Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
HALKIN SESİ

Belediye şoförüne verdiği 'tuvalet önünde oturma' cezası sonrası istifa etmek zorunda kalan Güngören Belediye Başkan Yardımcısı, olayda dış güçleri işaret etti...

"Güngören Belediyesi üzerinde oyunlar oynayan dış mihrak kimse ben onunla tanışmak istiyorum. Küçük hayalleri olan, sevimli bir insan bence o..."
-> BİM'e gelen Apple Airpods için teyzeler ile birlikte sabah market önünde sırasına giren Dilay Genç(23), mahalledeki tüm dedikodulara hakim oldu...
-> Şampiyonlar liginden elenmenin tesellisini Tugay Kerimoğlu'nun beyin yakan yorumlarından kurtulmakta bulan Galatasaray camiasında hedef, Tuzlaspor'a da elenip Aspor yorumcusu Levent Tüzemen'i bertaraf etmek...
-> Yazık olmadı... Galatasaray aslanlar gibi mücadele etmediği maçta basit goller de yemedi degerlendirememiş olacaği pozisyonlara da giremedi. Atamayana değil ama atmayana attılar... Baya da çok attılar...
-> Fatih Terim: ''Falcao'yu oyuna alarak santra vuruşlarını daha etkili kullanmayı hedefledik...''
-> ABD Senatosu, Şahsım'a yaptırım tasarısını onayladı...
FOTOHABER

Sinan Aygül: ''Pek tavsiye etmiyorum ama yine de sayın bakan kendisi bilir tabii...''

Kuzu'ya makam verilmemesinin nedeni, ne istediğinin bir türlü anlaşılamaması olabilir mi? TDK yetkilileri birazdan canlı yayında...

SİNEMA

Canavarlarla Kafayı Bozan Yönetmen "Guillermo Del Toro" ve Duyurulan Yeni Animasyon Filmi: Pinocchio

VİDEOHABER

''Pelikan gelini''nin İngilizcesi aklına gelmeyen Hilal Kaplan, soruyu gülerek geçiştirdi...

BLOG

Yeni Evli Çiftin En Yakınındaki Karakterin Hayata Tutunma Kılavuzu (Çözümlü, konu anlatımlı…)

SPOR

6-0'lık Real Madrid Mağlubiyeti Ülkedeki Aşırı Boktan Gündemin Gölgesinde Kalan Galatasaray'da Buruk Sevinç...

Dün akşam oynanan Şampiyonlar Ligi mücadelesinde deplasmanda Real Madrid'e 6-0 yenilen Galatasaray, alınan bu farklı mağlubiyetin son 24 saat içerisinde Türkiye'de yaşanan boktan olaylar yanında sönük kalmasının keyfini sürüyor. devamı...
DERGİ
ANKET

N'olmuş n'olmuş?

KİTAP

Instagram Resim Altlarınız İçin: Bir Takım Yeni Nesil Şairler ve Oldukça Acaip Kitapları...

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Sevgilinizin rahat ve umursamaz tavırları illa ki sizi aldattığı anlamına gelmiyor. Ancak bayram tatilini memleketinde ailesiyle geçireceğini söyleyip Kaş'a gitmesi o anlama geliyor olabilir. O işi bi araştırın siz... devam...
Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

İki Ay Sonra Yarısı Kapı Önüne Konacak Personel, Şirketin Yılbaşı Yemeğinde Doyasıya Eğlendi...

Albazlar Holding bünyesinde faaliyet gösteren Albaz Bilişim çalışanları, Şubat ayı gibi tasarruf gerekçesiyle kapatılarak tamamı kapı önüne konacak iş geliştirme ve küçülmeye gidecek satış departmanlarının da katıldığı yılbaşı yemeğinde doyasıya eğlendi... devamı...

463 Bin Türk Kullanıcının Kredi Kartı Bilgilerini Çalan Hacker Grubunda Sular Durulmuyor: ''Lan bunların hepsi takipte?!''

Son yılların en büyük Türkiye merkezli kart sızıntısına imza atarak 463 bin adet kredi kartı bilgisini ele geçiren hacker grubu, kartların neredeyse tamamının patlak çıkmasının şokunu yaşıyor. devamı...

