Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
BLOG

Seda Tripkolic'ten, Çek Git Bebeğim Musa'ya... Bir Neslin Ergenliğine (ve Mahalle'deki Internet Cafe'ye) Damgasını Vuranlar

-> Müsteşar olma hayali kuran bir devlet memuru daha emekli olup okeye dördüncü oldu...
-> Kebapçı Selahattin, yoğun talebin ardından Florya Şubesi için kolları sıvadı...
-> Beşiktaş'ın ardından Galatasaray'dan da üç puan koparmayı başaran Ali Palabıyık, şampiyonluk iddiasını sürdürdü...
-> İgor Tudor: ''4 farklı yenildik ama aradaki dört gol suni...''
-> İtirafçı olduğu iddia edilen Reza Zarrab hakkında henüz olumsuz haber çıkmayan yandaş medyada mahkeme gününe kadar umutların sürdüğü sanılıyor...
FOTOHABER

Başakşehir-Galatasaray maçının en geniş özeti...

Kütahyalı cemaat, ''ne yapmak, nereye varmak istedikleri'' konularında bilgilendirmek üzere yarın Devlet Bahçeli'yi ağırlayacak...

Zaytung Zone

Zaytung Zone 2. Tasarım Pazarı birbirinden harika atölyelerle 19 Kasım'da...

SİNEMA

Justice League: Adalet Birliği (Batman’in sözleşmeli işçi olarak çalıştırdığı dünyayı kurtarma ekibi)

SPOR

Türkiye’nin Gurur Gecesi: Furkan Atmaca(13) Yönetimindeki A Milli Takımımız FIFA 18’de Adını Finale Yazdırdı…

Dünya Kupası’na veda eden,oynadığı oyun ve aldığı kötü sonuçlarla sürekli eleştirilen Türkiye A Milli Futbol Takımı'nda yüzler FIFA 18’den gelen haberle güldü... devamı...
VİDEOHABER

Bahçeli, bu kez de Suudi Arabistan'da oynanan büyük oyunu bozdu...

HALKIN SESİ

ABD Başkanı Trump: ''Bu kadar çok ülke olduğunu hiç bilmiyordum...''

"İnşallah 'Hepsini aklımda tutamıyorum, sayısını azaltalım bunların' diye emir vermez orduya. Deli bu çünkü. Manyak..."
KİTAP

İstanbul Kitap Fuarı'nda Hayatta Kalma ve Başarıyı Yakalama Rehberi...

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Grip olmaktan korktuğunuz kadar Allah'tan korksaydınız şimdiye kendi tarikatınızı kurmuş, müridlerinize okunmuş cep telefonu kılıfı falan satıyordunuz. Azcık dışarı çıkın yahu... devam...

ROCKY tshirtü için ilk gözaltı kararı hangi şehirden gelecek?

GTA'dan FIFA'ya... Yıllara Yollara Meydan Okuyan En İyi 7 Oyun...

Hiçbir Ortak Noktası Olmayan Çift, Henüz İnkar Aşamasında: ''Ne güzel işte, birbirimizi tamamlıyoruz hem...''

Yaklaşık 3 aydır beraber olmalarına rağmen henüz yaz mevsimini ve yavru kedileri sevmek dışında ortak bir nokta bulamayan Buse Duru (28)-Halit Derdenli (28) çiftinin durumu görmezden gelme yönündeki umutsuz çabaları sürüyor. Uyumsuzlukları kendileri dahil herkes tarafından kısa sürede fark edilen çift, şimdilik "ne güzel işte birbirimizi tamamlıyoruz" avuntusuna sıkı sıkıya tutunmaya çalışırlarken, otoriteler ise en geç 2 ay içinde ayrılık çanlarının çalacağına kesin gözüyle bakıyor. devamı...

Rıza Sarraf'ın İtirafçı Olduğu İddialarının Ardından Dışişleri'nden ABD'ye Yeni Nota: ''Adı bile belli olmayan ne idüğü belirsiz bir şahsın sözleriyle...''

