Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
DERGİ
-> Kına gecesinde çıkan olaylar sebebiyle, damat tarafına düğünde seyircisiz oynama cezası verildi...
-> Yeniden yayınlanmaya başlayacak olan Çocuklar Duymasın dizisinde çocuk kalmamış olması senaristleri düşündürüyor...
-> Metin Hara: ''Bi an benim bile gerçek zannettiğim bi süreçti...''
-> Galatasaray, geçen seneki ''Tek yürek Tek bilek'' sloganını bu sezon ''3 Kulhu 1 Elham'' olarak değiştirdi...
-> Hasbelkader altılı tutturan Fildişi Sahilleri, bir sonraki G8 zirvesine ev sahipliği yapacak...
FOTOHABER

''Hero'' operasyonu sürüyor. Ünlü reklam yıldızı gözaltında...

Zaytung Zone

Kavanozda limonata sezonumuz açılmıştır! Az kaldı yakında ayrana da fesleğen falan koyarız. Hep para tuzağı işte bunlar, en sevdiğimiz şey...

HALKIN SESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya'yı çözdü: ''Hasbelkader zengin olmuşlar...''

"Dedi ve tesadüfen oluşmuş Mercedes'ine binerek uzaklaştı..."
BLOG

Kaçıranlar ve Yeniden Boynuzlanmak İsteyenler İçin: Eski Sevgiliye Bir Şans Daha Vermek...

VİDEOHABER

Başbakan Binali Yıldırım, İstanbul'da yaşanan sel felaketiyle ilgili son durumu aktardı...

SPOR

Fatih Terim'in Daha Önce Hiç Mekan Basma Haberiyle Gündeme Gelmediğini Fark Eden Türkiye Şaşkın: ''Nasıl ya? Böyle bir şey ilk kez mi oluyor?''

Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim'in dün gece Çeşme'de bir mekanı damatları ve korumalarıyla birlikte bastığı yönündeki haberler, Terim adının daha önce hiç mekan basma haberiyle gündeme gelmediğini fark eden Türkiye'de şaşkınlıkla karşılandı. devamı...
KİTAP

Minimum Eforla Maksimum Prim Sağlayan 6 Oldukça Kısa Kitap

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

LYS'ye giren Sevgili Koçlar, sonuçların açıklanmasıyla birlikte kendinizi Karabük, Yozgat, Kırıkalle ve Sakarya'nın aslında o kadar da kötü yerler olmadığına ikna etmeniz gereken bir döneme giriyorsunuz. Şimdiden Allah kolaylık versin... devam...

Maymunlar Cehennemi: Savaş (Konu: Evrim, Tür: Aksiyon, Cins: Şempanze, orangutan, goril...)

Lan bu gene mi tatile çıkmış?

Türkiye, Akşam Üzeri 4 Gibi Uğrayacağını Söyleyen 27.000 Ustayı Bekliyor...

Akşam sularında Türkiye'nin çeşitli bölgelerindeki emniyet müdürlüklerine ulaşan binlerce kayıp usta ihbarı yurt genelinde korku ve paniğe neden oluyor. Tamirat, boya badana ve montaj ustalarından oluşan toplam 27.282 kişiden en son saat 13.30 civarı ''En geç 4 gibi ordayım'' mesajı alınırken, hiç değilse telefonla bile olsa ustalarına ulaşabilmek için bekleyen ailelerde ise umutlar giderek tükeniyor... devamı...

Olmayan Yaz Okulu ve Stajı Ailelerine Varmış Gibi Gösteren 617 Öğrenci, Sabah Saatlerinde Yapılan Operasyonla Memleketlerine Gönderildi...

İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün bu sabah şehrin 16 noktasında eş zamanlı olarak düzenlediği operasyonla, memleketlerine gitmemek için olmayan yaz okulu ve stajı bahane eden 617 üniversite öğrencisi kıskıvrak yakalandı...devamı...

Overwatch Open Division Turnuvasının Detayları Açıklandı...

