Zaytung.Com Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
HALKIN SESİ

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."
-> Ovit Tüneli inşaatında 19 bin 500 liralık iş için Cengiz İnşaat'a 17 milyon lira ödendiğini ortaya çıkaran Sayıştay’ın, önümüzdeki ilk satışta eşantiyon olarak Katar'a verileceği açıklandı...
-> Katar'ın Borsa İstanbul'un %10'u için ödediği 200 milyon dolar'dan fazlasını Neymar'a bonservis olarak ödeyen PSG yönetimi, Türkiye'ye kredi açabileceğini söyledi...
-> Okul öncesi eğitim kurumları iki gün sonra tekrar açılmak üzere bir kez daha kapatıldı...
-> 30 kişilik cenaze namazı kadrosu için akrabalar arasında akreditasyon kavgası...
-> Açıkladığı vaka ve vefat sayıları Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı sayılardan düşük çıkmaya başlayan İBB'ye ''sayıları gizliyor'' suçlaması...
FOTOHABER

A haber: ''Biyolojik silahlanmada Dünya lideriyiz...''

Cengiz Holding'in 15-20 milyon TL'lik vurgunlara tenezzül eder hale gelmesi, ekonomideki daralmayı gözler önüne serdi...

VİDEOHABER

Gökçek'in cinleri dinozorlara dövdürme planı nasıl yarım kaldı? Birazdan...

SİNEMA

Make Türkiye ''Ehh işte'' Again: Dizilerle Eski (Nispeten) Özgür Günlere Nostaljik Bir Yolculuk...

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Bugüne kadar Koronavirüs'e karşı başarılı bir mücadele ortaya koyan bağışıklık sisteminiz, saatte 90 km hızla gelen ticari araca karşı en ciddi sınavına çıkacak... devam...

Meğer Ne Saçma İşler Sığdırmışsın Kariyerine: Ünlüler ve Unutmak İstedikleri Geçmişleri...

Formula 1 İzlerken Keyif Almaya Çalışanlar Platformu: ''Aynen, yine olmadı...''

Formula 1'de sezonun 14. yarışı olan İstanbul Grand Prix'si Mercedes pilotu Lewis Hamilton'un 1.'liğiyle sona ererken, uzun yıllardır bu spordan zevk almaya çalışan kitleden yine kötü haber geldi... devamı...

Yaz Dizilerine Düşmenin Eşiğinde Olanlar İçin: Klişelerden Arınmış Vizyonlu Aşk Romanları...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

''Cuma Akşamı Bana Gelsene Hafta Sonu Takılırız'' 2. Sezon Denemeleri Alfabetik Sıradan Başladı...

Koronavirüs tedbirleri kapsamında sokağa çıkma yasaklarının geri dönmesiyle birlikte hafta sonu karantinayı birlikte geçirecek partner arayışlarında da 2. sezon start aldı... devamı...

2020'de Henüz Gülümsetecek Bir Haber Alamayan İpek Dünay(28), Dişlerinin Beyazlığını Gösterme Umutlarını Önümüzdeki Seneye Devretti...

Geride bırakmaya hazırlandığımız 2020 yılında henüz yüzünü güldürebilecek bir gelişme yaşama fırsatı bulamayan İpek Dünay(28), Signal White Now ile beyazlattığı dişlerini gösterme umudunu seneye devretti...devamı...

Teoman, Yaklaşık 30 Manken Eşliğinde Çektiği Yeni Klibinde Yine "Yalnızlık", "Aşk Acısı", "Hayatın Anlamsızlığı" Falan Gibi Konuları İşledi

Herkes Aldatır Sevdiğini: Yeni Guilty Pleasure'ımız ''SADAKATSİZ''

Bu sezonun en çok gündem yaratan dizilerinden biri şüphesiz Sadakatsiz. Cansu Dere ve Caner Cindoruk’u buluşturan dizinin BBC’nin sürükleyici dizisi Dr. Foster’dan uyarlama olduğu malumunuz(dur işalla). Hatta aynı hikaye Kore’de de dizi yapıldı, orada da tuttu. Velhasıl temiz iş, pek batma ihtimali yok. En kışkırtıcı tanıtım da buydu hatırlayalım:

Dizinin sosyal medyada “Ezel’in ahı tuttu”, “Eyşan’ın karması Asya’yı buldu” yorumlarına nail olduğunu söylemek lazım. İzleyicinin aklına mıh gibi işleyen Ezel, geçen 10 yılda hala taze bir kinin dışa vurulmasına neden oldu. İster karma deyin ister ah, işin özü berrak bir ikiyüzlülük tablosu bizimleydi. Be insafsız seyirci, üstüne kuma getirilen yüzlerce kadın karakter izledin de birinin hesabını sormadın, sevdiğine kardeşi hasta diye ihanet etmek zorunda kalan Eyşan’ı ise hiç unutmadın. Erkek karakterler karısını aldatırken çekirdek çitledin de Bihter’in sera sahnesinde yastık var mı yok mu diye uykusuz kaldın… Ama devran döndü müjdeler olsun.


Asya'dan Eyşan oluşturuluyor. Lütfen bekleyiniz...


Sadakatsiz Neden Tuttu?

Popüler kültür üzerine çalışan bir profesörümüz sohbet esnasında, yıllar evvel dizilere “günümüzün muhafazakar ideoloji üreten makineleri” demişti. Geçen onca yılda bir şey değişmedi hatta makinelerin çarkları daha hızlı döner oldu. Ekranda, çerezlik romantik komedilerdeki salak “genç kızlar”, kendini aşka adayan maçoların dünyasındaki dekoratif kadın karakterler ve fedakar anneler dışında kadın karakter göremez olduk. Sadakatsiz ise güçlü, başarılı, ayakları üstünde duran ve aldatılan bir kadının hikayesini ekrana taşıdı.

 

Asya aldatıldığını böyle öğrendi:


Diğer dizilerin “mutlu son” ile biten hikayelerindeki devam eden mutsuzluğa mercek tuttu. Toplumun getirdiği değerlerin gereği, her kadın genç ve güzel görünmekle yükümlü. Erkekler, hangi yaşta olurlarsa olsunlar, her an kollarına genç ve güzel bir kız takıp gidebilir, erkekleri elde tutmak da kadının görevi. Biz sokakta da televizyonda da yıllarca bunları izledik. Her evlilikte aldatılmak büyük bir tehdit, özellikle kadına yüklenen rol gereği genç bir kadının tercih edilmesi kabus gibi bir şey. Bu korku dolu gerçek, dizinin ana konusu oldu, bence tutmasının en önemli nedeni de bu. Dizinin geçtiğimiz hafta 4 milyon erişim alarak sosyal medyada, TT olması boşuna değil anlayacağınız.


"Aslında şuracıkta boynunu kırmak istiyorum" öpüşü 


Nasıl Öyle Bir Geçer Zaman ki, bir dönem Türkiyeli kadınların Alman Helga paranoyasını ekrana taşıyıp yaraya parmak bastıysa, Sadakatsiz de evlilikteki başarı üzerinden değer gören toplumumuzdaki kadınlara “kabusu” gösterdi. 24 yaşındaki genç bir kız, kocayı kaptı.


Catfight!



Bihter Ziyagil (Artık) Yalnız Değildir!

Aldatılan kadın, konu komşunun gözünde ve tabii dizilerde, mağdur ama bir yandan da “kocasını elinde tutamamış” denilerek yetersiz addediliyor malum. Ancak Sadakatsiz, diğer hikayelerin aksine, kartları şartları eşitlemek üzerine yeniden dağıttı. Bihter’den sonra ilk kez, kötü olmayan bir ana kadın karakter kocasını aldattı!