ABD'de tutuklu olarak yargılanan Rıza Sarraf'ın ceza indirimi karşılığında savcılığa itirafçı olduğu yönünde çıkan haberlerin ardından Dışişleri Bakanlığı'nda hareketli saatler yaşanıyor...devamı...

Türkiye, Gece Kılınacak İlk Cenaze Namazının Heyecanını Yaşıyor

Sinema

Vizyonda Bu Hafta: T2 Trainspotting (Bonzai adamı bozai ama 2. film yine taş gibi...)

Bu hafta sürpriz var! Şubatta vizyona gelecekken dağıtımcısının son anda gösterime girmeyeceğini duyurduğu T2 Trainspotting filmi için üzülmüş, dudaklarımızı büzmüştük hani... "Recep İvedik izleyip toplum içinde s.çmadığımıza göre, bunu da izleyip keşliğe özenmeyiz, getirin şunu!!" diye kendi kendimize çemkirmiştik. Duyan olmuş ki, gösterime soktular şimdi... Gerçi az salona koymuşlar bu sefer de; tinerciler yollarını kesmiş de cebindeki bozuklukları vermişler gibi muamele etmişler filme...

Her şeye rağmen bu vasat vizyon haftasında ilaç gibi gelecek bir film diyelim, zamanının pis keşleriyle savaşan Cüneyt Arkınlı bir filmden fragman koyup Trainspotting ağırlıklı yazımıza geçelim:

 

T2 Trainspoting – Kaliteli bir itlik-serserilik-keşlik nostaljisi...

Yönetmenliği 1996 yapımı ilk filmdeki gibi, çektiği her filmi bir şekilde övmeden duramadığımız Danny Boyle üstleniyor, senarist de yine John Hodge... İlk film Irwina Welsh’in kitabından uyarlanmıştı, bu film de ikinci kitabı Porno'dan esinlenmiş. Esinlenmiş ama ilk kitaptaki filme alınmayan bölümlerle karıştırılmış, eklemeler yapılmış, "İsmini Porno koyup ürkütmeyelim Türkiye Kültür Bakanlığındaki teyzeleri" derken bambaşka bir senaryo çıkmış.

Oyuncular, aynı kişiler, daha doğrusu aynı kişilerin 20 sene sonraki  hali: Ewan McGregor (Renton), Robert Carlyle (Begbie), Jonny Lee Miller (Simon), Ewen Bremner (Spud)…


Neler oluyor bize? Yine neler oluyor gülüm?

İlk filmde Mark Renton, keş tayfasıyla beraber sattığı 'mal'ın parasını kapıp kaçmıştı ve her türlü piçliğine rağmen onu şirin gösteren gülüşüyle film sona ermişti. Geçen 20 yılda kendisine Amsterdam'da bir aile kurmuş olan Renton, Edinburgh'a dönüyor. Dönüyor ve pezevenklik-şantajcılık işleriyle ekmeğini kazanan Hasta Çocuk Simon'a, Güngören'de Çinçin'de yaşasa garip kaçmayacak Begbie'ye ve "Aslında eroini-kokaini olmasa iyi çocuk" dediğimiz Spud'a kendisini affettirmeye çalışıyor. Bakalım Dövüş Kulübü gibi 90'ların asi filmlerinden olan Trainspotting, yine isyankar damarımızı bulabilecek, bizi Doğuş dinlediğimiz zamanlara götürebilecek mi? 

Keşlik, pezevenklik, adam bıçaklama, kafada şişe kırma gibi suçlardan, nerden baksan 1-2 sene yatarı olan film, naifliğini de koruyan, büyüklerinin yanında edebini bozmayan bir karaktere sahip yine.


"Ağzına sıçacam senin Renton" sahnesi için hazırlanmış gerçekçi bir mizansen...
 

Kaliteli mal var mı? Doğru yolu bulacakları yok mu?

