Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
VİDEOHABER

Binali Yıldırım'ın mouse'la ilk buluşmasından duygu dolu anlar...

-> Ulaştırma Bakanı açıkladı: ''Yerli otomobilimiz hazırdı ama onu da çaldılar...''
-> NASA'nın 2020'de Mars'a yollayacağı görev aracından ilk bulgular geldi: ''Türkiye'de işsizlik endişe verici boyutlarda...''
-> Sondaj gemisi Manevra-1, İmamoğlu'nun Ahmet Hakan'ı gömdüğü yerde petrol bulunduğunu açıkladı...
-> Dilencinin üstünden çıkan para yine sadece hurriyet.com.tr ekibini şaşkına çevirdi...
-> Binali Yıldırım: ''Mesela maçların da rövanşı yapılıyor ama kimse böyle yaygara koparmıyor...''
FOTOHABER

Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen iftar yemeğinde beşinci kuşak danışmanlarla bir araya geldi...

Bakan Albayrak yeni ekonomi paketi (Parasız, İşsiz, Dengesiz Ekonomi) PİDE'yi açıkladı: ''Paket mi yapayım burada mı yersiniz?''

HALKIN SESİ

Kastamonu'da AKP döneminden 100 Bin TL'lik pastırma borcu devralan MHP yönetimi isyan etti: ''Nerede yediniz o pastırmaları?''

"İnşallah hepsini belediye binasında yememişlerdir. Yoksa 1 senede çıkmaz onun kokusu..."
DERGİ
BLOG

Karanlıkta Seçebildiğimiz Kadarıyla: Game of Thrones 8. Sezon İlk 3 Bölüm İncelemesi (ve sonrası için bir takım uyduruk teoriler)

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Bu hafta 1 saat boyunca İBB meclisinin canlı yayınını youtube'dan izledikten sonra yorum bölümünde tatsız bir tartışma içine... Bi sn ya? Siz bu noktaya nasıl geldiniz sevgili koçlar? Neyi yanlış yaptınız? devam...

Yarım Kamyon Süper Kahraman 22. Marvel Filminde: Avengers Endgame

Ersun Yanal: ''Ülkemizin beka sorunuyla karşı karşıya olduğu bugünlerde futbol konuşmanın...''

Fenerbahçe'nin UEFA Avrupa Ligi'nden elenmesiyle sonuçlanan Zenit maçı sonrası basın toplantısında konuşan Ersun Yanal, ülkenin beka sorunuyla karşı karşıya olduğu bu günlerde futbol konuşmanın çok da doğru olmadığını belirterek 'Vatandaş işsizlikle ve enflasyonla uğraşırken 'Fener'in hali ne olacak' tarzı konuşmaların yapılması ülkenin gerçek gündemine aykırı. ' dedi... devamı...

2019'dan ne bekliyorsunuz?

Kapital 3. Cilt'ten, Aşiretler Raporu'na... 14 Şubat'ta Sevgiliye Hediye Edilebilecek Birbirinden Anlamlı 7 Kitap

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Ankara’da Şüpheli Paket Alarmı! Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın Dün Açıkladığı İvme Finansman Paketi Bu Sabah Kontrollü Bir Şekilde Fünye ile Patlatıldı...

Olay, Çankaya İsmet İnönü Bulvarı üzerinde yer alan bir otobüs durağında sabah saat 11:00 sıralarında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, otobüs beklemek için durağa gelen bir vatandaş, o esnada duraktaki bankın altında şüpheli bir paket görerek polisi aradı. devamı...

İsmini Mars'a Yollamak İçin NASA'ya Başvuran 1 Milyon Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşına Yurt Dışı Çıkış Harcı Şoku...

NASA'nın 2020 yılında Mars'a göndereceği araçla birlikte başvuran herkesin ismini de bir çip içinde yollama kampanyasına Türkiye'den rekor düzeyde katılım gelmesi Maliye Bakanlığı'nı harekete geçirdi. devamı...

İçişleri Bakanlığı, Kamusal Alanlardaki Başıboş Çocuk Terörüyle Etkin Mücadele İçin Düğmeye Bastı

Sinema

Yol Arkadaşım 2 (BKM yine yaz tatilinde 2-3 kişiyle film çekmiş), El Royale'de Zor Zamanlar (6-7 Amerikalı bir otele doluşur ve kan gövdeyi götürür...)

Liseli kuzenim yazdı geçenlerde WhatsApp'tan. Abi dedi, sevgilimle sinemaya gideceğiz, hangi filme gidelim? Evet, bir eleştirmen olarak gelebildiğim nokta burasıydı; kuzenim ile manitasına film bulmak. El Royale'de Zor Zamanlar'a yönlendirdim bunları, akşam ben de izleyince "Çok eyi etmişim" dedim. Sonra kuzenin sinema kültürünün belli bir seviyede olduğunu düşündüm; çünkü Yol Arkadaşım 2'yi sormamıştı bile. Bence anlamıştı o da, bu filmin pr'ına, reklamına uğraşıldığı kadar senaryosuna, prodüksiyonuna uğraşılmadığını. Gurur duydum...