Tek-tip ve Bedelli Askerlikle İlgili Gerçekten Çok Önemli Bazı Gelişmeler Oldu

Sponsorlu

Özel Beybihan Üniversitesi, Öğrencilere Diledikleri Kampüse Giriş İmkanı Sunan "Sahte Kimlik" Uygulamasıyla Tercih Yarışında Ben de Varım Diyor...

LYS sonuçlarının açıklanmasıyla birlikte üniversiteler arasındaki tercih yarışı da başlarken, Özel Beybihan Üniversitesi'nden sürpriz bir atak geldi..
devamı...

Sinema

Vizyonda Bu Hafta: T2 Trainspotting (Bonzai adamı bozai ama 2. film yine taş gibi...)

Bu hafta sürpriz var! Şubatta vizyona gelecekken dağıtımcısının son anda gösterime girmeyeceğini duyurduğu T2 Trainspotting filmi için üzülmüş, dudaklarımızı büzmüştük hani... "Recep İvedik izleyip toplum içinde s.çmadığımıza göre, bunu da izleyip keşliğe özenmeyiz, getirin şunu!!" diye kendi kendimize çemkirmiştik. Duyan olmuş ki, gösterime soktular şimdi... Gerçi az salona koymuşlar bu sefer de; tinerciler yollarını kesmiş de cebindeki bozuklukları vermişler gibi muamele etmişler filme...

Her şeye rağmen bu vasat vizyon haftasında ilaç gibi gelecek bir film diyelim, zamanının pis keşleriyle savaşan Cüneyt Arkınlı bir filmden fragman koyup Trainspotting ağırlıklı yazımıza geçelim:

 

T2 Trainspoting – Kaliteli bir itlik-serserilik-keşlik nostaljisi...

Yönetmenliği 1996 yapımı ilk filmdeki gibi, çektiği her filmi bir şekilde övmeden duramadığımız Danny Boyle üstleniyor, senarist de yine John Hodge... İlk film Irwina Welsh’in kitabından uyarlanmıştı, bu film de ikinci kitabı Porno'dan esinlenmiş. Esinlenmiş ama ilk kitaptaki filme alınmayan bölümlerle karıştırılmış, eklemeler yapılmış, "İsmini Porno koyup ürkütmeyelim Türkiye Kültür Bakanlığındaki teyzeleri" derken bambaşka bir senaryo çıkmış.

Oyuncular, aynı kişiler, daha doğrusu aynı kişilerin 20 sene sonraki  hali: Ewan McGregor (Renton), Robert Carlyle (Begbie), Jonny Lee Miller (Simon), Ewen Bremner (Spud)…


Neler oluyor bize? Yine neler oluyor gülüm?

İlk filmde Mark Renton, keş tayfasıyla beraber sattığı 'mal'ın parasını kapıp kaçmıştı ve her türlü piçliğine rağmen onu şirin gösteren gülüşüyle film sona ermişti. Geçen 20 yılda kendisine Amsterdam'da bir aile kurmuş olan Renton, Edinburgh'a dönüyor. Dönüyor ve pezevenklik-şantajcılık işleriyle ekmeğini kazanan Hasta Çocuk Simon'a, Güngören'de Çinçin'de yaşasa garip kaçmayacak Begbie'ye ve "Aslında eroini-kokaini olmasa iyi çocuk" dediğimiz Spud'a kendisini affettirmeye çalışıyor. Bakalım Dövüş Kulübü gibi 90'ların asi filmlerinden olan Trainspotting, yine isyankar damarımızı bulabilecek, bizi Doğuş dinlediğimiz zamanlara götürebilecek mi? 

Keşlik, pezevenklik, adam bıçaklama, kafada şişe kırma gibi suçlardan, nerden baksan 1-2 sene yatarı olan film, naifliğini de koruyan, büyüklerinin yanında edebini bozmayan bir karaktere sahip yine.


"Ağzına sıçacam senin Renton" sahnesi için hazırlanmış gerçekçi bir mizansen...
 