Yine, yer yer baş döndüren hızlı kurgu, bolca şarkı-müzik, arada nefes almak için sakin sahneler, arada da kafası iyi efekti vermek için yamuk yumuk kadrajlar var. Bunun yanında flashback’ler ve fantastik hayaller mevcut... Bir süre sonra zaten gerçekler-fanteziler-anılar karışıyor. Mekanlar da hızlı hızlı gözümüzün önünden geçerken nerede olduğumuzu bilemiyoruz. Bu şekilde zaman-mekan algımız bozulunca biz de en azından, bir fırt çekmiş kadar oluyoruz (elektronik sigaradan bahsediyorum yanlış anlamayın, o da arada patlıyor diyorlar, değişik bi adrenalini varmış).

Bu saykodelik kurguda, dünyanın da değişmekte olduğunu, yeni dünya düzeninin ne kadar yüzeysel ve boktan olduğunu anlıyor, eskileri hatırlıyoruz. Eskileri hatırlarken aklımıza o yılların başbakanı Tansu Çiller geliyor, onun ne kullandığını merak ediyoruz.


- Bu Türklere "Erbakan iyi adamdı aslında ya" dedirten nasıl bir düzen lan acaba?!


Özenelim mi, bezenelim mi?

Yer yer eroinin-kokainin dertsiz kafasına özeniyor, ne güzelmiş diyoruz. Yer yer de bok gibi şeyler, adamların dötü 20 yıldır boktan kurtulmuyor mesajını alıyoruz. Ergenler, ebeveynleri eşliğinde, bazı sahnelerde gözleri kapatılarak izlerse iyi olur. Ebeveyni yan koltukta sürekli "Oğlum/kızım bak bu keşlerin hiç gelecekleri yok, sen temiz kafayla 20 küsur sınava girdikten sonra 1700 lira maaşla iş bulabilirsin. Aman özenme e mi yavrum benim" derse iyi olur...

Bu arada filmin soundtrack'i yine baştan çıkarıyor. Filmle özdeşleşen Iggy Pop'un Just For Life'ını güzel remix’lemişler bence. Gençler ille de bir şeye özenecekse, bu müzisyenlere özenip efendi bir bas gitarcı olabilirler mesela... Ne bileyim, sürekli birilerinden kaçan Renton karakterine özenip koşuculuğa da başlayabilir. Takın kulağına Iggy Pop'u, salın Avrasya koşusuna, enerjisini atsın çocuk!


Şu sol baştaki hayvan da madde kullanıcısı gibi bakıyor. O da özenmiş belli ki...


İlk film mi döver, bu mu? Madde madde:

* Bu filmde de küreselleşmeye, sosyal medyaya, Snaphat'e, Instagram'a çakıyorlar! Renton'ın "Choose life" ile başlayan uzunca tiradı, ilk filmin başındaki-sonundaki sistem karşıtı monologları aratmıyor. Yalnız konuşmanın çoğunu unuttum, neyi seçip seçmeyeceğimi bilmiyorum. Bi' Snapchat kaldı aklımda, sistem yanlısı olmamak için sevgiliyle çekildiğimiz geyik filtreleri fotoğrafları siliyoruz!

 * İlk filmin geneli gündüz çekimleriydi, iç mekanlarda da absürt sahneler çekilmişti. Bu film ise daha çok gece çekimlerinden oluşuyor, artık hayatlarının gece kısmında olduklarını anlamamız isteniyor. Dekorun iyi bir şekilde kullanıldığı karanlık sahneler var. Tabii Renton'ın manitasına "Ay ışığım, gece saçlım" dediği romantik sahneler değil bunlar; aksiyon, şiddet, hicaz makamında rock müzikler...