Bu arada senaryo demişken, komik ve güzel senaryosuna durduk yere öpücük atasımın geldiği şu filmden bir sahne bırakayım, ardından haftanın filmlerini yorumlayalım.


 

Yol Arkadaşım 2 - Ama daha ilkini sindirememiştik biz?

Yönetmen, Küçük Esnaf ve Yol Arkadaşım filmlerini de yöneten Bedran Güzel. Senarist ise ilkinde olduğu gibi İbrahim Büyükak. Şu aralar koştur koştur TV programlarını, Youtube kanallarını dolaşarak gerçek hayatta da sağlam bir yol arkadaşı olduklarını gösterm derdine düşen Oğuzhan Koç ve İbo yine başrollerde. Bir de "Güzel kadın lazım filme" diye kadroya iliştirilen Ezgi Eyüboğlu göze çarpıyor. Kalan oyuncular ise, şöyle bi kameraya görünüp kayboluyor.

 

Geçen filmin devamı işte; Oğuzhan Koç sesi güzel ve temiz yüzlü Onur'u oynuyor, kendisi için oldukça zor bir karakter ve bu rolün altından kalkması için tam bir metod oyuncusu olması gerekiyor. İbrahim Büyükak'ın oynadığı Şeref de sakar ve beceriksiz bir menajer, Onur'a şarkı yarıştırması kazandırmaya çalışıyor. Onun yol üzerindeki mallıklarından komik anlar yakalanmaya çalışılıyor. "Sizin de böyle sürekli mallık yapan ama sizi çok seven bir dostunuz olsun istemez misiniz?" deniyor, yooo diyoruz

"Mal bu adam, ehehe", "Ay temiz yüzlü Oğuzhancığımın suratı uf oldu, yazıık" duygularıyla, içimizi pırpır eden sımsıcak bir film izliyoruz. (Sevgili film yapımcıları, siz yazıyı burada bırakabilirsiniz.)


- Uff temiz yüzüm hep saman oldu...
 

Küçük Yol Arkadaşım Benim?

Şimdi en baştan söylemek gerekirse, devam filmi olan bir yol öyküsü olarak Kardeşim Benim 2 çok daha iyiydi bundan. Öyle ya da böyle bir öyküsü vardı. Küçük Esnaf filmi de öykü olarak çok iddialı değildi ama komikti. O filmin senaryosunda İbo'yla beraber Zeynep Koçak gibi yetenekli bir arkadaş vardı, İbo tek kalınca çoğu yeri kıvıramamış. Düzgün bir öykü yok, yan öykü hiç yok, ne aşk inandırıcı ne dostluk. Espriler bitince Şeref'in çirkinliği gündeme gelip duruyor. Adamın çirkinliği bize dert oluyor. 


Valla yakışıklı olsun diye Oğuzhan'ın suratını yapıştırdım adama ama yine olmadı yav.:(
 

Mafyadan kaçmasınlar da neyden kaçsınlar?

Yol filmi formülü bile işlemiyor filmde. En azından güzel şarkılardan oluşan cıvıldak bir film izleseymişiz, izleyemiyoruz. Hiç duygusal olmayan yerlere duygusal müzik konarak duygusal olsun istenmiş, duygusallaşamamış. Güzel kadına neredeyse hiç karakter yazılmamış, karakterleşememiş. Olmamış işte, olmamış, OLMAMIŞ! Yaka bağır yırtıp "olmamış" diyesim var. Bi su içip geleyim ben.

Geldim. Ya o değil de bunlar yine mafya koymuş filme... Ama bıktık artık mafyadan biz, bütün senaryoyu mafyadan kaçmak üzerine kurmak nasıl bir sığlık ya? "E neyden kaçsınlar o zaman, sevgili dötü kalkık bey" diyorsunuz belki, haklısınız da. O zaman aklıma gelen alternatifleri şöyle sıralayayım ben:

Döviz kuru: Aynen abi, bir şeyden kaçacaklarsa döviz kurundan kaçsınlar. Sonraki filmde kendi arabalarını almaya çalışsınlar, döviz yükseldikçe de alamasınlar, al sana macera! Üstlerine üstlerine gelen döviz kurundan, yükselen avrodan-dolardan koşarak kaçmaya çalıştıkça (SPOILER) döviz tepelerine binsin.


Senaryo konusunda biz yardımcı olabiliriz sanki...
 

