Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
SİNEMA

Transformers 5: Son Şövalye (Trafik canavarı bayramda ocaklara ateş düşürüyor...)

BLOG

Bayramda Akraba Sorularına Ne Kadar Hazırsınız? Çözümlü, Konu Anlatımlı Soru Bankası

-> Quaresma'nın çabaları sonuç verdi. Portekiz milli takımının Beşiktaş'a transferine tamam gözüyle bakılıyor ...
-> Erdoğan: ''Bunlar seferi sayılmak için ramazan boyunca yürüdüler...''
-> Ramazan pidesinde sezon finali heyecanı...
-> Şırdancı Cumali Usta'ya Michelin Yıldızı şoku!
-> Şort yasağına tepki için etek giyen 3 erkek İBB çalışanı, tecavüze uğradı...
FOTOHABER

İstanbul Valiliği, ''Şeriat hükümlerince uygun değil'' yerine yine uzun bir açıklamayı tercih etti...

Zaytung Zone

Babalar Günü yarışması başladı! 2 kişilik nefis bir yemek kazanmak için tıklayın...

HALKIN SESİ

Suudi Arabistan, Katar'a ait 15.000 deveyi sınır dışı etti...

"Hatırlarsanız Hollanda krizinde biz de inekleri sınırdışı etmiştik. Görüp özendiler demek. İşte Ortadoğu'nun lider ülkesi Türkiye..."
VİDEOHABER

''Yallah Arabistana'' ilk kez doğal ortamı olan Twitter'ın dışında görüntülendi...

KİTAP

Röportaj: Özge Uzun'la 2. Kitabı ''Kalbimin Ses Telleri'' ve İlk Buluşmada ''Babaanne Donu''nun Önemi Üzerine...

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Bu hafta Star TV'de yayına girecek bir yaz dizisinin Twitter hashtag'inden hayatınızın aşkını bulabilirsiniz. Ya da bulmaya çalışın en azından. Bakmadığınız bir oralar kaldı zira... devam...

A Milli Takım'da Yaşanan Gerginlikler Türkiye'yi Endişelendiriyor: Kupalara Ambargo Koyan Efsane Kadro Dağılıyor mu?

Arda Turan’ın ardından Burak Yılmaz, Selçuk İnan, Gökhan Gönül, Caner Erkin gibi isimlerin de A Milli Takım'ı bırakabileceği yönündeki söylentiler kamuoyunda endişeleri de beraberinde getirdi. Türkiye, alınmadık kupa bırakmayan ve katıldıkları bütün turnuvalarda rakiplerine kök söktüren bu efsane kadronun dağılmaması için dua ediyor... devamı...

Hissettiniz mi?

Ayvalık’ta Geçen Yaz Sahilde Kuma Gömülerek Unutulan Anneanneler Açığa Çıkarıldı

Tatil sezonunun açılması üzerine harekete geçen Ayvalık Belediyesi Temizlik ve Fen İşleri ekibi, yaptıkları sahil şeridi temizliği esnasında geçen sezon kuma gömülerek unutulmuş üç anneanneye ulaştı. Yapılan ilk müdahalenin ardından anneannelerin hayati tehlikelerinin bulunmadığı, bilakis varis ve selülitlerinde gözle görülür bir iyileşme tespit edildiği bildirildi. devamı...

Bayram Tatili İçin Aşırı Uygun Fiyata Yunan Adaları Turu Alan Çift, Teknedeki Herkesin Arapça Konuşmasından İşkillenmeye Başladı...

Geçtiğimiz Ekim ayında önceden planlayarak çok ekonomik bir fiyatla Yunan Adaları turu satın alan Yeliz-Efe Günbal çifti tekneye binmeleriyle birlikte bir şeylerin ters gittiğini düşünmeye başladı. Günbal’lar öncelikle internette gördüklerine pek benzemeyen tekneye ittire kaktıra dahil edilirlen, çevredekilerin neden perişan haldeki Araplar olduğuna anlam vermeye çalışıyorlardı.devamı...

Overwatch Open Division Turnuvasının Detayları Açıklandı...

Tek-tip ve Bedelli Askerlikle İlgili Gerçekten Çok Önemli Bazı Gelişmeler Oldu

Sponsorlu

Ay Sonuna Kadar Toplam 35 TL İle İdare Etmesi Gereken Murat Öncür(22)'e Kara Haber: 'Hey! Akşam napıyosun? Dışarı çıkalım mı :)'

Zamansız gelen 'Akşam napıyosun? dışarı çıkalım mı?' mesajı bir ocağa daha ateş düşürdü...
devamı...

Sinema

Vizyonda Bu Hafta: İkinci Şans (Ya o değil de... Asmalı Konak güzeldi be...)

