Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
VİDEOHABER

Binali Yıldırım'ın mouse'la ilk buluşmasından duygu dolu anlar...

-> Dış güçler, iftar saatini her gün 1 dakika ileri alarak Türk milletinin sabrını nasıl test ediyor? Birazdan aHaber'de...
-> Günde 2-3 saatlik işi olan beyaz yakalı, yine bütün hafta sonunu ne kadar yoğun olduğunu konuşarak geçirdi...
-> Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’tan müjde üstüne müjde: Yeni öğretim yılında Pİ sayısı 2’ye düşürülecek....
-> Meslek hayatına yeni atılan Emlakçı, Kiralık bahçe katına ''Keyifli'' yazmadığı için 2. gününde emlakçılar odası tarafından meslekten ihraç edildi...
-> Anadolu Efes Euroleague’de finale kaldı: Tebrikler potanın biraları...
FOTOHABER

Twitter yönetiminden uyarı: ''Yanda yemek masası dururken neden yerde oturuyorlar?" şeklinde yapılacak eleştiriler için son 24 saat...

Milli Eğitim Bakanı Selçuk, öğrencilerin önümüzdeki yıl başarısız olacağı yeni sistemin detaylarını paylaştı...

HALKIN SESİ

Kastamonu'da AKP döneminden 100 Bin TL'lik pastırma borcu devralan MHP yönetimi isyan etti: ''Nerede yediniz o pastırmaları?''

"İnşallah hepsini belediye binasında yememişlerdir. Yoksa 1 senede çıkmaz onun kokusu..."
DERGİ
BLOG

Karanlıkta Seçebildiğimiz Kadarıyla: Game of Thrones 8. Sezon İlk 3 Bölüm İncelemesi (ve sonrası için bir takım uyduruk teoriler)

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Bu hafta 1 saat boyunca İBB meclisinin canlı yayınını youtube'dan izledikten sonra yorum bölümünde tatsız bir tartışma içine... Bi sn ya? Siz bu noktaya nasıl geldiniz sevgili koçlar? Neyi yanlış yaptınız? devam...

Yarım Kamyon Süper Kahraman 22. Marvel Filminde: Avengers Endgame

Ersun Yanal: ''Ülkemizin beka sorunuyla karşı karşıya olduğu bugünlerde futbol konuşmanın...''

Fenerbahçe'nin UEFA Avrupa Ligi'nden elenmesiyle sonuçlanan Zenit maçı sonrası basın toplantısında konuşan Ersun Yanal, ülkenin beka sorunuyla karşı karşıya olduğu bu günlerde futbol konuşmanın çok da doğru olmadığını belirterek 'Vatandaş işsizlikle ve enflasyonla uğraşırken 'Fener'in hali ne olacak' tarzı konuşmaların yapılması ülkenin gerçek gündemine aykırı. ' dedi... devamı...

2019'dan ne bekliyorsunuz?

Kapital 3. Cilt'ten, Aşiretler Raporu'na... 14 Şubat'ta Sevgiliye Hediye Edilebilecek Birbirinden Anlamlı 7 Kitap

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

MHP Lideri Bahçeli, Beştepe'de Gerçekleştirilen ''Geçmişten Günümüze Kahya Kostümleri'' Defilesinde Podyuma Çıktı...

Ankara Beştepe'deki Cumhurbaşkanlığı Külliye'sinin arka kısmında yer alan kahyaların kaldığı konağın bahçesinde gerçekleştirilen etkinliğe Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Bakanlar, AK Parti ve MHP Milletvekilleri ile sanat, spor, iş ve cemiyet hayatından 300'ü aşkın seçkin davetli ve yurdun dört bir yanında gelen çiftlik, konak ve otopark kahyaları katıldı... devamı...

Başarı Öyküsü: Final Döneminde Ders Çalışmamak İçin Başladığı Ev Temizliğini Kariyere Dönüştürdü. Şimdi Kendi Temizlik Şirketi Var...

Üniversitelerin final dönemlerinde öğrencilerin favori aktivitelerinden olan ev temizliği, bir gencin hayatını değiştirdi. Özel Beybihan Üniversitesi Endüstri Mühendisliği 3. sınıf öğrencisi Gamze Yüklüce(21), şimdi evlere ve işyerlerine temizlik hizmeti veren 12 kişilik bir şirketin sahibi.devamı...