Bu kez motivasyonu farklıydı ama aşkla değil, insani bir hırsla, öfke ve intikam istemiyle, sadece aldatmak için aldattı. Kafasına silah dayanmadan, “utanç” duya duya değil, bile isteye…

Biraz önce dedim ya diziler muhafazakar ideoloji üreten makineler diye, işte o makinelerin kurulmasının nedeni aslında toplumun muhafazakarlaşması değil. Aksine  tabanda çözülen, özellikle genç nesillerde gitgide eriyen kültürel muhafazakarlığın yeniden inşa edilme çabası… Bu formül tutmadığı için de gençler TV izlemeyip Netflix’e Blu TV’ye falan kaçtı zaten. Sadakatsiz ekrandaki o makinenin bir dişlisini kırdı. Bir haftaya kalmaz aile değerlerine zarar verdi diye cezayı yer, görürüz o ayrı. Ama önemli… (Yazıyı yazdıktan saatler sonra Üst Kurul, ‘evlilik dışı ilişkileri normal gibi gösteren’, ‘çocuk ve gençleri olumsuz yönde etkileyebilecek rol modeller oluşturan’ “Sadakatsiz” dizisinin yayınlandığı Kanal D’ye idari para cezası verdi.)


Benzer işler

 

Aldatan ve Aldatılan Ne Hisseder?

Sadakatsiz, aldatan kötüdür gibi ezber bir varsayımdan değil, insani çalkantılardan yola çıkarak kurulduğu için farklı işledi meseleyi. Aldatan erkek Volkan’ın geçtiğimiz haftalardaki “İkisini aynı anda seviyorum” sahnesini şuraya bırakıyorum. Sosyal medyada linç yediğini tahmin etmeniz zor değil tabii.

Sahnenin ardından oyuncu Caner Cindoruk, “arkamdan çok küfretmeyin, kulaklarım çınlıyor” minvalinde bir tweet attı. Volkan’ın yaptığı iyi mi, hayır ama yargılanması da gerekmiyor.

Ne diyor büyük usta Whitney Houston “Its not right but its ok”. Aynen de öyle… Bunu yaşayan binlerce kadın ve erkek var. Her ilişkide ruh eşini bulduğunu zanneden, kendisini aşk denilen dev aynasında görerek mutlu hisseden ve hayatın gerçekleriyle büyü bozulup ayna kırılınca yeni dev aynaları arayan insanlar mevcut. Ayrılıp yeni bir hayata yelken açma cesareti olmayanlar aldatıyor. Mesele çoğu zaman kişinin kendisiyle ilgili.
 


Savaş boyalarımı çok soran olmuş. Aşağıya link bırakıyorum...


İşte Sadakatsiz de o tokadı attı izleyiciye ve aldatılan kadın da (Asya) “erkekler için hormonal bir şey” diye meşrulaştırılan bu ikiyüzlülüğe boyun eğmedi. Tüm yargıları ezercesine gitti kocasının en yakın arkadaşıyla sevişti. Dizilerdeki aldatılınca çocuklarına sarılıp balıkçı olan, gecekondulara taşınan kadınlardan çok daha gerçekçiydi.


Sarı Bıyık? İnşallah yolun sonu Gerçek Kesit’e çıkmaz…


Bir "Böyle mi Olacaktı" Değil…

Biz ekranda safi iyi, safi kötü karton tipler görüyorduk çoğu zaman. Bu sezon kafa karıştıran, iyi ile kötü arasında gidip gelen karakterler çoğunlukta çok şükür… İnsan hikayelerinin işlendiği diziler, duygusal motivasyonlarla hareket eden karakterler ekranı adeta işgal etti. Sadakatsiz de onlardan biri, bu yüzden “ben yerli dizi izlemem” diyen bir kitle ekrana dönüş yaşıyor yavaş yavaş.

Hatta farkında mısınız bilmiyorum ama dizilerde demirbaş psikiyatrist karakterler var. Duygusal motivasyonları dillendirmek, hareketleri gerekçelendirmek ve karakteri yüzleştirmek için en kolay yol terapi çünkü… Sadakatsiz’e de bu hafta psikiyatrist rolüyle Kenan Ece girdi, eksik tamamlandı.


Ataması yapılmış dizi psikiyatristi


Aldatma/Aldatılma Kader mi?