Bu hafta sinemalarda iki iddialı yapım görünüyor. "Aşk filmi değil, aşkın filmi" sloganıyla filmini tanıtan Özcan Deniz, 13 yıl sonra Nurgül Yeşilçay ile birlikte rol alıyor. Oynadığı kebapçı karakteri, kimse andropoza-menopoza tutulmadan Nurgül Yeşilçay'la aşk yaşamaya çalışırken bir yandan da dükkanı büyütmeye çalışacak. Bu arada Harry Potter'ın taşeron evreni Fantastik Canavarlar da vizyonu şenlendirecek. Fantastik Canavarlar'daki şirin CGI hayvancıklar ise çocukken besleyip iki haftada ölmesine yol açtığımız boyalı civcivi hatırlatacak bize. Anılar depreşecek...

E o zaman eskiler hatırlanmışken, 2002'de Özcan Deniz'in antik bir kılıkla karşımıza çıktığı şu sahneye bakalım. Bi' arkadaşa bakıp çıkalım:


Antik Mısır kültüründe delikanlı algısı...

 

İkinci Şans - Romantik kebapçı Özcan Deniz ile ilişki gelgitleri..

Son olarak Sevimli Tehlikeli filmini yöneten Özcan Deniz yazıp yönetiyor, "Bir filmde dinlendirdim kendimi yeter, azıcık romantik ve karizmatik aktörlük yapıp ölü toprağımı atayım" anlayışıyla Nurgül Yeşilçay’a eşlik ediyor.

Senaryosu önceki yıllarda yazılmış ama biraz beklenmiş. Galiba Özcan Deniz'in yaşlandığı halde karizmasından hiç mi hiç bir şey kaybetmemesi beklenmiş. 'Oyunculuğu güzel-kendi güzel' Nurgül Yeşilçay'ın 40. yaşına denk gelmiş film:

 
 

40 yaşına gelmişler de derdi ne bunların?

Filmin teması 'orta sınıf ve orta yaşlı kentlilerin gelgitli aşkı' olduğu için olay mecburen İstanbul'da geçiyor. Özcan Deniz karizmatik hovarda ve et restoranı sahibi Cemal’i, Nurgül Yeşilçay sinüsün-cosinüsün ağzına pek yakıştığı matematik öğretmeni Yasemin’i oynuyor. Cemal’in –tipini şivesini sevmediği- oğlu ile Yasemin’in liseli kızı yazışıken devreye bunlar girip tanışıyor. Her romantik filmde olduğu gibi önce birbirlerinden nefret ediyorlar ki sonra aşkları daha ateşli olsun (ateşli dediysek, dudaklarını açmadan buse konduruyorlar arada, öyle erotik bi'durum yok).

Birbirlerini tatlış tatlış kızdırırken saloncak, "Aayy çok şirinler" deyip eğleniyoruz. İkinci yarıda dram ağırlık kazanıyor, "Yer yer yine güldürücez ama genel olarak ağlamanız gerek" şeklinde bir uyarı geliyor görevlilerden. Tamamdır, oyunbozanlık etmiyoruz. Aşk filmi dümdüzselliğinde ilerliyor bütün öykü: Nefret etme - "Fena da adam/kadın değil ha" deme - ilişki - imkansızlıklar - yol ayrımları -şapşik son... Yine de senaryosuna çalışılmış; inandırıcı ve içinde fesatlık taşımayan bir film olmuş.


-Yemek yapan erkek romantiktir dedik ama, sabah akşam incik kebabı yemek de şimdi yani....

Oyunculuklara bakalım, karakterlere göz kırpalım:

Nurgül Yeşilçay oldukça iyi bir oyunculuk çıkarıyor. Zaten İkinci Bahar dizisindeki üniversiteli karakterinden beri iyi oynuyor kadın... Şu an kendisi de ikinci baharını yaşayacak bir yaşa geldi ve kadere bak ki o da Ali Haydar karakterini hatırlatırcasına bir kebapçıya vardı. Yaşamın Kıyısında filmindeki 'devrimci lezbiyen', Yedi Kocalı Hürmüz’ün hovarda Hürmüz'ü duruldu, olgun (sevişmeyen) rollerde oynar oldu. Kendisi ayrıca Kösem'e de yakıştı, önceki filmlerinde işve yapan göz hareketleriyle devlet yönetebilir bir olgunluğa erişti.

Özcan Deniz'e gelirsek: Yönetmenliğini yaptığı önceki filmlerindeki gibi, aşırı karizmatik olarak göstermemiş kendini bu sefer. Rahat ve biraz daha komik durumlara düşmeye müsait bi karakter olmuş, uygun düşmüş. Gerçi karizmatik yakıştırmasını boyna duyuyoruz yine. Her sayfasına 1-2 kere 'karizmatik' yazdığı senaryosunu ("Ben süper arabamdan çok karizmatik bir şekilde inerim") bu kadar sadeleştirebilmiş galiba.


