Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Düzenli bir cinsel hayatınız yok diye üzülmeyin. İş başvurularınıza geri dönülmüyor diye dertlenmeyin. Lütfen büyük resmi görmeye çalışın. Şunun şurasında ne kadar ömrünüz kaldı ki zaten? Yapmayın böyle... devam...
FOTOHABER

AKP'nin kendi bokuyla bile kavgalı, gergin yiyicileri, şimdi de bir çocuğa sardı...

Bakkaliye dükkanı açıp sahte veresiye defteri dolduran uyanık girişimci, artık Robin Hood'un gelmesi gerektiğine inanıyor...

Bir Sonraki 14 Şubat'a Kafası Rahat Girmek İsteyenler İçin: Doğru Flörtü Seçme ve Sevgiliye Evirme Rehberi...

Mücevher Reklamında Dans Eden Çift İzlemeye Doyanlar İçin: Aşk Meşk Konularını Hakkıyla İşleyen Filmler

Ziraat Bankası, CNN Türk'ün aHaber'e dönüşüm projesi için Demirören'e neredeyse hibe ettiği 675 milyon doların yerinde harcandığını görmekten mutlu...

Haftanın Kitapları (Ayın da olabilir, net bir tarih vermek zor): Bir Ömür Nasıl Yaşanır, Kişi ve Kutsal, Saraybosna Marlborosu...

TCDD'den %300'lük Zam Açıklaması: ''Zam değil, indirim oranlarında değişiklik...''

"Özellikle son 2 yıldır her şeyin fiyatının 2 katına çıkması biraz üzücü ama neyse ki şu ana dek hiçbir şeye zam gelmedi. O beni çok rahatlatıyor..."

6-0'lık Real Madrid Mağlubiyeti Ülkedeki Aşırı Boktan Gündemin Gölgesinde Kalan Galatasaray'da Buruk Sevinç...

Dün akşam oynanan Şampiyonlar Ligi mücadelesinde deplasmanda Real Madrid'e 6-0 yenilen Galatasaray, alınan bu farklı mağlubiyetin son 24 saat içerisinde Türkiye'de yaşanan boktan olaylar yanında sönük kalmasının keyfini sürüyor. devamı...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Kişi Başına Düşen Kitap Okuma Oranı 0.1 Olan Ülke, 3 Gündür Bir Çocuğu Tartışıyor...

Kişi başına düşen yıllık 0.1 kitap ortalaması ile dünyada 86. sırada bulunan Türkiye'de, ortalamanın epey üzerinde okuduğu ortaya çıkan bir çocukla ilgili tartışmalar 3. gününe girmiş durumda. devamı...

14,99 TL'den Menü Satmaya Başlayan McDonald's'a, 2015 Yılında Olmadığımız İzah Edilmeye Çalışılıyor...

Bu sabah saatlerinde çok sayıda McDonald’s şubesinden gelen, çok uygun fiyat olan 14,99 TL’ye menü satıldığı yönündeki iddialar ortalığı karıştırdı. ‘’Süperkıyak Burger’’ adıyla satışa sunulan menüleri gören müşterilerin, McDonald’s personelini “Kardeş, 2015 yılında değiliz. Bu menü eski. Düzeltin isterseniz!” şeklinde uyarılarından ise henüz bir sonuç alınabilmiş değil...devamı...

İç Savaş ve Kıtlık Yüzünden Nüfusu 117 Kişiye Düşen Afrika Ülkesi, Göçmen Alımına Başladı

Sinema

Daha Fazla Eğlenceyi Bütçesi Kaldırmayanlar İçin: Atiye'siyle, Messiah'ıyla, Rise of Empires Ottoman'ıyla Sizi Oyalamaya Aday Netflix Dizileri...

Son bir ay içinde yine yatıp kalkıp Netflix dizisi konuştuk. Atiye'deki iki gram sevişme sahnesini magazinel gündem yaptık, hazır dizisi gelmişken yurdum Mesih'i Hasan Mezarcı ile Netfix Mesih'ini karşılaştırdık, sonra yeni çıkan Osmanlı dizisindeki Türk oyuncuların İngilizce gramerlerini inceledik ve o arada bi de Uzakdoğu dizisi keşfetmeye çalıştık... Ben de içim dışım Netflix olmuşken son bir ayda izlediğim dizileri yazayım dedim. İzlememiş olanlara öneri, izlemiş olanlara tekrar olsun...