Tek-tip ve Bedelli Askerlikle İlgili Gerçekten Çok Önemli Bazı Gelişmeler Oldu

Sinema

Vizyonda Bu Hafta: Logan (Hugh Jackman’ın uzayan pençeleri), Reis (Uzun Adam’ın uzayan mağduriyetleri)

17 yıldır Wolverine rolü oynayan Hugh Jackman, Logan filminde yollara düşüp küçük bir kıza yardım pençesini uzatıyor. Reis filminde ise, 20 yıldır Mağdur rolüne hayat veren Uzun Adam'ın siyaset yoluna nasıl düştüğünü ve o kadar da Uzun Adam olmadığı çocukluğunu izliyoruz: Küçük Reis o kadar terbiyeli ve iyi kalpli ki, sanki Küçük Prens Kasımpaşa'ya uğramış gibi duruyor. Bir de İstanbul Kırmızısı var: Yolu Londra’dan İstanbul’a düşen Halit Ergenç, İstanbul trafiğine takılmadan boğazın keyfini çıkarıyor, ohh, hayat ona güzel oluyor.

O zaman konuyu yoldan, boğazdan filan açmışken şu sahneye de bakıp yazıya geçebiliriz:

 

Logan: Wolverine - Tırnağı kesmeye üşenip süper kahraman olmak...

Adamentium diye bir maddeden dolayı sapasağlam kemiklere sahip olan (sen de süt içersen senin de kemiklerin böyle olur), öfkelendiğinde elinden keskin pençelerin fırladığı ve Hugh Jackman’ın rolüyle kaynaşarak alaşım oluşturduğu bir karakter bu Wolverine… 'Elimakaslılar' familyasında olduğu için Makaseller ile de uzaktan akrabalığı olan Wolverine’e Hugh Jackman son kez hayat veriyor. Bakalım yönetmenimiz James Mangold, bize neler izletiyor:


Bedelli çıkıyor mu?

X-Men evreninde, 2029 yılındayız, "Yıl olmuş 2029, hala ne mutantı ya" şikayetlerinden dolayı artık normal yollarla mutant doğmuyor. Diğer yandan merdivenaltı imalathanelerde mutant imalatı yapılıyor. Bu arada Logan yaşlanıp alkolik olmuş, sağda solda "Ben Wolverine'ken bi tırnak geçirirdim, off..." sözleriyle artistlik yapıyor. Kendisi gibi yaşlanmış olan, mutant hocası Profesör Xavier'in bi nevi bakıcısı olmuş. X-Men: Apocalypse filminde içinde dünyalar barındıran zihnini gördüğümüz Profesör Xavier'in zihin güçleri de yalan olmuş, "Yavrum sen kimin çocuğuydun" diye ortalıkta geziyor.

Sonra Laura isminde bir küçük kız yaşamlarına giriyor. Kendi asker mutantlarını üreten bir şirket, Wolverine DNA'sından ürettikleri bu pençeli kızı asker yapmak istiyor. Laura ise, diğer vicdani retçi arkadaşlarıyla beraber askerlikten ve ülkeden kaçayım derdinde... Kaderleri, içinde Wolverine olan Logan'ın elinde...


- Kız zorunlu askerlikten muaf. Diğer çocuklar da yüksek lisans-doktora yapıp 35'e kadar tecil olacak. O arada bedelli çıkar, öderiz... Tamam mı?


- İşi yokuşa sürmeyin laan! Ben askerliğimi komando birliğinde yaptım, deşerim lan!..


Süper bir süper kahraman filmi mi?

20 tane süper kahramanı bir filmde toplamaya çalışmadıkları, bir solo kahraman öyküsü anlattıkları için sade bir film...  Sade ve sert: Şiddeti olduğu gibi, uçuşan organlarla görüyoruz. Organlar havada uçuştukça da "O organlardan bissürü mutant yapardık, mundar oldu" diye bakan şaşkın gözleri görüyoruz. O şaşkın gözlere Wolverine pençeleri giriyor, muhabbet kapanıyor! Özellikle ilk yarısı oldukça karanlık olan film, Nolan’ın çektiği Batman serisine yakın duruyor. Böylece film, "Bence Magneto hepsini s.ker atar" tarzı ergen muhabbetlerinden fazlası oluyor.

