Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
SİNEMA

''Oyunu Var Animesi de Olsun'' Furyasının Son Halkası: Cyberpunk Edgerunners

-> Sahasında 2 - 1 kaybettikleri Hatay maçı için '7-2 kazanacağımız maçı kaybettik' açıklamasında bulunan Sivasspor teknik direktörü Rıza Çalımbay, TÜİK başkanlığına göz kırptı...
-> Göçebe Oyunları'nın açılış konuşmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan bir müjde daha geldi: Türkiye, Aralık ayında düzenlenecek olan Açlık Oyunları'na da ev sahipliğini yapacak
-> Yozgat'a bırakılan bir kamyon dolusu Afgan göçmen, nakliye firmasına dava açmaya hazırlanıyor...
-> Perinçek'ten Erdoğan'a Abdülhamit çıkışı: ''Sen savunabilirsin tamam ama başkası savunmasın...''
-> AKP tarafından 2013'te afla serbest bırakılan teröristin, AKP güvenlik ve istihbarattan sorumluyken gerçekleştirdiği terör eyleminin suçu da yapışmaz teflon özelliği sayesinde AKP hariç herkesin üstüne kaldı...
FOTOHABER

Yıllık üretici enflasyonunu %151, tüketici enflasyonunu %83 olarak açıklayan TÜİK: ''1 yıldır maliyetinin yarısına satış yapıp hala batmayan işletmelerin sırrını biz de çok merak ediyoruz...''

Bakan Kurum: ''Neo klasik radyo ve televizyon düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden eşimin heterodoks yaklaşımı...''

VİDEOHABER

Alzheimer Farkındalık Günleri, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da katılımlarıyla sürüyor...

BLOG

Bayramda Hayatta Kalma ve Akraba Sorgusuyla Mücadele Rehberi...

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Maddi konularda varmak istediğiniz hedefler için bazı fedakarlıklarda bulunmanız gerekebilir ancak unutmayın: Tek bacaklı bir dilenci her zaman iki bacaklı bir dilenciden daha çok prim yapar... devam...

Belediyenin Almanya’ya eğitime gönderdiği 45 kişiden 43'ü geri dönmedi...

"Aslında dönecekler ama orada kurulu düzenleri var. Yoksa vatanımız cennet..."

Hay Allah, Canınız mı Çekti? İşte Size Birbirinden Keyifli Öykü Platformları...

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Dünya Kupası'na Katılma İhtimali Beliren A Milli Takım'a Döviz Kurlarını Hatırlatarak Sağduyu Çağrısında Bulundu...

2022 FIFA Dünya Kupası Avrupa Elemeleri G Grubu 9. maçında konuk ettiği Cebelitarık'ı 6-0 mağlup ederek gruptan çıkma şansını son maça taşıyan A Milli Futbol Takımı, ekonomi yönetiminde tedirginliğe neden oldu... devamı...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

Soylu'nun İddiaları, 2 Milyon Kaçak Afgan Tarafından da Doğrulandı: ''Biz de Türkiye'ye aynen böyle uçarak girdik. Yoksa sınırlar inanılmaz korunuyor...''

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun, Mersin'deki saldırıyı gerçekleştiren teröristlerin Türkiye'ye motorlu paraşütle 12-13 saat uçarak girdiği yönündeki iddialarına en önemli destek sayıları 2 milyonu geçen kaçak Afgan göçmenlerden geldi... devamı...

Tek Kelimesini Anlamadan Kurduğu Cümlenin Ardından Aşırı Isınan Hazine ve Maliye Bakanı Nebati'yi Soğutma Çalışmaları Sürüyor...

Bugün bakanlığın düzenlediği ‘Ekonomik Dönüşüm Zirvesi’nde konuşan Nebati, şunları dedi: “Neo-klasik ekonomi düşüncesinden epistemolojik bir kopuşu temsil eden heteredoks yaklaşım günümüzde giderek ön plana çıkan davranışsal ekonomi ve nöro ekonomi gibi alanların etkisiyle daha fazla önem kazanmaktadır. Amerika, İngiltere, İtalya, ve Almanya başta olmak üzere heteredoks literatürü olduğunu biliyoruz. Kitaplar yazılıyor.”devamı...

Sinema

Tilda Swinton’lı, Elf Görünümlü Siyahi Cinli Bir İstanbul Masalı: Üç Bin Yıllık Bekleyiş

Hollywood filmlerinin oryantalizm aşkı ne zamandır bitti sanırken maalesef küllerinden doğdu. Tilda Swinton ve İdris Elba’nın Oscarlı yönetmen George Miller’ın kadrajında buluştuğu, büyük bölümü İstanbul’da geçen yeni filmi “Üç Bin Yıllık Bekleyiş” baharat kokusu burnunuzu sızlatacak kadar Orta Doğu esintileri ile vizyonda. AS Byatt'ın 1994 tarihli “The Djinn in the Nightingale's Eye” adlı eserinden uyarlanan film, fantastik anlatısıyla dikkat çekerken, oryantalizmin pençesine hapsolmaktan öteye geçemiyor. 