O zaman şöyle yapıyorum, tarzı güzel şarkıcımız Lin Pesto'nun Neflix dizisine benzeyen yeni klibini şuraya koyup ilk diziye başlıyorum:


 

Messiah - Amerika'ya kapağı atıp kendini kurtarma derdinde bir Mesih...

Bu Mesih-Mehdi-Deccal olayları çok sazan avı konulardır. Sene başında çıkan bu diziyle eşzamanlı olarak Youtube'daki sazan avcıları da "Messiah kim? İsa mı Deccal mi? Mehdi de ne?" gibi sipindirik videolar paylaşıp tıkları topladı bile... İşte bu tartışması bol dizinin yaratıcısı, şimdiye kadar pek de elle tutulur bir işi olmayan, Ölüm Treni ismindeki vasat filmini bu köşede yazdığımız Michael Petroni...  

Tabii yaratıcı demişken hemen parantez açıp tövbe tövbe demek lazım. O kim ki yaratacak? Bizim milli gururumuz Mesih bile en fazla kitaptaki birkaç maddeyi iptal etme yetkisine sahip...


 

Yine mi Trump'ız yine mi post-truth?

Kendine Al-Masih diyen bir adam (Oyuncu adı da MEHDİ Dehbi imiş, Hasan Mezarcı'dan bir adım önde sanki) Suriye'de çıkıp insanları barışa, kurtuluşa filan çağırıyor. Bir de Eva Geller ismindeki CIA ajanı (Michelle Monaghan), sürekli birilerine kısık sesle talimatlar verip adamı tutuklatmaya çalışıyor. Bu kadının da sürekli çocuk doğurmaya çalışması ve adının Havva anlamına gelmesi belli ki bazı anlamlara geliyor. Ama dolu dolu bir dizi değil bu. Aslında aşırı sıkıcı Amerikan klişelerine ve aşırı sıkıcı Ortadoğu gündemine sahip bir dizi...

Dizi, "Instagram çağında Mesih ortaya çıksa ne olurdu?" sorusuna azıcık eleştirel diyebileceğimiz bir düzeyde yanıt arıyor. Amaç seyircinin "post-truth çağında Mesih olsan ne yazar bee" diyerek kendini zeki hissetmesi ve kadeh vurması... Alkol muhabbetlerinde 'post turut' filan diyerek kendini entelektüel bilmesi...


Diziyle beraber gözü açılan ve hayata bakışı değişen beyaz yakalı...
 

Hasan Mezarcı'dan notlar...

Modern bir Messiah var karşımızda. Kot ceket giyiyor, kadınlara önem veriyor, göçmenlik statüsüne alınıyor... Bir şekilde yolunu buluyor. İçimizden bir Mesih olan Hasan Mezarcı'nın diziyi izlerken bu şekilde not tuttuğuna eminim:

  1. 100 adam bul, İsrail’e yürüt,
  2. "Din, kardeşlik" filan diyerek hakimin kafasını karıştır (olmadı yeşil kart başvurusu),
  3. Amerikan bir teenage girl bulup onun Instagram hesabından millete toplu yürü, 
  4. İsrailli ajana sürekli "kızını ara" de, kafasını karıştır…

Dizi politik olarak yeni bir şey demiyor. Mesih ve Mesih müridi olmak isteyenlere yol gösteriyor. Onun dışında, "Dünyada çok önemli bir şey olur ve bu tabii ki Amerikan başkanıyla ilgilidir" konulu bir filmden fazlasını vermiyor. Bölümlerin uçları iyi bağlanmış, yani ilgi çekici başı, sürprizli sonu olan ama olay örgüsü fazla esnetilmiş, vasat bir Netflix dizisi bu... Dizi bittiğinde aklımızda kalan tek şey  "Fakat Mesih'in saçları ne güzel" oluyor. Mesih hangi şampuanı, hangi wax'ı kullanıyor acaba?


Bizimki daha iyi ama bi saç düzleştiriciye ihtiyacı var...

Puan: 55 (Bizim Mesih 60)
 

Rise of Empires Ottoman - Bütün Türkiye tek ses: İlber Ortaylı niye yok?