Senaryo metninden: (Dötleri kalkmasın diye birbirlerine çok iltifat etmeyen karakterler, karşı
taraftan mest olduğunu belirtmek için yer yer dudağını ısırır)...


Filmin bayan yerleri?

Sonradan yönetmen olan müzisyenlerin genel sıkıntısı şu ki: Basıyorlar müziği, ver ediyorlar şarkıyı, açıyorlar sesi, pompalıyorlar duyguyu… Burada da müzik hiç susmuyor. Bazen karakter, cümlesini bitirmeden müzik değişiyor; tek bir sahnede 4-5 müzik birden kullanılıyor. Sanki şımarık bir DJ, filmi trollüyor. Arada şarkı da giriyor; Sezen Aksu bağıra çağıra şarkı söylerken romantizm doruklara çıkıyor: “Oğlum sesini kıs biraz şunun, bak Nurgül kızım bir şey diyor"...

Hani bir tık daha abartsa, az kalsın müzikal çekecekmiş. Zaten film boyunca sürekli şarkıya girmek ister gibi, türkü patlatmak ister gibi duruyor da aklına zamanında ettiği "Arabesk fantezi benim için bitti, artık Woody Allen olucam" yemini geliyor.

Şimdi mesela, şu iki görsele art arda, yavaşça bakarken sırasıyla "Beni affet" ve "Kaşlarını eğdirirsin" şarkılarını dinleyin. Böylece filmden bol müzikli bir sahneyi deneyimlemişiz gibi olacaksınız. Çeşitli fotogalerilerde farklı şarkılarla da deneyebilirsiniz:


 

Puan: Karizmatik! (Yönetmen pek sevecek bu puanı)
 

Fantastik Canavarlar Nelerdir, Nerelerde Bulunurlar? (Fantastic Beasts and Where to Find Them) – ‘Harry Potter’ın okuduğu kitabın canavarlarıyız…

J. K. Rowling'in fantastik ansiklopedi kitabından uyarlanan filmi, ilk senaristliğine imza atan Rowling bizzat yazdı. Yönetmen, bolca Harry Potter yönetmesinden tanıdığımız David Yates... Harry Potter'ın 70 sene sonra okuyacağı kitabın yazarı olan Scamander rolünü ise Eddie Redmayne'e teslim etmişler. Danimarkalı Kız ve Her Şeyin Teorisi'ndeki dikkat çekici performanslarıyla, 2014 Oscar ödülüyle hatırlıyoruz; o garip gülüşlü çocuk işte!

Böylece; kitaplarının 5 milyon üzeri sattığı, filmlerinin 8 milyar dolar kazandığı bu serinin “Yedin yine doymadın mı?” diye düşündüren 5 filmlik spin-off serisinin ilki çekilmiş oldu:


Felsefe Taşı'nı izleyip felsefe okudum, şimdi işsizim. Bu ne aşılayacak bize?

Valizinde canavarlar taşıyan Newt Scamander'in bu canavarların zararsız olduğu yönünde bir kitap yazıyor. Şirin canavarlar bunlar: Amaçsızca vızıldayan mavi arı da var, para peşinde koşan ördek de, pardesü içinde yaşayan yaprak da... Laçan, Burnuk gibi isimlerle Türkçe'ye çevirip iyice şirinleştirmişler bunları -ki sevgili evine almak isteyesin, oyuncağı gelirse aşkına alıp ponçik olasın... Bunun yanı sıra, çocuk ve gençlere yönelik güzel bir mesaj da var: Ortada tehlikeli bir canavar varsa, o da insandır!

Scamander diyorduk; İngiltere'den New York'a yeni gelen bu şapşik canavarseviciyi şehrin kaşarlanmış büyücüleri çok sevmez. Bu otokratik-bürokratik-diplomatik-astigmatik tipler, sevimli canavarlarını da hor görür! Sevmiyoruz bu büyücüleri. 'Büyü yapamayan insan' anlamına gelen muggle bir tip var, onu seviyoruz. Jacob Kowalski ismindeki bu vatandaşın büyü karşısındaki masumiyetini seviyoruz biz!..


-Babacık de hadi oğlum, babacık babacık babacık babacık... (Dad dad dad dad)...
 

Nerelerini 'duduş' bulacak, nerelerinden sıkılacağız?

Filmde uçup zıplayıp koşturan canavarlar, 3D gözlüklerimizin içine girmeye çalışırken hoşumuza gidecek. Bir pet shop’un camından, kafesinde didişen kanaryaları izler gibi dalıp gideceğiz bunlara. Bunlar, valizin içindeki kocaman dünyaya girip de fantastik canavarlar arasında gezerken büyüleneceğiz, yine yaptın yapacağını Pottergillerin hınzır büyücüleri diyeceğiz.