 

Gösterimini Cannes Film Festivali’nde yapan, birçok açıdan karışık izler bırakan “Three Thousand Years of Longing” yeni bir şey söylememesine rağmen izlenmesi gereken büyüleyici bir atmosfer vadediyor. Mad Max Fury Road’dan buraya nasıl geldiğine aklımız ermese de George Miller, anlattığı Alaaddin hikayesi ile duygulara yer olmayan modern yaşamda, aşkı masallarda aramanın mistisizmini tattırıyor. “Three Thousand Years of Longing”, renkleri, efektleri ve yönetmenliği ile takdire şayan ancak senaryo ve alt metin konusunda sınıfta kalmış yüksek bütçeli bir film. Yine de Tilda’yı İstanbul’da izlemek, filmin birçok sahnesinin Türkçe olduğunu görmek ve Erdil Yaşaroğlu, Zerrin Tekindor gibi tanıdık yüzleri seyretmek oldukça şaşırtıcı. 


Altın lambadan çeşmibülbüle, kira krizi cinleri de vurmuş...


Three Thousand Years of Longing konusu: 

Rasyonel bir akademisyen olan Alithea, hikayeler üzerine bir konferans için İstanbul’a geliyor. Yalnızlığın pençesindeki kadın, Kapalıçarşı’dan aldığı bir şişeden çıkan cinle kendini bir masalın içinde buluveriyor. Bir yandan cinin geçmişi ile anlattığı hikayeleri dinlerken diğer tarafta kendinin kahramanı olduğu bir masalı deneyimlemek için dilek hakkını aşktan yana kullanıyor. Cin ile insan arasındaki bu fantastik aşk hikayesi, izleyiciyi 3000 yıllık bir yolculuğa çıkarıyor. Kızıldeniz’den Londra’ya kadar uzanan hikaye, Osmanlı hareminden Pera Palas’a kadar farklı mekanları dekor olarak kullanıyor.

 
''Siyahi elf olur mu?'' tartışmasına ''siyahi elf görünümlü cin'' güncellemesi


Hürrem’den Kösem Sultan’a Herkes Burada

Oldukça ilgi çekici görünüyor değil mi? Ancak bu imkansız aşk ve mistik yolculuk filmi, hikayelerle fazla zaman kaybediyor. Cin kendini tanıtmak için geçmişini anlatırken sürekli askerlik anılarını anlatan amcalar gibi izleyiciyi adeta kitliyor. “Günümüzde tanrıların, kahramanların yalnızca birer metafora indirgendiğinden” bahsedilen ilk sahnelerin ardından film, karakterlerini adeta bir metafora indirgeyerek tarihin ve güncel tartışmaların savaş meydanlarında dolaştırıyor. Akıl ve arzunun çatışmasını beklerken, beyaz ve siyahın, efendi ve kölenin, geçmiş ve bugünün kavgası filmin hemen her sahnesinde yüzümüze vuruyor.

Ama bu yüzleştirme çabası öylesine amatör ki… Modern ile gelenekselin, masal ile gerçeğin çatışmasını vurgulamak için şişeden cinin çıkmasını sağlayan sürtünme elektronik diş fırçası ile yaratılmış mesela. Benzer şekilde cinin içinde olduğu şişenin x-rayden geçmesi de karakter için anlık bir gerilim nedeni. Bunlar her ne kadar suni görünse de bir yandan filmi “yine de izlenmesi gereken” bir yapım haline getiriyor. Zira iyi kotarılamamış olsa da ilginç bir deneme. 


Kontrbas çalan hippi kral Süleyman


Hızlandırılmış Muhteşem Yüzyıl tadındaki Üç Bin Yıllık Bekleyiş, Doğu imgesini herhangi bir etnik detay vermeden genelliyor. Bacak kıllarıyla ünlü mistik kraliçelerden Kanuni Süleyman’a, 4. Murat’tan Kösem Sultan’a uzanan hikayelerde, harem ile şehvet düşkünlüğü, kardeş/evlat katli ile barbarlık, obez çıplak bedenlerle fetişizm işleniyor. Hollywood’da yıllarca izlediğimiz Doğu’dan farklı olmayan, ışıltılı ve “ilkel hazlarla şekillenen” bir dünya yansıtılıyor. 