Indie ortamlar: Oğuzhan Koç, Yol Arkadaşım 3'te Otomatik Viteste Debriyaj diye indie bir grup kursa, Youtube'da ünlü olsa... Sonra da bu ortamlarda sürekli Ah Muhsin Ünlü övülmesinden gına gelse ve yerini yadırgasa bizimki. Bu kaçmaya çalıştıkça 'Gidiyorum bu' kitabıyla kovalasalar bunu...

Küresel ısınma: Direkt zararlı güneşten ışınlarından kaçmaya çalışsalar ama kaçamasalar mesela? En sonunda "Vallahi küresel ısınmadan kaçış yok" mesajıyla gençlerimizi bilinçlendirseler? "Erittin buzulları hiç sooormadaan" diye şarkı söylese Oğuzhan yanık sesiyle, sera gazına karşı... 

Arda Turan: Oğuzhan Koç da yakışıklı bir şarkıcı olduğuna göre bu herifin ilgi alanına girebilir, burnunu kırmak için silahlan gelebilir peşinden. "Adamlık, adamlık adamadamadam" şeklindeki basit replikler için nargile kafelerden seçilen herhangi biri kötü adam rolünde rahatlıkla oynatılabilir.

Duyar mafyası: Anonim hesaplarla politik retweetler yapıp diğerlerini duyarsız olmakla suçlayan Twitter çetelerinin eline mi düşseler? Sosyal medya cehenneminde! Film sosyal medyada geçerse hem deneysel olur hem de BKM dekor masrafından kurtulur. Normalde sanat yönetmenliğine çok para harcıyorlar, tasarruf olur.


Şimdi de BKM sanat yönetmenlerini günlerce uğraştıran bir dekoru izliyoruz...

Puan: Gidiş yoluna filan da puan verdim ama en fazla 40

 

El Royale'de Zor Zamanlar (Bad Times at the El Royale) - Memleket gibidir otel...

Daha çok senaristliğini bildiğimiz, Marslı'nın senaryosunda da imzası olan Drew Godddard'ın yazıp yönettiği filmde kimler yok kimler? Marvel Sinematik Evreni'nin Thor'u olarak bildiğimiz Chris Hemsworth mu yok, 50 Tonu serisinden tanıdığımız Dakota Johnson mı? İkisi de bambaşka rollerde bu sefer, en azından birini pelerinsiz birini de giyinik bir şekilde görmek güzel... Bunun dışında, kovboy tipli Jeff Bridges ve sesi güzel kendi güzel Cynthia Erivo da rollerinde döktürüyor.

 
 

Bu El Royale dedikleri bir otel... Öyle bir yerde ki, tam Nevada eyaleti ile Kaliforniya eyaletinin ortasında. Resepsiyonist iki eyalette de odaları olduğunu iddia ediyor. Resepsiyonist bunu der demez hemen anlıyoruz; "Amerika'nın batısı ile doğusu arasındaki sosyolojik farklara vurgu var" diyoruz, "Meh meh, Amerikan toplumu portresi çizilecek birazdan, izleyin" diye yan koltuktakini dürtüyoruz.

60'lı-70'li yıllardayız. Bir rahip, bir siyahi kadın, bir pazarlamacı ve serseri bir Dakota Johnson birer oda tutuyor ve 'kanı bol bir gerilim' ardından başlayıveriyor. Bazı bol diyaloglu ve şiddet dolu yerler son Tarantino filmi Hateful Eight'i hatırlatıyor, bir tane Samuel L. Jackson'ı da olsa tam Hateful...


Şu kare de La Casa de Papel'i hatırlattı bana... Burdan Hilal Cebeci klibine kadar gideriz...
 

Ülkelerini başarıyla temsil ediyorlar mı?

Günahkarlarla dolu bir öykü... Karakterlerin geçmişine gittiğimizde çeşitli günahları temsil ettiklerini göreceğiz. En çok da ABD'nin günahları batacak. Bu otel, günahkarlara özel bir cehennem! Bu otel ABD istihbaratının pisliklerinin saçıldığı, şık görüntüsünün altında bok çukuru barındıran bir mekan... Lağım kapağını temsil ediyor bu otel! Tabii filmdeki her şey de 'bir şeyin temsili' değil, kişisel çaresizlik öyküleri de bir o kadar önemli. Epizotlar hâlinde ilerleyen öykü kurgusu da pek iyi; Adobe Premiere ile filan yapılan, normal, bildiğimiz film kurgusu da...


Şu dondurulmuş ayı neyi temsil ediyor acaba? Kapitalizmin ayılığı?..
 

Abartmadan övelim...