Asya’nın da çocukluk travmasıyla tanıştık, anladık ki onun da kendisini aldatma potansiyeli yüksek bir adamla evlenmesi tesadüf değilmiş. Yıllar evvel babasının annesini aldatmasına şahit olmuş. Belki aynı senaryoyu tekrar yaşayıp bu kez telafi edebilmek için, belki başka türlü bir sevme ve sevilme deneyimi olmadığı için, belki de bu tip bir ilişkiyi ezbere alıp güvenli alan olarak gördüğü için kendine de aldatmaya teşne bir koca bulmuş.


Arabayı şimdi mi çizsem, sabaha mı bıraksam?


Volkan yani kocası da babasının sürekli annesini aldattığı bir evde büyümüş, çapkın bir gençliğin ardından kurduğu evliliği öğrendiği yolla sürdürmüş, aldatarak. Ama kötü bir haberimiz var Volkan, Asya da senin onu sevdiğin gibi seni sevmeye başladı. Diziyi bütün kadınların “babaanne misali” söylenerek izlediğinden eminim. “Oh olsun sana!” diye twittera yazan hiç az değil...


Şimdi...


Dr. Foster VS Sadakatsiz

Dizinin yabancı orijinalini de izleyen biri olarak Sadakatsiz yerli yapımlar içinde cesur görünse de aslında baya makaslanmış bunu söyleyebilirim.
 


2 resim arasındaki 1 şerefsizi bulunuz...


Mesela, Sadakatsiz’da Asya’nın kocasını aldattığı Mert kadına aşık çizilmiş, orijinalinde ise adam aşık falan değil, sadece kadınla birlikte olmak istiyor. Bizde kadının, kocasını aldatacağı Mert’in ona aşık olduğunun ve karısıyla pek de ilgilenmediğinin vurgulanması daha muhafazakar bir bakışın ürünü şüphesiz. Asya’nın hastanedeki jinekolog arkadaşı da yabancı versiyonda çok daha çapkın bir kadın. Bizimkinde nasıl arkadaşına sürekli “yuvanı yıkma” diyorsa orada da “ayrıl, aldatılmayı hak etmiyorsun” diyor.
 


Dr. Foster, insanları kurtarmayı misyon edinmiş bir kadın olarak karşımıza çıkarken Asya’da bu misyon daha geride. Zaten bizde geleneksel değerler gereği karaktere böyle bir alt metin koymaya da gerek yok, kadının fedakarlığı olağan. Bu değişikliklerin yanında sansürlü sahneler de mevcut tabii. Dr Foster’ın açılışı, kadının kocasıyla sevişmesiyle yapılıyor, birkaç bölüm sonra kocasını aldatırkenki hırsı, iki sahne arasındaki fark görülmeye değer. Bizde bunlar yok, Asya Mert’i yatağa itti sahne kesildi. Duygu eksiliyor mu, muhakkak…

Doctor Foster’ın tanıtımından farkı net görebilirsiniz. İspanyolca ama konuyu biliyorsunuz zaten (seks falan işte):


Ben yine de böyle uyarlamaya can kurban demek istiyorum. Her ne kadar, yabancı versiyonun sezon finali olan sahneyi açılış sahnesi yapmanın şuursuzluk olduğunu düşünsem, dizinin diyaloglarında, olay devamlılığında sorunlar görsem de iş iyi mi, iyi iş. İzlemek isterseniz çarşamba akşamları Kanal D’de.

(gizem kaboğlu Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'da paylaş Allah'a havale et

Yorumlar:

(25.11.2020)

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Uğurhan Culak, Elektrik tesisatçısı


Diğer yorumlar ->

(3.10.2020)

MHP Mv. Erkan Haberal, özel şoförünün makam aracıyla çarparak ezmeye çalıştığı güvenlik görevlisini suçladı...

"Halkın parasıyla halkı ezme işini mecazen yaptıkları günleri özlüyorum..."

Tülay Sağcıklar, Öğretmen


Diğer yorumlar ->