Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
VİDEOHABER

Bayram nedeniyle boşalan İstanbul'un tadını yine Taliban militanları çıkardı...

-> Merkez Bankası: ''Artık günlük olarak açıkladığımız tablodan doları çıkartıyoruz. 8'i geçerse haber veririz...''
-> Erol Bulut, kulübe 1 milyonluk kredi çekme karşılığında Fenerbahçe ile anlaştı...
-> Beyrut'ta dev patlamanın ardından Lübnan'a geçmiş olsun dileyen hükümet, sembolik olarak bir İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı'nı tutukladı...
-> Beyrut'ta dev patlamanın ardından MÜSİAD Yönetim Kurulu işverene geçmiş olsun ziyareti için yola çıktı...
-> Son günlerde sıkça gündeme gelen Murat Övüç'ün konuşmasını taklit etmeye çalışan T.E.(27)'nin tükürük bezleri iflas etti...
FOTOHABER

Dağılmanın eşiğindeki 19 kişilik K-Pop grubunda eyalet sistemi ve özerklik tartışmaya açıldı .

Lübnan'ın ''Yerli ve Milli Devlet Bahçeli'' projesi meyvelerini vermeye başladı...

HALKIN SESİ

Çocuğu olmayan, bekar SGK çalışanının ''Çocuğunu FETÖ okuluna yolladığı'' gerekçesiyle ihraç edildiği ortaya çıktı...

"Olmayan çocuğunu FETÖ okuluna gönderen adam olan çocuğuna neler yaptırmaz. Tehlikeyi önceden sezen yetkililerimizi kutluyorum..."
DERGİ
KİTAP

Yaz Dizilerine Düşmenin Eşiğinde Olanlar İçin: Klişelerden Arınmış Vizyonlu Aşk Romanları...

SİNEMA

Yine Her Şeyi Birbirine Karıştırdınız Di mi? Dark Dizisinin İlk 2 Sezon Analizi, Hatırlatmaları ve 3. Sezon Teorileri

BLOG

İnceleme: Basiretsiz Bir Nefret Aracı Olarak ÖSYM ve Bir ÖSYM Sorusu Olarak Mabel Matiz..

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Sevgili Koçlar... Ehehe... Yok yok tamam o espriyi yapmıycaz bu bayram... Ehehehe... Tamam ya sakin... Ehehehehe... devam...

İki Hafta Sonra Milyonlarca Kişiyle Birlikte Toplu Taşımaya Binip İşe Gidecek Olan Gökhan Asaklı(36), Endişeli: ''Liglerin 12 Haziran'da başlaması futbolcuları riske atar mı?''

İki aydır ücretsiz izinde olan Gökhan Asaklı(36), bayramdan sonra hız kazanacak olan normalleşme süreci kapsamında tekrar faaliyete geçecek işyerine dönmek için gün sayarken, bir grup genç, sağlıklı ve zengin sporcunun 12 Haziran'da işbaşı yapmasının erken bir adım olabileceğinden endişe ediyor. devamı...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Pandemi Sürecinde Firma Sahiplerinin Egolarının Zarar Görmemesi İçin Ofiste Bulunması Gereken Minimum Çalışan Sayısı 3 Olarak Açıklandı...

Dünya Sağlık Örgütü, global pandemi sürecinde şirket sahiplerinin ve üst düzey yöneticilerin egolarının korunması için herhangi bir anda ofiste bulunması gereken minimum çalışan sayısını 3 olarak açıkladı. devamı...

İstanbul Avrupa Yakasında Yaşayan Araplar Endişeli: ''Tatilden dönen Türk azınlığın 15 gün karantinaya alınması şart...''

İstanbul Avrupa yakasındaki Türk azınlığın bayram tatilinden geri dönüşleri başlarken, özellikle sahil beldelerinden gelen görüntüler bölgenin asli unsuru olan Araplar arasında endişeye neden oldu.devamı...

Türk İnternet Camiasının Usta Kalemi, Ölümünün 1. Yılında Törenlerle Anıldı

Kitap

Yaz Dizilerine Düşmenin Eşiğinde Olanlar İçin: Klişelerden Arınmış Vizyonlu Aşk Romanları...

Cehennem sıcaklarına hayırlısıyla giriş yaptığımıza göre televizyon kanallarımız da kutsal görevine start vermiş oldu. Tek heyecan verici tarafımız bir gün daha hayatta kalabilmekken neyse ki olağanüstü tesadüflerle milyoner sevgiliyi bulmayı misyon edinen yaz dizilerimiz imdadımıza yetişti. İsim ilhamını çeşitli marmelatlardan, başrol kast gücünü ise dolgun elmacık kemikli kızlarımızdan alan yaz dizileri, bu yıl da meyvelerle kafayı bozmaya niyetli gibi görünüyor…

IQ’yu devre dışı bırakan ekran hikayelerine fazla kaptırmadan, iyisi mi mesaiyi şöyle bir sarsıp duygu yoklayacak alternatif aşk romanlarına harcayalım dedim ben de.