Logan'ın tıpkısı X-23 mutantının dövüşleri coşturuyor, Logan'ın çiftliğe misafir olduğu sekansta gerilim tavan yapıyor, kızın Western repliklerinden oluşan ağıdı da müthiş, ağlatıyor. Film, hem karanlık bir gerilim, hem keyifli aksiyon, hem sıcak yol filmi ve hem de nostaljik Western olabiliyor. Daha neler olabiliyor kim bilir, maşallah maşallah, mavi gözlüler çok övmesin de nazar değmesin.


Şirin babalı çocuk filmi, kaslı babalı felaket filmi, kafa deşmeli korku filmi de olabiliyor...
 

Puan: 80'in az altı... Şöyle bir parmak aşağısı... Heh, orası kaşınıyor işte...
 

İstanbul Kırmızısı – “Film batarsa ismini Instagram’a satalım bari, filtre yapsınlar”

Halit Ergenç, Tuba Büyüküstün, Nejat İşler, Mehmet Günsür gibi isimlerin rol aldığı, ama en çok da Zerrin Tekindor ve Gaye Su Akyol’un parladığı, normalde İtalya’da filmler çeken Ferhan Özpetek’in İstanbul filmi... Yönetmen, kendi kitabından uyarladı ve dediklerine göre galada, "Kitabı daha güzeldi yaaa" dedi... İstanbul’un en güzel yerinde (boğaz) ve henüz bozulmamış taraflarında (boğazın 1-2 kilometrelik kıyısı) geçen filmin fragmanı:


Nejat İşler'i kim kaybetti?

Halit Ergenç’in oynadığı Orhan Şahin isimli editör Londra’dan İstanbul’a geliyor. Orhan, yönetmen ve yazar olan Deniz Soysal’ın (Nejat İşler) ilk kitabının editörü ve kitabın esinlendiği insanlarla tanışacak. Güya! Adam ne zamandır İstanbul'dan uzak kalmış, boğazı geziyor, Deniz'in lüks yalısında dolaşıyor, partilerde takılıyor derken kitap işine bakmıyor gibi... O ara Deniz kayboluyor. Filmdekiler perişan oluyor ama biz çok önemsemiyoruz. O Kaybedenler Kulübü’ne üyeydi, demek ki biri kaybetti adamı, yazık diyoruz...

Deniz'in ailesi, "Ya böyle gözleri dalıyor, biraz serseri, biraz da gizemli" diye ellerinde fotoğraflarla* Nejat İşler'i arayadursun, birbirleriyle kötü aforizma şeklinde konuşan karakterler bir süre sonra bayıyor. Kitabın bazı yerleri filme uyarlanamamış gibi duruyor. Kitap kitap kalmış öyle...


- Kayboluşlar ve kaybedişler... İşte benim, Nejat İşler...


Neler oluyor?

Gizemli olaylar; acaba her şey Orhan'ın kafasının içinde mi, bütün bu izlediklerimiz onun canlandırdığı karakterler mi diye sorgulatıyor. Kafamız karışık! Ayrıca filmin yüzde 80'i boğaz taraflarında geçiyor. Boğaz kıyısından sadece toplumsal sorunlara gönderme yapmak için ayrılıyoruz. Ne zaman ki kadrajda boğaz görünmüyor; eşcinsellik, Cumartesi Anneleri, Kürt meselesi gibi konulara değiniliyor. Böyle olunca da "E daha demin boğaza karşı viski içiyorduk nerden bu konulara girdik" diyoruz, Kaybedenler Kulübü'nden çıkıp Cumartesi Annelerine nasıl geldik, anlamıyoruz... 

Ferzan Özpetek sinemasında çokça gördüğümüz; sıcak renkler, gerilimli yemek sahneleri, garip akrabalar iyi hoş ama bütün bunları Türkiye'de ve Türkçe çekince olmamış, yapay kaçmış galiba... Bir de Tuba'ya, Halit'e İtalyanca konuşturup öyle denenebilirdi belki!


Kamerayı biraz daha yamuk tutunca Galata'yı da Pisa Kulesi yapardık, olurdu valla...