Hollywood haremi: Trabzonlu kalfa, Stv dedesi, çakma Aysun Kayacı ve altın kaplama arap


Ayrıca 3000 yıl boyunca şişelere ve Doğu’nun mistik kaosuna hapsolan cinimiz, şişeden her çıktığında kadınları kurtarma misyonuyla ortalarda dolanıyor. Kiminin hayatı için Hürrem’in entrikalarını bozmaya niyet ediyor, kiminin yatağına girip ona yaşlı kocasının veremediklerini vadediyor, esaret altında dünyanın ilmini bahşedip kadını delirtiyor. Hollywood yapımı savaş filmlerinde demokratikleştirme amacıyla oraya burayı işgal eden askerler gibi, cin de bir çaresiz kadından diğerine teselli taşıyor. Kurtarıcı olarak, “yanlış”ı düzeltme gayesini taşıyarak misyonunu yerine getiriyor. Ancak kadınlar cinin esaretine sebep oluyor. Yani kadınlar Doğu’nun, cin de kadınların kurbanı oluyor.


I'm your father luke!
 

Üstelik film bir sahnede izleyiciyi, Batı için mistik ve bir çeşit fantezi alanı olarak görülen haremde 100 yıl görünmez olduğunu anlatan bir erkek cin hayaliyle başbaşa bırakıyor. Çıplak kadınların arasında hamamda dolaşan röntgenci cin, erkeğe atfedilen sınırsız cinsel güç ütopyasının sevimli hayaleti gibi… Erotik ve şiddet temelli bu mahremiyet ihlalinin mistisizm sosuyla romantize edildiğini fark etmemek elde değil.

 
Erdil Yaşaroğlu ile huzura doğru


Anlatılardaki Doğu öylesine mistik, geçmişe ait ve öteki olarak vurgulanıyor ki, “biz” güçlendirilerek seyircinin modern dünyaya ait olduğu işaret ediliyor. Eser neticede köleleştirilmiş bir siyahi cini arzu nesnesi haline getirerek “beyaz, modern, batılı, rasyonel ve yalnız” kadının cinsel ve duygusal haz aracı yapıyor. Film meşrulaştırdığı bu gizli sömürgeci bakışı, ışıklı, renkli ve zengin dekorla göz kamaştırarak adeta yoksaymamızı bekliyor. Alithea’nın entelektüel kibrine rağmen “arzu ettiği” bu aşkın sonu da ayrı tartışma konusu. Spoiler olmaması adına detaylandırmıyorum ama filmin Alithea’nın karton tipli yobaz ve ırkçı komşularını kısmen haklı çıkması hayret uyandırıcı. 

  
Kübra Nur'un kınasına hoşgeldiniz


Henüz ilk sahnelerde Erdil Yaşaroğlu’ndan duyduğumuz “Cinler, hayaletler, hangisi yardımcı olacaksa onlara inanması gereken insanlar var” repliği filmin sonunda kulaklarımızda çınlıyor. Oysa film izleyiciyi ait gördüğü modern dünyada, masallara yer bulamıyor. İnan dediği hikayelerin yarı mutlu sonuyla bizi tatmin olmaya zorluyor. İstediğin masala inan, sonunda gerçeğin sana verdiği ile yetinmek zorundasın diyerek bizi bir çerçevenin içine sıkıştırıveriyor. 

“Three Thousand Years of Longing”i izlerken Charlie Kaufman’ın çok sevdiğim Anomalisa adlı animasyon filmini sık sık hatırladım. Konusu başka olsa da burada becerilememiş olan gerçek dünya ve masalsı romantizm savaşının o filmde nasıl basitçe çözüldüğünü gülümseyerek anımsadım. 2022 yılında, böylesine para harcanan ve uluslararası arenada ilgi uyandıracak bir filmin bu denli geleneksel bir gözlüğe sıkışıp kalmasına ise tam anlamıyla üzüldüm. 


Ne demek ayaklarının ters olması gerekiyor!


Three Thousand Years of Longing’ten İlginç Notlar: 

  • Filmde “Şehrazat Havayolları”nın afişlerini görüyorsunuz. Binbir Gece masallarına gönderme gülümsetiyor. 

  • Havaalanında Alithea’nın bavullarını almaya çalışan adamın korsan taksici olma ihtimaline dair yapılan espri dikkat çekici. Fantastik filmdeki İstanbul anlatısı oldukça gerçekçi.


Ağda yaparken ağlayan kraliçenin kulağını emikleyen cin (valla)

  • Filmin her köşesinden simit yiyen insanlar, seyyar satıcılar falan çıkıyor. Aşk 101 izlediğinizi zannetmeyin doğru filmdesiniz. 

  • Karakterin Pera Palas’ta Agatha Christie’nin kaldığı odada kalması dikkat çekiciydi. (Çok şükür bu kez Ahmet Abe hortlamadı) 

(gizemkaboglu Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Yorumlar:

Sıradaki Sinema İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(11.4.2021)

Belediyenin Almanya’ya eğitime gönderdiği 45 kişiden 43'ü geri dönmedi...

"Aslında dönecekler ama orada kurulu düzenleri var. Yoksa vatanımız cennet..."

Vahit Gözgel, Emekli


Diğer yorumlar ->

(25.11.2020)

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Uğurhan Culak, Elektrik tesisatçısı


Diğer yorumlar ->