Kaliteli mal var mı? Doğru yolu bulacakları yok mu?

Yine, yer yer baş döndüren hızlı kurgu, bolca şarkı-müzik, arada nefes almak için sakin sahneler, arada da kafası iyi efekti vermek için yamuk yumuk kadrajlar var. Bunun yanında flashback’ler ve fantastik hayaller mevcut... Bir süre sonra zaten gerçekler-fanteziler-anılar karışıyor. Mekanlar da hızlı hızlı gözümüzün önünden geçerken nerede olduğumuzu bilemiyoruz. Bu şekilde zaman-mekan algımız bozulunca biz de en azından, bir fırt çekmiş kadar oluyoruz (elektronik sigaradan bahsediyorum yanlış anlamayın, o da arada patlıyor diyorlar, değişik bi adrenalini varmış).

Bu saykodelik kurguda, dünyanın da değişmekte olduğunu, yeni dünya düzeninin ne kadar yüzeysel ve boktan olduğunu anlıyor, eskileri hatırlıyoruz. Eskileri hatırlarken aklımıza o yılların başbakanı Tansu Çiller geliyor, onun ne kullandığını merak ediyoruz.


- Bu Türklere "Erbakan iyi adamdı aslında ya" dedirten nasıl bir düzen lan acaba?!


Özenelim mi, bezenelim mi?

Yer yer eroinin-kokainin dertsiz kafasına özeniyor, ne güzelmiş diyoruz. Yer yer de bok gibi şeyler, adamların dötü 20 yıldır boktan kurtulmuyor mesajını alıyoruz. Ergenler, ebeveynleri eşliğinde, bazı sahnelerde gözleri kapatılarak izlerse iyi olur. Ebeveyni yan koltukta sürekli "Oğlum/kızım bak bu keşlerin hiç gelecekleri yok, sen temiz kafayla 20 küsur sınava girdikten sonra 1700 lira maaşla iş bulabilirsin. Aman özenme e mi yavrum benim" derse iyi olur...

Bu arada filmin soundtrack'i yine baştan çıkarıyor. Filmle özdeşleşen Iggy Pop'un Just For Life'ını güzel remix’lemişler bence. Gençler ille de bir şeye özenecekse, bu müzisyenlere özenip efendi bir bas gitarcı olabilirler mesela... Ne bileyim, sürekli birilerinden kaçan Renton karakterine özenip koşuculuğa da başlayabilir. Takın kulağına Iggy Pop'u, salın Avrasya koşusuna, enerjisini atsın çocuk!


Şu sol baştaki hayvan da madde kullanıcısı gibi bakıyor. O da özenmiş belli ki...


İlk film mi döver, bu mu? Madde madde:

* Bu filmde de küreselleşmeye, sosyal medyaya, Snaphat'e, Instagram'a çakıyorlar! Renton'ın "Choose life" ile başlayan uzunca tiradı, ilk filmin başındaki-sonundaki sistem karşıtı monologları aratmıyor. Yalnız konuşmanın çoğunu unuttum, neyi seçip seçmeyeceğimi bilmiyorum. Bi' Snapchat kaldı aklımda, sistem yanlısı olmamak için sevgiliyle çekildiğimiz geyik filtreleri fotoğrafları siliyoruz!

 * İlk filmin geneli gündüz çekimleriydi, iç mekanlarda da absürt sahneler çekilmişti. Bu film ise daha çok gece çekimlerinden oluşuyor, artık hayatlarının gece kısmında olduklarını anlamamız isteniyor. Dekorun iyi bir şekilde kullanıldığı karanlık sahneler var. Tabii Renton'ın manitasına "Ay ışığım, gece saçlım" dediği romantik sahneler değil bunlar; aksiyon, şiddet, hicaz makamında rock müzikler...