Puan: 45 (‘lik yapıp öyle denenebilir bir de, kitap ve film olmamış gibi)

 

Reis – Reislik yaşı 11’e mi çekildi?

Çalışanlarının maaşlarının zamanında ödenmediği, çekimlerinin ve gösterime girme tarihinin sürekli ertelendiği, epik olacağı beklenirken çocuk tiyatrosuvari oyunculuklarla karşımıza çıkan filmi, çıkan işi kendisi de beğenmediğini söyleyen Hüdaverdi Yavuz yönetiyor. IMDB'deki puanı şimdilik 1.6 olan ve geçen aylarda IMDB'deki sinopisinde dakika başı diktatör yazıp silindikçe haber sitelerinin pek heyecanlandığı filmin fragmanı:


Reislik sistemi gelsin mi? 

Film, Menderes’in idamıyla başlıyor. Sonra 60’larda yaşayan 10'lu yaşlardaki Uzun Çocuk'un Reisçik dönemi ile 94 yılında İstanbul Belediye Reisi olan Uzun Adam'ın yaşadıkları arasında gelip gidiyoruz. 60’larda geçen kısımlar dönem filmi atmosferini yaşatıyor, renkler fena değil. Fakat 60'ların mahalle delikanlıları ile İstanbul Belediye Reisliği arasındaki kurgu anlaşılmıyor, kopuk olmuş bağlantılar... Mesela, 60'larda mahalleden bir çocuk dayak yiyor, hemen sonra 90'larda Erdoğan, şantaj yapan telefona "Ölüm, Allah'a kavuşmaktır" diye cevap veriyor. Şimdi ne alaka, şantajcıyı babası küçükken dövmüş mü, nolmuş? Anlamadım hâlâ...

Kurgucu tam paralel kurgu yapacakken "Paralel maralel sakata gelmeyelim şimdi" deyip kafasına göre kurgulamış gibi… Karışık; ülke yönetir gibi...


Küçük Reis, yeni oturma grubunun açılışı için hazırlanıyor...
 

Başka nereler anlaşılmıyor? Madde madde:

* 1997'de Siirt'te okuduğu şiirden dolayı hapse girmek, 20 sene sonra Cumhurbaşkanı olmuşken, hatta Başkanlığa hazırlanırken bir insanı hâlâ mağdur eder mi? Nasıl?.. Eder di mi, neden etmesin?..

 * Filmin öyküsünde,  ezan okunurken müzik çalmamasına, hatta düdük bile çalmamasına vurgu varken ezan daha bitmeden filme müziği dayıyorlar, karakterler dua okuyup namaz kılarken film müziği devam ediyor. Bu bir çelişki değil mi ya?

* Filmde, Reis'in çok mütevazı olduğuna dair birçok sahne var. Örneğin bir sahnede yanındakilerin tüm uyarılarına, "Biz yaparız Reis" sözlerine rağmen araba yıkıyor. Ev işlerinde de böyle mi acaba? 1000 odalık sarayın tozlarını bile şöyle hafiften alıyorsa diğer işlerine nasıl yetişiyor? 

 * Final sahnesinden anladığımız kadarıyla, 'Millet' dediğimiz şey, gardiyana sigarasını yaktırıp sonra da tokat atan ve kendisinin millet olduğunu vurgulayan bıyıklı bir tip galiba... Not alalım, ileride çıkar.


Reis, milleti kucaklamaya hazırlanırken...
 

* Başkan dediğimiz şey nasıl bir şey peki? Filmde, mahalledeki herkesin başkan diye çağırdığı bir herif var. Başkanı olduğu kulüp gol yiyince, silahını alıp sahaya giriyor, futbolcuların ayağına doğru sıkıyor. Yanında da Kurtlar Vadisi'ndeki Abidin var... Bunu da not alıyoruz.

 * Peki, Küçük Reis'in son dakikada girdiği mahalle maçında rövaşata çekmesine gerek var mıydı cidden? Çektiği rövaşatanın tam topa denk gelmesi ve topun da 90'lara yakın bir yerden girmesine gerek var mıydı peki? Büyük Reis'i özel maçlarda izlememiş olsak tamam diyeceğiz ama…

Puan: 10 (yaşındaki çocuğunuz mahallede racon kesmeyi öğrensin diyorsanız, birebir)

 

Alt Tarafı Dünyanın Sonu (It's Only the End of the World) – Sitcom dizi ailesinden dram çıkarmak... 