Bu belgesel-drama karışımı dizi, bir Netflix Original yapımı ve içinde hem Amerikan hem Türk yapımcılar var. Yönetmen Emre Şahin, oyuncular da büyük oranda Türk, kurgu ve ses içindeki yetenek gerektiren görevlerde de tabii ki yabancılar var (ehe)... Oyuncu kadrosu ise hiç fena değil: Cem Yiğit Üzümoğlu, Selim Bayraktar, Birkan Sokullu, Osman Sonant ve Tuba Büyüküstün...

Sempatik Youtuber tarihçi Emrah Safa Gürkan, yılda birkaç kez kendisinden baya soğuduğumuz Celal Şengör ve birtakım uluslararası tarihçiler de dizideki savaşların, çatışmaların arasına girip "Mehmet çok zor durumdaydı./ Mehmet was in very difficult situation" gibi bir şeyler anlatıyorlar. İlber Ortaylı ise yok. Öncesinde Celal Şengör'le buluşmuş, "Şunu da söylesene Celi" demiştir belki...


 

E biz biliyoruz bunu ilkokul kitaplarından filan?

İstanbul'un fethine dair çok şeyler okuduk, çok şeyler dinledik ama yine de bu konu için ayrıca merakı olmayanlara yönelik yeni bilgiler, hoş ayrıntılar bulmak mümkün: Giovanni Giustiniani gibi surları savunmakta uzman bir Cenevizli komutanın yaptıklarını, birtakım kaleleri kuşatırken hafif zırhlı olmanın dezavantajını, Çandarlı Halil Paşa'nın ne menem bir adam olduğunu ve Emrah Safa Gürkan'ın İngilizce'yi Türkçe gibi hızlı konuşamadığını öğreniyoruz.

Tarihçiler anlattıkça ve biz ayrıntıları gördükçe işin sonunu bilmemize rağmen bi gerilim oluşuyor. İyi çekim teknikleriyle beraber bazen kendimizi kaptırıyor, "İnşallah kadırgalarımız karadan yürüyebilir" diye düşünüyoruz. Yine de kıllanıyor, cebimizdeki akbili kontrol edip bi büyükşehir logosuna bakıyoruz.


- Bazı büyük dertlerim var: Mesela 1450'lerin şapka modası...
 

Fethediliyor mu?

Çekim kalitesi ve kurgusunu beğendim. Belgesel ve kurmaca yerler arasındaki geçişler de, kuşatma zamanındaki Mehmet ve Mehmet'in ilk gençliği arasındaki geçişler de gayet iyi. (Koskoca Fatih'e Mehmet deme samimiyeti... Hatta Memo! Memo 2...) Hele ki Fatih'in ilk tahta çıktığı halini oynayan oyuncunun yüz ifadelerini çok beğendim*. Bununla beraber yüzlerce kişi görünmesi gereken Bizans askerlerinin aslında 5-10 kişiyle oynanması biraz eksik gibi geldi ama Türk yapım ekibininden gelen "O kadar figürana kim para verecek abicim" sesleri de kulağıma kadar geldi.


"Fatih'in ergenliğini oynayan çocuğun çok iyi performans sergilediği yaştasın..."
 

Allah Allah Allah yerine Oh My God?

Dizide Türk oyuncuların, Osmanlı askerlerini, yöneticilerini canlandırırken İngilizce konuşması, yabancılaştırıcı bir unsur olabiliyor. Yine de tane tane İngilizce konuşan oyuncularımızı milli gururun yapabilir; "Tense'leri nasıl da düzgün kullanıyor yurdum oyuncusu" diye göğüs kabartabilirsin. Bu arada dizinin anlatıcısı Game of Thrones'un Tywin Lannister'ı Charles Dance'ın ses tonu da bu epik anlatım için gayet iyi... Tabii sen istersen Türkçe dublajda anlatıcı olarak Halit Ergenç'i seçebilir, zihnini sakalı uzamış Türk oyuncularla doldurabilirsin.

Bir yerden sonra ise fazla sakallı oyuncudan sıkılabilir, Tuba Büyüküstün övmek isteyebilirsin. Dibin düşmek isteyebilir belki. Kendisine Sırp Prensesi Mara Hatunluk ne de yakışmış! Eklemek istedim. 