 * İlk filmden daha oturaklı bir şekilde işleyen bu yapımda, akılda kalıcı absürt sahneler de mevcut... Örneğin, insanların yüzüne smile'ların yapıştırıldığı gizli kamera görüntüleri... Bir de kent içinde yıkık bina döküntülerinin, hurda araba parçalarının kule şeklinde yığıldığı kareler anlamlı duruyor. Uzun uzun bakıp anlamaya çalışıyoruz: Şu demirleri toplayıp hurdacıya götürsek kilosuna kaç verir amca?


Gençlere iyi örnek olmak için nefsini tutan, bira-votka-şarapla yetinen keşlerimiz...

Filmden replik:Kendi gençliğinde dolaşan bir turist gibisin" (Hasta Çocuk'tan arkadaşı Renton'a)

Puan: 80 (İlki 90'dı... İlk film her zaman 10 puan fazladır)


Saplantı (Unforgettable) - Ger ger sarışınım ger...

Aslında yapımcı olan Denise Di Novi isminde bir ablanın, "Parasını ben verdim o koltuğun" diyerek yönetmenlik koltuğuna oturdu Saplantı, evliliği bittiği halde eski kocasının nişanlısını delicesine kıskanan saplantılı-takıntılı ve sarışın bir kadının yaratmaya çalıştığı gerilimi anlatıyor:


Ne yani?

Kadın, eski kocasının yeni bir ilişki kurmasını içine sindiremiyor. Şuursuz... Film boyunca cool durarak kötücül planları olduğunu hissettiriyor. Eski tip gerilimlerdeki gibi, dışarıdan gelerek orta sınıf-huzurlu ailenin başına bela olmaya çalışıyor. Fakat film oldukça geri kafalı, Gaspar Noe'nun Love diye bir film çektiği çağda sevişmeyi bile kötü gösterebiliyor; erotik gerilim beklerken kız babası gerilimiyle karşılaşıyoruz. Yabancılardan bazıları fragmandaki 2-3 sevişmeyi görüp 'erotik gerilim' demiş ama siz aldanmayın. Fi dizisi için de öyle diyorlardı, 6 bölümde 3 sevişme gördük! Temkinli davranın...

Çok gerek var gibi, baya da para harcıyorlar bu vasat filmler için, bana koyan o...Filme harcayacakları parayla üniversitelilerin cebine harçlık koysalar, New York sokaklarındaki peçete satan çocuklardan birkaç bin peçete alsalar keşke!


Birazdan peçete satan bir kız ya da amca gelip muhabbeti bölecek gerilimi...

Puan: ATM'nin para üstü olarak verdiği ve atmaya kıyılamadığı için evde biriken 1 kuruşlar...

 

Gerçeğin İki Yüzü (The Last Face) - Madalyonun diğer tarafı?

Sean Penn'in 5. yönetmenliği olan filmde Charlize Theron ve Javier Bardem başrolleri oynuyor. Cannes'da gösterilen ve bazı seyirciler yuhaladığı, bazıları ise başyapıt başyapıt diye alkışladığı için kimsenin doğru dürüst izleyemediği film şimdi de bizim beğenimize sunuldu:


 

Sınır tanımıyorlar mı? Nereye kadar tanımıyorlar?

Sınır tanımayan iki doktor bunlar, Afrika'da gönüllü olmuşlar, zamanla birbirleriyle yakınlaşıp madem sınır tanımıyoruz, prezervatif kullanmadan sevişebiliriz düşüncesiyle güzel bir seks sahnesi izletiyorlar izleyiciye... Sonra da "Biz sevişiyoruz ama bu iç savaş karışıklığında yaşayan şu masum çocuklar da ileride seks yapabilecek mi? Hele şunun burnundan akan masum sümüğe bak" diye hüzünleniyorlar. Film, sömürgeciliğin yarattığı önemli sorunlara temas etse de, Amerikalıların Liberya'dan, zamanında sömürgeleştirdikleri için özür dileme filmi gibi duruyor (ince bir adam şu Sean Penn)...