 * İlk filmden daha oturaklı bir şekilde işleyen bu yapımda, akılda kalıcı absürt sahneler de mevcut... Örneğin, insanların yüzüne smile'ların yapıştırıldığı gizli kamera görüntüleri... Bir de kent içinde yıkık bina döküntülerinin, hurda araba parçalarının kule şeklinde yığıldığı kareler anlamlı duruyor. Uzun uzun bakıp anlamaya çalışıyoruz: Şu demirleri toplayıp hurdacıya götürsek kilosuna kaç verir amca?


Gençlere iyi örnek olmak için nefsini tutan, bira-votka-şarapla yetinen keşlerimiz...

Filmden replik:Kendi gençliğinde dolaşan bir turist gibisin" (Hasta Çocuk'tan arkadaşı Renton'a)

Puan: 80 (İlki 90'dı... İlk film her zaman 10 puan fazladır)


Saplantı (Unforgettable) - Ger ger sarışınım ger...

Aslında yapımcı olan Denise Di Novi isminde bir ablanın, "Parasını ben verdim o koltuğun" diyerek yönetmenlik koltuğuna oturdu Saplantı, evliliği bittiği halde eski kocasının nişanlısını delicesine kıskanan saplantılı-takıntılı ve sarışın bir kadının yaratmaya çalıştığı gerilimi anlatıyor:


Ne yani?

Kadın, eski kocasının yeni bir ilişki kurmasını içine sindiremiyor. Şuursuz... Film boyunca cool durarak kötücül planları olduğunu hissettiriyor. Eski tip gerilimlerdeki gibi, dışarıdan gelerek orta sınıf-huzurlu ailenin başına bela olmaya çalışıyor. Fakat film oldukça geri kafalı, Gaspar Noe'nun Love diye bir film çektiği çağda sevişmeyi bile kötü gösterebiliyor; erotik gerilim beklerken kız babası gerilimiyle karşılaşıyoruz. Yabancılardan bazıları fragmandaki 2-3 sevişmeyi görüp 'erotik gerilim' demiş ama siz aldanmayın. Fi dizisi için de öyle diyorlardı, 6 bölümde 3 sevişme gördük! Temkinli davranın...

Çok gerek var gibi, baya da para harcıyorlar bu vasat filmler için, bana koyan o...Filme harcayacakları parayla üniversitelilerin cebine harçlık koysalar, New York sokaklarındaki peçete satan çocuklardan birkaç bin peçete alsalar keşke!


Birazdan peçete satan bir kız ya da amca gelip muhabbeti bölecek gerilimi...

Puan: ATM'nin para üstü olarak verdiği ve atmaya kıyılamadığı için evde biriken 1 kuruşlar...

 

Gerçeğin İki Yüzü (The Last Face) - Madalyonun diğer tarafı?

Sean Penn'in 5. yönetmenliği olan filmde Charlize Theron ve Javier Bardem başrolleri oynuyor. Cannes'da gösterilen ve bazı seyirciler yuhaladığı, bazıları ise başyapıt başyapıt diye alkışladığı için kimsenin doğru dürüst izleyemediği film şimdi de bizim beğenimize sunuldu:


 

Sınır tanımıyorlar mı? Nereye kadar tanımıyorlar?

Sınır tanımayan iki doktor bunlar, Afrika'da gönüllü olmuşlar, zamanla birbirleriyle yakınlaşıp madem sınır tanımıyoruz, prezervatif kullanmadan sevişebiliriz düşüncesiyle güzel bir seks sahnesi izletiyorlar izleyiciye... Sonra da "Biz sevişiyoruz ama bu iç savaş karışıklığında yaşayan şu masum çocuklar da ileride seks yapabilecek mi? Hele şunun burnundan akan masum sümüğe bak" diye hüzünleniyorlar. Film, sömürgeciliğin yarattığı önemli sorunlara temas etse de, Amerikalıların Liberya'dan, zamanında sömürgeleştirdikleri için özür dileme filmi gibi duruyor (ince bir adam şu Sean Penn)...