1. Uğultulu Tepeler

Eğer beklentiniz kiraz bahçesinde koşuşan aşıkların romantizmiyse bu kitaptan uzak durup kanalınızı acilen Fox’a filan çevirin. Bu aşk hikayesi merkezine acımasızca nefreti ve intikamı alıyor çünkü. 1800’lü yıllarda yaşayan İngiliz yazar Emily Bronte’nin erken vefatından dolayı ilk ve tek mirası olan Uğultulu Tepeler, toksik duygular üzerinden düşmanlığı, acizliği, korkuyu ve bir yandan tüm bu kötülüğün içindeki aşk olgusunu içinize işleyerek ağrımayan kalbinizin başını ağrıtıyor, yalan yok.

Sonuna geldiğinizde yazarın erken göçüp gidişine hayıflanacağınız bu özgün hikaye, Bay Lockwood’un Bay Heathclif’in evini kiralamak istemesiyle başlıyor. Bay Lockwood’un, evdeki kahyadan öğrendikleriyle balıklama daldığımız olay örgüsü, akıllara zarar karakterlerle sürükleyici bir topa sokuyor okuyucuyu.

İki çocuk sahibi bir babanın Heatclif adında düşman başına bir erkek çocuğunu evlat edinmesiyle çıkan arbede, Heatclif ve evin kızı Catherine arasında doğan aşkla devam ediyor.

Catherine’in bu aşktan cayıp zengin komşuları Edgar Linton ile evlenmesiyle bir hışım evden ayrılan Heatclif, yıllar sonra öç mühimmatlarını da yanına alarak gözü kara bir dönüş yapıyor malikaneye. Kurunun yanında yaşın da paket olduğu bu ürpertici hırs sarmalı, bizim Ziyagil yalısının entrikasına her an aç olanlar için bire bir, benden söylemesi.
 

2. İtalyanca Aşk Başkadır

Beni yormayın abi kaos maosla diye daraldıysanız bu roman dalga seslerine eşlik edecek bir şezlong rahatlığında. Hele globalleşen dünyanın dil yetersizliği sizin de başınıza belaysa konu yeni lisan öğrenmeye heves pompalıyor resmen. Anlayacağınız üzere bir İtalyanca kursunda geçen hikaye; Aidan, Signora, Bill, Kathy, Lou, Connie, Laddy ve Fiona adlı 8 ayrı karaktere odaklanıyor. Yan karakterlerin varoluş sebebi başroldeki kızın ayakçısı olmakmış gibi davranmayan İrlandalı yazar Maeve Binchy, her birine içsel yolculuklarına tanık olmamız için bir şans vermiş sağ olsun.

Acil durum alarmlarında hazır olda bekleyen işsiz yan karakter Pakize’ler yalnız değildir…

Yolları kesişen bir grup insanın kendine has özellikleriyle bir bütünlük yaratılırken; sadakat, ihanet, pişmanlık gibi tesirli hisler birçok kez kendi dost meclisini anımsatır cinsten. 1960’lardan itibaren İrlanda’nın geçirdiği toplumsal evrim kendi geleneklerimize yer yer göz kırparken, Signora’nın bol keseden kullandığı sadakat duygusuyla da yelkenleri habire suya indirmekle meşgul oluyoruz. Romantik komedi skeçlerine daha düşmedik ama çok da ağır girme be yazar diyorsan tam tadında kısaca, serin serin okuyunuz.
 

3. Çoluk Çocuk

Patti Smith’i yakın kadrajda sevdiren, playlist’e ferah feza yeni şarkılar ekleten ve sanat-aşk kavram ilişkisine 70’lerin gözünden baktıran altı dolu bir otobiyografi kitabı. Öyle Aydilge’nin dizilere mevsimsel çaktığı jeneriklere benzemiyor tabii, Rock’n roll ekseni etrafında koydu mu oturtuyor dünyasına valla.


Oyuncu seçiminde istikrarı bozmayan yapım şirketleri bu yıl da reytinglerini aynı totemle garantiledi.