Böyle eğlenip giderken birden 'kötü adam', 'karanlık taraf', 'ezik çocuk' değişkenleri devreye girecek. Buralar, anlaşılmayan kısımlar... Kötülerin amacı ne, anlamıyoruz. Sanki "Şirin canavarla baymayalım milleti, koyu renk CGI kullanmalık gizemli bir kötü koyalım" diye düşünüp yazılmış! Sanki "Finalde bi büyük kötü adam devirmek, sivilleri kurtarıp suçluyu hapislerde çürütmek adetimizdir ve bu Hollywood adetlerini yaşatmak gerekir" demişler de çok düşünmemişler! Yani burası ne anlaşılıyor, ne zevk veriyor, ne tatmin ediyor. İyi de başlamıştı. Yazık oluyor.


Film ne olursa olsun, finalde klişe görmek isteyen Hollywood yapımcısı (temsili)...

Puan: Ördeğe 30, kalanına 30

 

Mezuniyet (Bacalaureat) - 'Biz olmuşuz Romanya' demek için...

Son zamanlarda çok gelişen Romen Sinemasının en önemli yönetmenlerinden Cristian Mungiu'nun filmi bu. Kendisini çarpıla çarpıla izlediğimiz 4 Ay 3 Hafta 2 Gün filminden, her filmiyle en az bir Altın Palmiye'yi cebine atmasından tanıyoruz. 

Bu filmin öyküsü ise: Memleket haksızlıktan, pislikten geçilmez olduğu için millet yurt dışına kaçmak ister (yok bizimki değil, Romanya)... Kızının İngiltere'deki eğitiminin devam etmesini isteyen bir baba da yolsuzluk ve rüşvet ağına düşer. Filmin her yarım saatinde bir, karakterlere hak veririz, sonra onlara hak verdiğimiz için utanırız, derken "S.kerler, bizi bu hale getirenler utansın" kafasına gireriz... Böyle insanlığımızı sorgulatan, kendimizi suçlatan bir film bu... İzleyeni, "Ben arkadaşın bedava biletiyle geldim abi, sorgulamayın beni daha fazla" seviyesine getiriyor.


Diğer:

Ve geriye kalıyor, sırasıyla animasyon, korku-gerilim ve yerli korku filmleri... Türleri isimlerinden anlaşılıyor ve fragmanlarından da türe çok bir şey kazandırmadıkları belli oluyor. Bazı şeyleri pratik bir biçimde halletmek gerekiyor:

1) Ayı Kardeşler: Büyülü Kış,
2) Ölüm Alfabesi: Kötülüğün Başlangıcı,
3) Bir Şey Değilim...
 

SONUÇ - Bu ne sıfat?

Fark ettiyseniz yazı boyunca 'şapşik', 'ponçik', 'tombiş' ya da 'duduş' gibi sıfatlarla anlatmaya çalıştım derdimi. Bütün bu garip sıfatların bir nedeni de vardı: Sonuç kısmında size kendimi anlatabilmek... Bu haftanın yerli romantiği İkinci Şans da, fantastik gençlik filmi Fantastik Canavarlar: Nelerdir, Nerelerde Bulunurlar? da oldukça hafif filmler demek istedim. Yer yer eğlendiren, güldüren, belki ağlatan ama en geç iki hafta sonra unutacağın yapımlar bunlar...

Mezuniyet ise öyküsü ve kurgusuyla dikkat çekiyor, çarpıcı olabilir senin için. Gerçi o etkiyi Twitter timeline'ında 3-5 dk. gezip yaratabilirsin de gibi:

Twitter: @duraladam

-BİTTİ (Beyaz Futbol ekibinin oynayıp komiklik yapmaya çalıştığı Adam mısın! diye de bir film var. Bahsedelim mi ondan da?)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla instela'da paylaş Allah'a havale et

Sizin Yorumlarınız:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Pekila.com içerikleri pekila.com

Sıradaki Haberler:

(21.6.2017)

Suudi Arabistan, Katar'a ait 15.000 deveyi sınır dışı etti...

"Hatırlarsanız Hollanda krizinde biz de inekleri sınırdışı etmiştik. Görüp özendiler demek. İşte Ortadoğu'nun lider ülkesi Türkiye..."

Hüsnü Özbalcılar, Esnaf


Diğer yorumlar ->

(19.6.2017)

AKP Manisa Milletvekili Recai Berber, asker zehirlenmelerini hava sıcaklığına bağladı: ''40 derecede bir şey yemeseniz de hasta olursunuz...''

"Doğru söylemiş. Hatta tam da bu yüzden Adana, Diyarbakır, Antalya gibi illerde hiç askerimiz yoktur dikkat ederseniz..."

Caner Ucarlar, Psikolog


Diğer yorumlar ->