28 yaşındaki Xavier Dolan’a Cannes’da büyük jüri ödülü getirdi bu yeni filmi (29 yaşındayım ve bana da 200 beğeni filan getirecek bu yazı, hey gidi)... Başka Sinema sayesinde salonlara giren filmi, fragmanda göreceğiniz çok ünlü-çok yetenekli oyuncular alıp götürüyor. 12 sene aradan sonra ailesine dönüp onlara bir itirafta bulunmaya çalışan Louis'i izliyoruz. Aile eğlenceli: Deli Anne (kocasızlıktan), Sessiz Gelin (içten pazarlıklı), Enerjik Kız Kardeş (hormonlar), Öküz Abi (kıskanıyor)... Tiyatro uyarlaması film, bir oyuncu şenliği gibi; müzikler, yakın çekimler, kurgu filan hep iyi...

Filmdeki herkesin masmavi gözleri olması ve filmin dilinin Fransızcası bile filmi iyi yapmaya yetiyor aslında, boşuna bir paragraf yazdık.

Puan: Alt tarafı 80, üst tarafı da 80

 

Başka ne var:

Yukarıdaki, bir amaca sahip filmlerden ayrı olarak korkutma dışında bir amacı bulunmayan Dehşet Evi var. Sonra, hayatımıza "Sadece 10 kuruş farkla" deyimini hayatımıza kazandıran McDonalds'ın kurucusunu* izleyeceğimiz The Founder diye bir film var, azimli olursak 75 seneye kadar bizim de fast food zinciri patronu olabileceğimizi göreceğiz. Bir de, Ayna'nın şarkı sözü gibi bir isme sahip bağımsız yapım Yağmurlarda Yıkansam var... Bu kadar.


* İşin sırrı tabii ki, açılış yapmada...


SONUÇ - Yazı sonunda sürpriz yok mu?

Her sene bir adet güzel Marvel filmi girer ya, bu Logan da 2017 Marvel Güzeli* olacak gibi duruyor. Bir Deadpool kadar eğlenceli değil ama karanlık ve şiddet dolu tarafıyla, 13 yaşından büyükleri sinemalara bekliyor. Ve filmin bir de sürprizi var: Sonunda sürpriz video bekleyenler için sürpriz video koymuyor bu sefer; valla bu Marvel, sürprizden öldürür insanı... 


* Marvel Güzeli deyince insanın aklına soldaki gibi bir şey geliyor ama...


Logan dışında, bol salonda gösterimde olan Reis ve İstanbul Kırmızısı filmleri  tat vermiyor. İstanbul Kırmızısı "Eğer İstanbul bu ise bizim yaşadığımız şehir hangisi" dedirtirken Reis filmi de "Cumhurbaşkanı aslında böyle biriyse bizim başımızdaki kim" diye sorgulatıyor. Haftanın en incelikli işi ise Alt Tarafı Dünyanın Sonu sayılabilir, ona gidilebilir. 32 yaşındaki adama Oscar veriyorlar, 28 yaşında adama Cannes veriyorlar diye delirmeyin yalnız, uslu uslu izleyin...

Haydi o zaman, haftaya görüşmek üzere...

-BİTTİ (Haftaya Deli Aşk var. Cem Yılmaz yapımcı ve oyuncu. Gerisini anlatırız sonra)-

Twitter: @duraladam

 

(iletisimcevahiri Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(12.5.2019)

Kastamonu'da AKP döneminden 100 Bin TL'lik pastırma borcu devralan MHP yönetimi isyan etti: ''Nerede yediniz o pastırmaları?''

"İnşallah hepsini belediye binasında yememişlerdir. Yoksa 1 senede çıkmaz onun kokusu..."

Yelda Şuralı, Psikolog


Diğer yorumlar ->

(18.4.2019)

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım'dan CHP'ye ağır suçlamalar: ''Tek adam rejimini yıkıp demokrasi getirmek istiyorlar...''

"Yalnız demokrasi falan bunlar çok ciddi ithamlar. Eğer ispatlayamazsa altında kalır..."

Oğuzhan Deynek, Tesisatçı


Diğer yorumlar ->