Türkiye, Gece Kılınacak İlk Cenaze Namazının Heyecanını Yaşıyor

Sinema

Joker (Joaquin Phoenix'in çocuklarımıza çok güzel kötü örnek olması...)

Evet, 5 ay aradan sonra yepyeni bir vizyon eleştirisiyle karşınızdayım. Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan alan, şimdiye kadar bir eleştirmenin de çıkıp "kötü" demediği, Joaquin Phoenix'in performansına hayran kalıp adama şimdiden Oscar verdiğimiz, "Al şu Oscar'ı da bir şeyler ye, incecik kalmışın" dediğimiz bu filmi izleyip de yazmasam olmazdı. Biraz Joker hakkında konuşalım, biraz vizyondaki filmlerden öneriler yapayım, elim değmişken Filmekimi'nden de bir iki film önereyim dedim. İyi demişim di mi?

Biliyorsunuz bu bölüme, haftanın filmiyle alakalı olabilecek, sinemayla ilgili gayet teknik ve ufuk açıcı videolar koymamla bilinirim. O zaman bu geleneği bozmayalım ve böyle bir video koyarak başlayalım:

 

Joker - Joaquin Phoenix'in çocuklarımıza çok güzel kötü örnek olması...

Çok tartışılan bir karakterdir Joker, en ünlü antikahramanlardandır. On yıllar önce Batman çizgi romanında yer aldığından beri bi şapşal oldu, bi Jack Nicholson tombişi oldu, bazen de Heath Ledger gibi serseri düşünceleriyle seyirciyi etkileyen bir Dark Knight kötüsü oldu. Joker'in son görüldüğü film Suicide Squad'da ise Jared Leto'nun oynadığı Joker'i çok sevmedik, daha çok Margot Robbie'nin oynadığı ve sene başında da Birds of Prey'de göreceğimiz Harley Quinn'e odaklandık. Bu arada Batman'i de pek tınlamaz olduk. Allahın zengin yarasası... 

Neyse canımız ciğerimiz Joker'imiz bu sefer yarık dudaklı Joaquin Phoenix'in dudak yarığına konuk oluyor, Batman'siz bir Joker anlatan bu filmi Hangover serisinden bildiğimiz Todd Phillips yönetip Scott Silver ile beraber yazıyor.


 

"Kahpe kader, sen bana ne zaman güleceksin?"

Gotham şehrini Batman evreninden bilirsiniz. Karanlık bir yerdir, gettolar gibidir. İnsanlar fakirdir, suça teşvik edilmiştir, ortalığı da bok götürür. Biraz da Gaziosmanpaşa mahalleleri gibidir, insanlar peynire kafa atabilmektedir. Bu filmde de Gotham kirli, her yerden çöpler ve sıçanlar çıkıyor. Annesiyle beraber yaşayan Arthur Fleck ise böyle bir ortamda aklını kaybetmemeye çalışıyor. Biraz kaybetmiş fakat. Buna rağmen komedyen olmak istiyor, BKM Mutfak gibi bir yere çıkıp stand up yapmak istiyor. Bir de sürekli Murray Franklin* isminde (Robert De Niro) yaşlı bir talk showcuyu izliyor.

Yaşadığı yerde herkes götatar olduğu için Arthur'un insanları güldürmesine ve gülmesine izin vermiyorlar. O ise acı çektikçe istemsiz kahkahalar atıyor. Önünde üç ihtimal var, ya It filmindeki korkunç paylaço Pennywise olacak, ya karizmatik kötü Joker olacak, ya da "O paylaço benim" hikayesindeki duygusal paylaço olacak. Joker'i tercih ediyor.


Robert De Niro bir filminde daha müthiş bir şekilde ağzını yamultuyor...
 

"Ah bir joker, bu ele ne zaman vereceksin?"

