felsefeleri biraz, Primitive Teknology Youtube kanalına benziyor; hani adam 3 saat uğraşıp çamurdan ateş körükleyicisi yapıyor ya... Yalnız bunlar çakmak kullanıyor gibi, tam ilkel yaşam sayılmayabilir bunlarınki...

Maoist ergen oğlan, entelektüel 8’lik velet gibi karakterler, Noam Chomsky bayramı gibi ayrıntılar özgün... Özgün de, öykünün gidişatı Hollywood aile dramları gibi. Senaryo da uzlaşmacı bağlanınca izleyenin kafası karışıyor. Açık açık söylerim bunları ben, Matt Ross'u yolda görsem de İngilizcem yettiğince anlatırım: "Tamam" derim abi, "Çocukluğundaki televizyonsuz-teknolojik aletsiz yaşamından etkilenmişsin eyvallah. Ama yanlış anlama da, basit bir dram yapmışsın". Zaytung Sinema arkadan konuşmaz, gelsin yüzüne de söyler sevgili takipçiler!


Kapitalizmden ayrı düştükçe rüküşleşen yaşamlar...


Puan: Organik 60... Gezen tavuk 60'ı...

 

Diğer:

Çocuk filmi gibi görünen ama aynı zamanda sert bir yapım olduğu da söylenen Canavarın Çağrısı ile Levent Özdemir'in ilk yapımı olan Fırat Tanış'lı intikam filmi Rus'un Oyunu da haftanın diğer seçenekleri oluyor.
 

SONUÇ - Biz kaç kopyayız?

Dandirik Cehennem filmi hala salonları işgal ederken 86 sinemaya layık görülen Geliş filmini dolduralım sevgili Zaytung Sinema takipçileri... Dolduralım da fazladan salon vermek zorunda kalsınlar, Cehennem filminin kopyalarını imha etmek zorunda kalsınlar! İzledikten sonra da uzay ve zaman hakkında düşünelim... "Yok ben kurtlarımı dökmek isterim, Halil Sezai sempatikliği beklerim" diyenler Benim Adım Feridun'a gidebilir. "Ailece, kapitalizmden uzak piknik yapmak istiyoruz" diyenler de Kaptan Fantastik'i tercih edebilir.

Ama yok yok etmeyin, hepiniz Geliş filmine gitseniz ya lütfen?.. Beğenmezseniz -gerekirse- aşağıdan sövün bize. Çok da abartmayın tabii, yüz yüze bakıyoruz şurada...

Twitter: @duraladam

-BİTTİ (Haftaya Özcan Deniz dünyasından ve Harry Potter evreninden filmler bizi bekliyor)-

(iletisimcevahiri Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Sizin Yorumlarınız:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

pekila.comPekila.com içerikleri:

Sıradaki Haberler:

(16.6.2018)

Süleyman Soylu, kendini aştı: ''Suruç'taki olayların sebebi Muharrem İnce'dir...''

"En saçma şeyleri buna söylettiklerine göre iyice gözden çıkardılar galiba. Giderayak Bülent Arınç'a da aynı görevi vermişlerdi..."

Taner Raybata, Elektrik mühendisi


Diğer yorumlar ->

(9.6.2018)

1954 Doğumlu Cumhurbaşkanı Erdoğan: ''Tek parti döneminde 75 kişilik sınıflarda okudum...''

"Sayın Cumhurbaşkanı onu derken AKP'den öncekilerin hepsi tek bir parti gibiydi, birbirinden farkı yoktu manasında... Aman neyse kıvıramiycam, bunu başkasına sorun ya..."

Salih Eyüp Nazifler, Gazeteci


Diğer yorumlar ->