Dolayısıyla film, STV'de yayımlanan bir Afrika belgeselinin, biraz daha Avrupai bir sinema anlayışıyla süslenmişi, Amerikan liberalizmiyle kuşatılmışı, biraz da üzerine sevişilmişi gibi...


- Düşünebiliyor musun ya, o kadar güneşte yanıyorlar, 30 faktörlü bir güneş kremleri bile yok...

Puan: Düğünden sonra 'after party' yapan modern gelinin barda düşürüp bulamadığı çeyrek altın


Diğer:

Tolgahan Sayışman ve Bade İşçil'in oynadığı, Hollywood romantik komedilerine benzeyen Eski Sevgili filmi, eli yüzü düzgün, üstü başı temiz, dişlerini düzenli fırçalayan bir film gibi... Ama onun dışında, Çetin Altay'ın başrolde oynamasından kendisini belli eden komedi filmi Baş Belası, DAN DAN efektiyle izleyici korkutmaya çalışan cinli film 666 Cin Musallatı, fragmanında oyun havası eşliğinde sıçmak-döt-bok gibi şeylerin konuşulduğunu gördüğümüz Çam Yarması onların yerine utandığımız yerli filmler olarak karşımıza çıkıyor...


Eski sevgili demişken şu görseli gösterip 'Aman dikkat' diyeyim! Siz anladınız onu...

Ayrıca; roman uyarlaması bir Japon animasyonu olan fare odaklı Gamba: Macera Çetesi,fotoğraf sanatçılığı-hastalık-değişen bakış açısı konulu, ağlatma odaklı Umudun Kıyısı, Jean Reno'yla dikkat çeken ve bizim yerli komedilere benzeyen, şövalye odaklı Çılgın Ziyaretçiler 3 ve macera yaşarken nostalji yaşatmaya odaklı Kaptan Cousteau: Derinliklere Yolculuk da haftanın diğer seçenekleri...

 

SONUÇ - Basın kartımı gören oldu mu?

Bu yazının amacı eski ve yeni Trainspotting'leri övmekten başka bir şey değildi, siz de gidin, sonra DM'ye gelin, biraz daha övelim. Dinlenip dinlenip övelim... Bunun dışında, kalitesi fark etmeksizin gerilimden vazgeçmeyenler Saplantı'ya, romantik olsun da nasıl olursa olsun diyerek sınır tanımayan çiftler Gerçeğin İki Yüzü'ne ya da Eski Sevgili'ye gidebilirler. Bir de yaşı TRT'de yayımlanan Kaptan Cousteau'ya yetenler de Derinlere Yolculuk filmine gidip ciğerleri çok zorlamadan iç çekebilirler..

Herkes neye gideceğini biliyorsa ben de yeni başlayan Eskişehir Film Festivali’ne gideyim o zaman. Gelirseniz görüşürüz, şehir dışından gelenleri de evde misafir edebilirim (nezaketen söylüyorum, anca bana kadar yer var evde. Maalesef...).

Twitter: @duraladam

-BİTTİ (3-4 ayda bi izlediğimiz 'güzel yerli film' kontenjanından, Kaygı geliyor haftaya)-

(iletisimcevahiri Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla instela'da paylaş Allah'a havale et

Sizin Yorumlarınız:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Pekila.com içerikleri pekila.com

Sıradaki Haberler:

(21.7.2017)

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Almanya'yı çözdü: ''Hasbelkader zengin olmuşlar...''

"Dedi ve tesadüfen oluşmuş Mercedes'ine binerek uzaklaştı..."

Caner Bilezikci, Berber


Diğer yorumlar ->

(14.7.2017)

''Cemaatlerin denetlenmesi'' önerisinin, Darbe Komisyonu raporundan son anda gizlice çıkarıldığı ortaya çıktı...

"Bu adamların içinde bir çakallık olmayan son işi 2008 yılındaki kapalı alanlarda sigara içme yasağıyla ilgiliydi sanırım. En azından benim bildiğim bi katakulli yok o işte..."

Gürkan Canaplar, Büfeci


Diğer yorumlar ->