Joaquin Phoenix Oscarlık bir performanstan çok daha fazlasını sergiliyor. Joker, Phoenix'in oyunculuk kariyerindeki yalnız, ezilmiş ve azıcık psikopat olan birçok rolün devamı gibi duruyor ve zaten yönetmen de buna benzer bir şey söylüyor: "Amacım, Joaquin Phoenix'i alıp çizgi romanın evrenine koymak değildi. Amacım, çizgi romanı alıp Joaquin Phoenix evrenine koymaktı." Joaquin'i övmelere dayanamayan yönetmen devam ediyor: “Başkaları matematik yaparken Joaquin caz çalıyor”. Yani Joaquin metot oyunculuğunu konuşturuyor ve geek'ler bayram ediyor.

Kriz geçirirkenki gülüşü olsun, psikoloğun karşısındaki kıvranışı olsun, utangaçlığı olsun, her türlü jest ve mimiğiyle, her duygunun altndan kalkıyor. Gel diyoruz Joaquin, gel beni de sen oyna, ben çok beceremiyorum bu hayat oyununu, sen bana ruh ver. Biraz psijkolojimiz bozuluyor, evet...


Oscarlık bir kaş kaldırma hareketi...


Görsel dünyayı nasıl şey etmişler?

Bir Batman filminin iyiliği Gotham'ın nasıl olduğuyla ölçülür. Tim Burton maket dekorlarla kendi karanlık evrenini taşımıştı mesela Gotham'a, Cristopher Nolan da Batman serisinde gerçek mekanları kullanmış, yüksek binaları ön plana çıkarmıştı. Burada da dönem New York'una benzer bir şehir canlandırılıyor; Gotham halkı binalar, pislikler, ve trafik arasında sıkışmış gösteriliyor. "Aha" diyoruz, "Burası 80'lerin New York'una da benziyor". Sanki 80'lerin New York'unu çok bilirmişiz gibi, anamızın evinde de 80'lerin New York'u varmış gibi.

Flashback'leri, hayalleri, gerçekleri bütünlük içinde veren kurgu, görselliği besliyor. Filmin öznel çekim tercihleri de etkileyici. Arthur'un stand up yapmak için çıktığı küçük mekandaki sahnede, gülünmeyen adamdan gerilim yaratılıyor, adamın yerine biz utanıyoruz. Çünkü yönetmen bu sahnelerde oyuncuya yakın plan giriyor ve onun gözünden seyircileri görüyoruz. "Aynısını Cem Yılmaz anlatsa gülersiniz ama" diye sinirleniyoruz da...


En son bu adamı izlerken yaşamıştım bu gerilimi...
 

Senaryo, karakter filan...

Senaryo karaktere odaklanmış ve dengesiz ruh hali iyi yansıtılmış. Ezilenlere de güzel selam çakılmış. Öykünün asıl mesajı ise kitlelerin ne kadar çabuk gaza geldiği olmuş. Kitleler talk show'da da, metroda da, protestolarda da aynı şeye aynı anda tepki veren yığınlar olarak gösterilmiş ve "Nerede çokluk orada bokluk" diye de eklenmiş. Böylece Joker'in diğer filmlerinde bolca görülen kitle düşmanlığına dair minnak fikirler ediniyoruz.

Diğer yandan Joker'in bu insan düşmanlığını orada burada çok abartmamak lazım ki millet de özenip birbirine terör saldırısı yapmasın. Gerçi, ezik ve şizofrenik yanları çok öne çıkarıldığı için öyle çok da özenilecek bir Joker yaratmamışlar. İlle de özeneceksej "Hiee hiee heei" diye gülmesi olsun, saçları yeşile boyamalar olsun, ağzındaki kanı yanağına sürmek olsun, onlara özebiliriz...


Ben mesela metro merdivenlerinden böyle ineceğim bundan sonra...
 

Son olarakHildur Guðnadóttir'in (Bu nasıl bir soy isim?) yaptığı müziklerin de oldukça etkili olduğunu belirtip linkini bırakmış olayım.

Puan: Fazla gaza gelme 95'i (Yine de 100 vermedim ama... O kadar da değil...)
 