Osmanlı böyle prenses görse bi 50-60 yıl daha yükselirdi bence...

Puan: Belgesel kısmı 65, dizi kısmı 70 
 

Atiye - Bütün Türkiye tek ses: "Hakan Muhafız'dan iyidir" 

Atiye dizisi Netflix Türkiye'nin ikinci yapımı ve yine fantastik bir öykü...  Sosyete falcısı diyebileceğimiz Şengül Boybaş'ın Dünyanın Uyanışı isimli kitabının uyarlaması. Dizinin birazını reklam ve BKM filmi yönetmeni Ozan Açıktan, diğer birazını reklam, klip ve film yönetmeni Gönenç Uyanık yönetti. Aşk Tesadüfleri Sever, Vatanım Sensin gibi senaryolarından bildiğimiz Nuran Evren Şit'in de içinde olduğu bir ekip yazdı. İlk bölümü ise Jason George yazdı. Kendisi Hakan Muhafız'da da kalem oynatmıştı, demek ki bu müthiş referanstan dolayı ilk bölüm için ithal edildi...  


 

Bu kadın ne çiziyor böyle?

Çıtı pıtılığın sonlarındaki Beren Saat, umarım son kez entelektüel naif bir rol oynayan Mehmet Günsur, fantastik olaylar, mitolojik unsurlar, azıcık seks ve bol bol üst sınıf yaşam tarzı derken bitip gidiyor dizi... Göbeklitepe'den Atiye'ye çizimli mesajlar geliyor, "Herhalde zamanının emojisi gibi bi şey bu" diyoruz. Sonra Atiye mesajı görüyor; Atiye'nin anneannesi, yitik ve mitik bir kız, yakışıklı arkeolog derken Göbeklitepe isminde bir WhatsApp grubu oluşuyor.

Olaylar akıcı bir şekilde gelişiyor ama konuşulanlar genelde ağza oturmuyor, çoğu yerde mekan duygusu izleyiciye geçmiyor, dizinin kendine has bir görsel estetiği olmadığı için etkili olamıyor. Sonra mesela... Dur dur böyle olmaz,en iyisi biz neden olmamış diye madde madde sıralayayım:


"Bu ablanın suratında hangi terbiyesiz XOX oynadı..."
 

* Başak Köklükaya müthiş oynasa da diğer oyunculuklar seyirciye çok geçmiyor. Hangi oyuncuyu daha önceki yapımında ne şekilde gördüysek aynı şekilde oynuyor. Bu dizinin bir büyüsü olmuyor o zaman... Büyülü şaman kadınlığı ise üstteki görseldeki Meral Çetinkaya'ya çok yakışıyor...

* Atiye'nin yeniden doğuş sahneleri filan güzel de böyle bir öyküde olması gereken asıl formül bile uygulanamıyor: "Çevresi tarafından dışlanan, loser bir kadın, gizemli olayları araştırdıkça kendini bulur." Mesela OA dizisi bu formülü iyi uyguluyordu ama bu kadın zaten kendisini toplumda göstermiş biri gibi duruyor. Onun yerine, zorla başka bir oğlanla evlendirilmiş bir köylü ressam daha iyi olabilirdi.


- Ohhh yaa, toprak kokusu bi başka...
 

* "Biraz da şundan mit koyalım, biraz da bundan" kafasındaki senaryo pek sarmıyor. Akıllarına gelen her şeyi koymuşlar: Anadolu'daki şifacılar, Şamanizm, Süryanice, Sirius Takımyıldızı, Komagene Krallığı ve Nemrut, Şahmeran'ın öyküsü, Kuran’dan ayetler, derken konu iyice dağılıyor. Bir kitap kafeye oturup iki çay süresince kızı tavlamaya çalışan adamın konuşmasına benziyor senaryo...

* Dizinin sembolü “Hayatının üstünün altından daha iyi olduğunu nerden biliyorsun” cümlesiyle ilişkili gibi duruyor ama aslında çok bir şeye de benzemiyor.. Yer yer bir pinokyo bisiklet pedalına, bazen yaşlı bir baykuş suratına, kimi zaman da bir krank miline benzettim ama içinden çıkamadım çok...


- Anlamadım ama para veririm...

Puan: Normalde 50 ama Hakan Muhafız'a göre 55
 

Giri/Haji - İngiliz Yapımı Japon Çukur'u...