Otelin her odasında bir gerilim saklayan, bir öykü barındıran senaryosuyla, yılın en iyi filmlerinden biri bu. Herkesi adım adım tanırken şaşırıyoruz ve bazı yerlerde yüreğimizi hoplatmasını biliyoruz. Tabii çok da abartıp beklentileri tavanlamamak lazım. Filmin çekici yanı abartısız olmasında: Oyunculukların abartısız olması iyi ve politik mesajlar da abartmadan, göze sokmadan veriliyor. İç ve dış mekan dekoru, atmosferi abartıya kaçmadan ama özenle kurulmuş. Sonlara doğru abartı kaçan yerler oldu ama bi kere beğenmiştim filmi, gözümü kapattım oralarda, görmezden geldim oraları...


Dakota Johnson "Oldu mk, kapıyı da biz açalım" diyecek gibi girerken...
 

Aç parantez...

Bir parantez açalım Chris Hemsworth'a... Bu film için Avengers çekimlerinden sonra oldukça kas vermiş (söz konusu Thor'sa kilo vermez, kas verir). Film boyunca da ABD'deki çiçek çocukları anımsatırcasına, zaldır zaldır, serseri serseri dolaşıyor ve rolü yakıştırıyor. Bir de gömleğinin önü sürekli açık bir halde, sık sık kaslarını gösteriyor. "Sık sık kaslarını" demişken, eğer kaslarını sürekli sıkmıyorsa, kasları "Birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde sıkı sıkıya kenetlenmeliyiz" dercesine sıkı duruyor. (Bence sıkıyor ya! Ya da ışık oyunları! Belki de CGI yani...)


Suratından belli abi, sıkıyor kaslarını işte...

Puan: Abartısız 80
 

Diğer:

Kings: Senaryosu Mahsun Kırmızıgül'le beraber yazılmış gibi duran Mustang filmiyle adını duyuran Deniz G. Özgüven'in filmi... 1992'de Los Angeles'taki isyana dayanıyor filmin öyküsü. Nasıl bir yönetmense artık Kastamonu'da baskı altında ezilen kız çocukları da ABD'deki ezilen siyahi çocuklar da bu kadının radarına giriyor. Fakat bi şey diyeyim mi, bu film de hiç beğenilmedi çoğu yerde...

Uzun Kabus: En başta yine bir Sony filmi olduğunu belirtelim bu yapımın. Kesin kötüdür yani. "Sen kulaklık ol kulağımın içine sokam seni Sony, ama film yapma" dedirtircesine kötü yorumlar da mevcut... Sylvain White'ın yönettiği filmde efsaneye dönüşmüş bir varlığın peşine düşüp onu yalanlamaya çalışırken efsanelenen bir grup genç arkadaş anlatılıyor. 

Mirasçılar: Paraguaylı yönetmen Marcelo Martinessi'nin ilk uzun metraj filmi ve prömiyerini Berlin'de yaptı. Lezbiyen ve yaşlı bir çiftin maddi sorunlardan dolayı dış dünyanın pislikleriyle tanışmasını ve kalplerinde onulmaz yaralar meydana gelmesini oldukça kasvetli ve gerçekçi bir atmosferle anlatıyor gibi. (Sadece fragmanı izleyerek böyle cümleler kurabiliyorsun bir yerden sonra.)

 

 

SONUÇ - 'Sponsor' ne kadar güzel bir sözcük...

Evet sadece burayı okuyanlar için diyorum El Royale'de Zor Zamanlar filmini kaçırmayın, Mirasçılar filmine de belki bir şans verin. Yalnız sadece burayı okumak da nedir ya, siz de bana liseli kuzenim gibi davranıyorsunuz galiba. DM atarak mail yollayarak "Film öner hacı" diyenler de var zaten aranızda, olsun, canınız sağ olsun. 

Haydi haftaya görüşmek üzere o zaman, selamlar, sevgiler...

Twitter@duraladam

-BİTTİ (Haftaya önemli birtakım yabancı filmler var gibi)-

(iletisimcevahiri Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(12.5.2019)

Kastamonu'da AKP döneminden 100 Bin TL'lik pastırma borcu devralan MHP yönetimi isyan etti: ''Nerede yediniz o pastırmaları?''

"İnşallah hepsini belediye binasında yememişlerdir. Yoksa 1 senede çıkmaz onun kokusu..."

Yelda Şuralı, Psikolog


Diğer yorumlar ->

(18.4.2019)

MHP Genel Başkan Yardımcısı Yıldırım'dan CHP'ye ağır suçlamalar: ''Tek adam rejimini yıkıp demokrasi getirmek istiyorlar...''

"Yalnız demokrasi falan bunlar çok ciddi ithamlar. Eğer ispatlayamazsa altında kalır..."

Oğuzhan Deynek, Tesisatçı


Diğer yorumlar ->