Piranalar (La paranza dei bambini) - İtalya'da geçen Çukur

Brezilya gettolarındaki diz boyu fakirliğe batmış insanların olduğu, hareketli sokakları anlatan City of God isimli müthiş filmi bildiniz mi? Heh, işte bu hafta vizyona giren Piranalar'ın o filmle hiçbir alakası yok! Yani bu yapımda da Napoli sokaklarının riskleri, çetelerin suçları, karanlık ilişkiler filan gösteriliyor ama daha çok bizim Çukur'a benziyor. Claudio Giovannesi'nin yönettiği film aslında Berlin'de en iyi senaryo ödülü aldı ve benim en anlam veremediğim ödüldü bu. "Çocuklar çete abilerine özenir ve yoldan çıkar eşşek sıpaları" diye indirgeyebiliyorsun koca filmi... 

Puan: 60 
 

Vizyondaki diğer iyi filmler

Haftanın diğer dandirik filmlerini incelemeye çalışmaktansa hâlâ vizyonda olan filmlerden benim izlediğim en gidilesi olanları yazayım dedim size. Şöyle ki:
 

Yıldızlara Doğru (Ad Astra) - Brad Pitt yaşlıyken de yakışıklı olduğunu uzaylılara da göstermek istiyor

Brad Pitt de bu filmde çok çok iyi oynuyor ama tabii Joaquin Phoenix’in performansı o kadar başarılı ki, bizimki yine oyuncu Oscar’ı alamayacak. Belki de öyle bir isteği hiç yok. Herifin hâlâ verdiği pozlara kadın erkek dibimiz düşerken belki ödüle filan gerek duymuyor. Kaliteli filmlere para yatırmasından bildiğimiz Pitt'in yapımcılarından olduğu yapım ise gayet sade ve duru bir uzay filmi. Baba-oğul ilişkileriyle psikolojik anlamlar içeren, sırf babasının elini öpmek için Neptün'e uçan Brad Pitt'e alkış tuttuğumuz filmi iyi bir salonda izlemeniz önerilir. Sonra da film hakkındaki şu yazımı okuyabilir, bana "Sen de yakışıklı değilsin ama iyi film yazıyorsun" gibi mesajlar atabilirsiniz.

Puan: 90
 

Oyunbozan (Systemsprenger) - Alman olduğu için 9 yaşında da psikolojik problemler yaşayabilen kız...

Alman yönetmen Nora Fingscheidt, sığınma evleri hakkında belgesel çekerken oraya gelen 14 yaşında bir kızı görüp etkilenince çekmiş bu filmi. Annesinin sevgilisi tarafından istenmeyen ve kurumlara götürülüp "Sahiplenir misiniz bunu?" denilen, ama daha 9 yaşında öfke kontrol sorunu olduğu için hiçbir yerde barınamayan küçük kız performansı seyirciyi vuruyor. Filmdeki pembe rengi alışılmış şirinlik anlamı dışında, gayet yaratıcı kullanılıyor. Travmayı yansıtan kurgu numaraları, sert müzik, hiperaktif çocuğun filme kattığı ruh, nefes kesen tempo, peheey, neler neler… Övmeye doyamıyorsun.

Puan: Bu da 90
 

Kız Kardeşler - Yine Çehov'a dayanan bir taşra filmi... Ama Nuri'nin değil...

En son tee ne zaman Abluka filmini izlediğimiz genç ve yetenekli yönetmen Emin Alper'in üçüncü filmi olan Kız Kardeşler, zamansız ve mekansız hikayesiyle biraz masal gibi, kente kaçmak isteyen ve küçük hesaplar peşinde olan taşra karakterleriyle de biraz Çehov öyküsü gibi... Zaten bu Çehov'u Ruslardan daha çok seviyoruz biz, her taşra filmimize 1-2 Çehov olayı sıkıştırıyoruz.

Tek tük salonda oynayan yılın bu en iyi yerli yapımını bulursanız kaçırmayın. Ayrıca izlerken "Bu oyuncular Bartu Ben’de de vardı, Emin Alper oyuncuları oradan çalmış" demeyin. Tolga Karaçelik Bartu Ben’i bundan sonra çekmiş. Demek ki Tolga oyuncuları bundan çalmış. Çehov'u da NBC'den Emin çalmış. NBC de Zeki Demirkubuz'dan... Neyse...  

Puan: 85
 

Görülmüştür - AYM kararı bekleyenlere dayanan bir hapishane filmi...