Evet, en iyisini en sona bırakmış olayım ve içinde bir sürü Japon olsa da aslında bir BBC dizisi olan Giri/Haji'den yani Shame/Duty'den yani Utanç ve Görev'den bahsedeyim kısaca. Bilmeyen ya da merak etmeyenler için keşif gibi bir şey olsun bu da... Öncelikle Çernobil dizisinin yapımcıları Sister Pictures yaptı diyeyim de bir tık merakınız yükselsin...

 

Yakuza mı Çukur mu?

Dizimizin odağında Kenzo isminde bir dedektif var. Japonya’da yaşıyor ve kardeşini bulmak için Londra’ya gidiyor. Çünkü öldü sandığı kardeşi Londra’da bir cinayet işleyip Japonya'daki Yakuza savaşlarını başlatıyor ve bu olay Tokyo’yu karıştırıyor! Bu öykü ve buna bağlı gelişmeler, karakterlerin arka planına güzel güzel girerek, yetişkini-çocuğu-kadını-erkeği-eşcinseli, derken hepsini kesiştirerek pek güzel anlatılıyor.

Tabii şimdi Japon deyince insanın aklına nezaketli insanların birbirinin ağzını yüzünü kırdığı dövüş sanatları geliyor ama bu o kadar dövüşlü bir dizi değil. Lakin yer yer giren flashbacklar ve farklı kurgular heyecanı artırıyor.


Şu sahneden 1-2 tane Tarantino filmi çıkar mesela...
 

Bu arada henüz daha yüzde 60'ını izledim ve senaryoda karakterlere eşit yer ayrılmasını, dedektifin çok zeki ve çözümcü bir insan olmamasını, bir de karakterlerin birleşince ortaya "alternatif aile" gibi bir olgunun çıkmasını gayet sevdim. Zaten Batılı arkadaşlar da alternatif aile gibi bir şeyler anlatan Uzakdoğu yapımlarını pek sever. Bununla beraber, mafya ağırlıklı bu Doğu dizisini, Japon Çukur’u olarak da adlandırabiliriz. Bizim Çukur'dan farkı da işte polisin olaylara biraz daha fazla karışması... Onun dışında baba, kardeş, bacı önemli yine. Posta koyma sahneleri de gaza getiriyor yine...


Japon Vartolu'su, Japon Yamaç'ı

Puan: 75 ama Çukur'a göre 80
 

Ne izliyoruz şimdi?

Evet, sonuç olarak Giri/Haji isminde güzel bir suç dizisini ve de Rise of Empires isminde hoş bir belgesel dramayı rahatlıkla önererek bu yazıyı da kapatmış olduk. Hadi şimdi herkes Japon dedektif Kenzo'yu ve Rob Stark'a benzeyen Fatih Sultan Mehmed'i izlesin bakayım... Ya da tam bitirmeden, bu süreçte izlediğim iki minnak diziyi daha önerip öyle kapatayım: Disney+'dan çıkan Star Wars dizisi Mandalorian (agu mugu yapan Baby Yoda var aynen) ve Amazon Prime'dan çıkan, her bölüm farklı bir ilişki öyküsünü anlatan Modern Love.

O zaman belirsiz bir zamanda, başka sinema ve dizi yazılarıyla görüşmek üzere hepinizi öpüyor, son gelişmeleri almak üzere Twitter'a geçiyorum izninizle...

Twitter: @duraladam

(murat dural bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(24.1.2020)

TCDD'den %300'lük Zam Açıklaması: ''Zam değil, indirim oranlarında değişiklik...''

"Özellikle son 2 yıldır her şeyin fiyatının 2 katına çıkması biraz üzücü ama neyse ki şu ana dek hiçbir şeye zam gelmedi. O beni çok rahatlatıyor..."

Feriye Halansoy, Öğretmen


Diğer yorumlar ->

(17.12.2019)

50 kişinin katıldığı Genç Müslüman Kadınlar İçin Liderlik Programı'na 1 milyon 163 bin TL harcandı...

"Kişi başına 22 bin TL falan ediyor. O paraya 50 tane lider yetiştirildiyse gayet hesaplı çıkmış aslında..."

Yusuf Aldöğenler, Muhasebeci


Diğer yorumlar ->