Sanatına duyduğu aşkı ve ödenen bedellerden bahsederken gençliğindeki günlüklerden yararlanan yazar Patti, bu kitabı yazarak fotoğraf sanatçısı olan Robert Mapplethorpe’ a olan sözünü tuttuğu biliniyor. Kitabında Robert ile yol arkadaşlığının derinliğine inerken; dolu dizgin paylaştıkları müzik serüvenlerine ve engebelere rağmen bağlı kaldıkları sadakatlerine bol bol değiniyor. Okurken ikilinin arasındaki şeyi aşk olarak nitelendirmiyorsunuz belki ama hayatlarında neye dönüşürlerse dönüşsünler, evrilen her süreçte koşulsuzca birbirilerine kenetlenmeleri baya yüksek bir inanç aşılıyor kadın-erkek ilişkisine.

Hayal kurmaya meyilliyseniz, dönemin New York’unu da anlamış olurum iyimserliği de varsa üstünüzde televizyonlarınızı kapatmaya değebilir.

 

4. Operadaki Hayalet

Kaslı esas erkeğin bölüm boyu aldığı duş sahnelerine alışanlar için bu hikaye biraz ters köşe, materyalistler kusura bakmasınlar. Gaston Leroux tarafından yazılan klasik eserin baş kahramanı Erik, yüzünün korkunç görüntüsünden dolayı insan içine bile çıkamıyor çünkü. Hayalet gibi Opera binasının mahzeninde yaşamasına sebep olan bu saklanış, Erik’in aşık olmasının önüne geçemiyor ve esas kızımız Christine’e abayı yakarak trajedi üstüne trajedi yaşatıyor bize. Sadece kendi yaksa iyi, bir de Raoul karakteri var kızın peşinde.. Alıp bir de buradan yakıyorsun anlayacağın… Çetrefilli bir aşk üçgeni yaratan Christine ve beraberinde gelen nihai seçimi ise işi son sayfaya kadar sürükleyen taraf tabii.

Hayalet demişken, Türk dizi piyasasının da zamanında eli armut toplamadı…

Bin bir dalavereyle aşkı, müziği ve üstün çabayı karşılayacağınız romanda, sevginin ne derece hayat kurtardığını; sevgisizliğin ise nasıl baştan aşağı haşat ettiğine aşırı karakter sayısına rağmen odaklanabiliyoruz. Opera Hayaleti’nin beyaz perde ve müzikal sahne geçmişi olsa da önce kitap versiyonunun gotik kurgusunu bir sindirin derim.


5. Isabelle

Popüler baş yapıtlarımızdan Kürk Mantolu Madonna tutkunlarına alternatif sayılabilecek kısa bir roman Isabelle. Sade anlatımıyla karışık kafalara çomak sokmayan Andre Gide, tez hazırlığı için bir Quartfourche adlı şatoya misafir olan Gerard Lacase’ın hikayesini konu alıyor.

Kahramanımız mösyö Lacase, şatoda karşılaştığı Isabelle isimli tabloya tutkuyla kafayı takınca, beklenmedik şekilde ev ahalisinin de sırları çorap söküğü gibi geliyor arkadan. Evin engelli çocuğu Casimir’in, aile sırlarının kapısını baş kahramanımıza açmasıyla kayan şiraze, bir bir şaşırtıcı gerçekleri öğrenmemizle şahaneleşiyor. Sıkıcı ev hayatına aksiyon arayan Gerard, bir resme duyduğu aşkla hem kendi duygu dünyasını hem de şatonun kaderini kökten değiştiriyor.

Objektif karakterleriyle merak dürtüsünü sonuna kadar tahrik eden yazar, bir sonraki sahneye senaristten daha hakim dizi seyircisine de orijinal bir finalin çağrısını yapıyor.

Hadi bakalım ha gayret!

(Hasan Bayburt bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Kitap İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(20.7.2020)

Çocuğu olmayan, bekar SGK çalışanının ''Çocuğunu FETÖ okuluna yolladığı'' gerekçesiyle ihraç edildiği ortaya çıktı...

"Olmayan çocuğunu FETÖ okuluna gönderen adam olan çocuğuna neler yaptırmaz. Tehlikeyi önceden sezen yetkililerimizi kutluyorum..."

Muzaffer Sağalcılar, Emekli


Diğer yorumlar ->

(12.5.2020)

Erdoğan, CHP'ye yüklendi: ''Meydanı bu faşist zihniyete bırakmayacağız...''

"Meydanda 2. bir faşist zihniyete daha yer olduğunu öğrenmek sürpriz oldu. Çok şükür hükümetimiz sayesinde ağzına kadar dolu sanıyordum orasını... Eveet hangi karakola teslim oluyorum?"

Yeşim Benece, İşsiz


Diğer yorumlar ->