Kısa filmlerinden bildiğimiz Serhat Karaaslan'ın yönettiği, mektup ve öykü yazmak üzerine olan Görülmüştür, senenin muhtemelen en iyi ikinci yerli filmi. Paranoya duygusu gayet iyi veriliyor, senaryo da olay örgüsünü çok saptırmadan pek güzel gidiyor. Mektupları kontrol etmekle görevli Zakir'i oynayan Berkay Ateş rolünün hakkını veriyor. Saadet Işıl Aksoy'un gözleriyle oynadığı performansı da not edilesi duruyor. Film de tek tük yerde kaldı, bulduğunuz salonda gidiverin de bu kış gününde biraz bağımsız yapımcı-yönetmen sevindirin...

Puan: 75
 

Filmekimi önerileri:

Son olarak yeni başlayan Filmekimi 2019'dan üç tane de film önerisi yapayım size. Daha doğrusu benim bilet bulabildiğim üç tane film önerisi yapayım size. Daha da doğrusu bütçem bu kadarına yettiği için daha fazla bilet alamadığım Filmekimi'nden üç tane film önerisi yapayım size.

Islıkçılar: Cannes'da gösterildi bu sene. Psycho göndermesi var diyolar,  “Ocean’s” serisine benziyor diyorlar, kara film tadı taşıyor diyorlar diye bilet aldım. İyi dedim bir bilet fiyatına bir sürü filme gönderme. Kârlı iş...

Diego Maradona:Senna ve Amy ile belgeselleriyle övgü toplayan Asif Kapadia’nın yeni belgeseli bu. Tahmin ettiğiniz gibi arşiv görüntüleri kullanarak Diego Maradona'nın hayatını anlatıyor. 130 dakika boyunca Maradona izlemek 30 lira bilet parasına değer gibi duruyor. 

Gizli Bir Yaşam: Dağınık bir kurguyu, dağınık insanları, dalgalanan perdeleri ve bol bol gökyüzü çekmeyi bir tarza dönüştüren, her filminde varoluşçuluk kasan Terence Malick'in son yapımı bu sefer bir Nazi öyküsü anlatıyor. Tarz aynı ama bu sefer Naziler var. Muhtemelen uzaylı filmi çekse onları da aynı tarzda anlatır bu adam... 


- Ben de dayanamayıp bir filmime Hitler koydum, doğrudur...
 

Yine de siz benim önerilerime çok güvenmeyin, herhangi bir filme bilet alın, siz keşfedin. İnternetten bilet bulamasanız bile gişeye gidip numarasız bilet alarak salona girin. Çünkü mesela biri "Nasıl olsa kızı da davet ederim" diye iki tane bilet alıyor ama maalesef o kız gelmediği için o koltuk boş kalıyor. İşte gelmeyen o kız sayesinde ne filmler keşfediliyor.

Bu arada dizilerin yeni sezonları da yavaş yavaş geliyor. Bir sonraki yazım da diziler hakkında olacak inşallah. O yazıda buluşana dek şimdilik hepinizi öpüyorre...

Twitter: @duraladam

(murat dural bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(9.12.2019)

Belediye şoförüne verdiği 'tuvalet önünde oturma' cezası sonrası istifa etmek zorunda kalan Güngören Belediye Başkan Yardımcısı, olayda dış güçleri işaret etti...

"Güngören Belediyesi üzerinde oyunlar oynayan dış mihrak kimse ben onunla tanışmak istiyorum. Küçük hayalleri olan, sevimli bir insan bence o..."

Seda Feneralay, Grafik tasarımcı


Diğer yorumlar ->

(1.11.2019)

RTÜK Başkanı AKP'li Ebubekir Şahin'in 3 ayrı kurumdan maaş almasına itiraz eden CHP'li Faruk Bildirici’nin RTÜK üyeliği düşürüldü...

"Kendisine geçmiş olsun diyorum ancak bir yiyiciyle arpalıkları arasına girmeye çalışmamalıydı. Hayatta kimsenin kutsalına saldırmamak gerekir..."

Güniz Obdusmanlar, Öğretmen


Diğer yorumlar ->