Dolayısıyla film, STV'de yayımlanan bir Afrika belgeselinin, biraz daha Avrupai bir sinema anlayışıyla süslenmişi, Amerikan liberalizmiyle kuşatılmışı, biraz da üzerine sevişilmişi gibi...


- Düşünebiliyor musun ya, o kadar güneşte yanıyorlar, 30 faktörlü bir güneş kremleri bile yok...

Puan: Düğünden sonra 'after party' yapan modern gelinin barda düşürüp bulamadığı çeyrek altın


Diğer:

Tolgahan Sayışman ve Bade İşçil'in oynadığı, Hollywood romantik komedilerine benzeyen Eski Sevgili filmi, eli yüzü düzgün, üstü başı temiz, dişlerini düzenli fırçalayan bir film gibi... Ama onun dışında, Çetin Altay'ın başrolde oynamasından kendisini belli eden komedi filmi Baş Belası, DAN DAN efektiyle izleyici korkutmaya çalışan cinli film 666 Cin Musallatı, fragmanında oyun havası eşliğinde sıçmak-döt-bok gibi şeylerin konuşulduğunu gördüğümüz Çam Yarması onların yerine utandığımız yerli filmler olarak karşımıza çıkıyor...


Eski sevgili demişken şu görseli gösterip 'Aman dikkat' diyeyim! Siz anladınız onu...

Ayrıca; roman uyarlaması bir Japon animasyonu olan fare odaklı Gamba: Macera Çetesi,fotoğraf sanatçılığı-hastalık-değişen bakış açısı konulu, ağlatma odaklı Umudun Kıyısı, Jean Reno'yla dikkat çeken ve bizim yerli komedilere benzeyen, şövalye odaklı Çılgın Ziyaretçiler 3 ve macera yaşarken nostalji yaşatmaya odaklı Kaptan Cousteau: Derinliklere Yolculuk da haftanın diğer seçenekleri...

 

SONUÇ - Basın kartımı gören oldu mu?

Bu yazının amacı eski ve yeni Trainspotting'leri övmekten başka bir şey değildi, siz de gidin, sonra DM'ye gelin, biraz daha övelim. Dinlenip dinlenip övelim... Bunun dışında, kalitesi fark etmeksizin gerilimden vazgeçmeyenler Saplantı'ya, romantik olsun da nasıl olursa olsun diyerek sınır tanımayan çiftler Gerçeğin İki Yüzü'ne ya da Eski Sevgili'ye gidebilirler. Bir de yaşı TRT'de yayımlanan Kaptan Cousteau'ya yetenler de Derinlere Yolculuk filmine gidip ciğerleri çok zorlamadan iç çekebilirler..

Herkes neye gideceğini biliyorsa ben de yeni başlayan Eskişehir Film Festivali’ne gideyim o zaman. Gelirseniz görüşürüz, şehir dışından gelenleri de evde misafir edebilirim (nezaketen söylüyorum, anca bana kadar yer var evde. Maalesef...).

Twitter: @duraladam

-BİTTİ (3-4 ayda bi izlediğimiz 'güzel yerli film' kontenjanından, Kaygı geliyor haftaya)-

(iletisimcevahiri Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla instela'da paylaş Allah'a havale et

Sizin Yorumlarınız:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

pekila.comPekila.com içerikleri:

Sıradaki Haberler:

(5.11.2017)

ABD Başkanı Trump: ''Bu kadar çok ülke olduğunu hiç bilmiyordum...''

"İnşallah 'Hepsini aklımda tutamıyorum, sayısını azaltalım bunların' diye emir vermez orduya. Deli bu çünkü. Manyak..."

Seda Bayhana, Mali müşavir


Diğer yorumlar ->

(2.11.2017)

Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi, ''Şeytanla mücadele eğitimi'' verecek akademisyenler arıyor...

"Exorcism konusunda dışa bağımlılığı bitirecek bir hamle. Bu kadar konuşulduğuna göre birilerini rahatsız etmiş belli ki..."

Muzaffer Subazlı, Gazeteci


Diğer yorumlar ->