Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
SPOR

Türkiye’nin Gurur Gecesi: Furkan Atmaca(13) Yönetimindeki A Milli Takımımız FIFA 18’de Adını Finale Yazdırdı…

Dünya Kupası’na veda eden,oynadığı oyun ve aldığı kötü sonuçlarla sürekli eleştirilen Türkiye A Milli Futbol Takımı'nda yüzler FIFA 18’den gelen haberle güldü... devamı...
-> Lig maçlarında futbolcuların dublör oynattığından şüphelenen Beşiktaş yönetimi Akhisar maçının hemen ardından bütün oyuncuları DNA testine tabi tutma kararı aldı..
-> Norveç'le yaşanan NATO krizi sonrası "somon protestosu" için tüm hazırlıklar tamamlandı.
-> 17-25 Aralık öncesi Ebru Gündeş'i dinleyen İstanbul Organize Suçlar Şubesinden albüm müjdesi...
-> Otomobil almak için 8 yıldır sene sonunu bekleyen Hamza Çakmak (31), bu yıl şeytanın bacağını kırmak istiyor...
-> FETÖ'nün kendisini gizlice dinlediğini öğrenen Tarkan ateş püskürdü: ''Beni dinlemekten utanıyorsanız hiç dinlemeyin...''
FOTOHABER

A Haber, ekran başındaki milyonlara yine her zaman olduğu gibi eğlenceli saatler yaşatıyor...

Yeni sistemin uygulanmasında MEB - Tinder işbirliği...

Zaytung Zone

Zaytung Zone 2. Tasarım Pazarı birbirinden harika atölyelerle 19 Kasım'da...

VİDEOHABER

Bahçeli, bu kez de Suudi Arabistan'da oynanan büyük oyunu bozdu...

SİNEMA

Yol Ayrımı (7 yılda bir çıplak gözle izlenebilen Yavuz Turgul - Şener Şen buluşması)

BLOG

Dalga Geçeceksek de Bilinçli Geçelim: Yeni Başlayanlar İçin Çakra Muhabbeti...

HALKIN SESİ

ABD Başkanı Trump: ''Bu kadar çok ülke olduğunu hiç bilmiyordum...''

"İnşallah 'Hepsini aklımda tutamıyorum, sayısını azaltalım bunların' diye emir vermez orduya. Deli bu çünkü. Manyak..."
KİTAP

İstanbul Kitap Fuarı'nda Hayatta Kalma ve Başarıyı Yakalama Rehberi...

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Grip olmaktan korktuğunuz kadar Allah'tan korksaydınız şimdiye kendi tarikatınızı kurmuş, müridlerinize okunmuş cep telefonu kılıfı falan satıyordunuz. Azcık dışarı çıkın yahu... devam...

ROCKY tshirtü için ilk gözaltı kararı hangi şehirden gelecek?

GTA'dan FIFA'ya... Yıllara Yollara Meydan Okuyan En İyi 7 Oyun...

Rıza Sarraf'ın İtirafçı Olduğu İddialarının Ardından Dışişleri'nden ABD'ye Yeni Nota: ''Adı bile belli olmayan ne idüğü belirsiz bir şahsın sözleriyle...''

ABD'de tutuklu olarak yargılanan Rıza Sarraf'ın ceza indirimi karşılığında savcılığa itirafçı olduğu yönünde çıkan haberlerin ardından Dışişleri Bakanlığı'nda hareketli saatler yaşanıyor... devamı...

Erdoğan'a Desteğini Sürdüren Bahçeli, Hızını Alamayarak 8 AK Partili Belediye ve İl Başkanından İstifalarını İstedi...

Partisinin grup toplantısında “16 Nisan referandumuyla kabul edilen yeni hükümet etme sisteminin tesisi için, Erdoğan'la sonuna kadar birlikte ve yanyana mücadele sürecek” diyen MHP lideri Devlet Bahçeli, hızını alamayarak gevşeklik gösterdiklerini düşündüğü 8 AK Partili Belediye ve il başkanından istifasını istedi...devamı...

İç Savaş ve Kıtlık Yüzünden Nüfusu 117 Kişiye Düşen Afrika Ülkesi, Göçmen Alımına Başladı

Kitap

Röportaj: Sinem SAL - ''Türkiye’de süper kahraman olmak zor ama iş olanakları fazla...''

Önce Anekta, devamında Yine de Âmin, en son Dank. Sinem Sal Türkçe edebiyatın genç üyelerinden. Ekim ayında Zaytung Zone'da okurlarla buluşacak Sinem Sal, kitabı da hazır yeni baskıya girmişken yazarla buluştuk, konuşup söyleştik. 


 


Yiv, Set, Dank!
 

Merhaba Sinem Hanım.Hayırlı olsun yeni baskılar. 

Teşekkürler…
 

Türkiye'de süper kahraman olmak zordur diyorsunuz. Ecdad hep peşimizde mi?

Türkiye’de süper kahraman olmak zor ama iş olanakları fazla. Hiç bitmeyen egosuyla Lex Luther’dan bol ne var? Kedi diye okşasak, Sabretooh çıkıyor.

Dünyada süper kahramanlık piyasasının önü en çok Türkiye’de açık diyebiliriz. Özellikle de kadınsanız, süper gücünüzü tek başınıza keşfetmek, sonra da bunu kanıtlamak zorunda kalıyorsunuz. Ama edebiyat için eşitsizlik şarttır. Ailemiz ve devletimiz bu konuda bize genellikle destek olur. Buna rağmen, hayalini gerçekleştirmek ciddi bir güç istiyor. Suat Derviş benim kahramanımdır mesela. Nazım Hikmet, Attila İlhan, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Orhan Kemal gibi “erkek yazar”ları bir dergi altında toplamıştır. Yüzünde keseyle doğunca, evliyalarla anılan ailesi onun da evliya olup olmadığını kısa bir sure sorgulamışsa da kız çocuğu olduğunu gördüklerinde, “Ha,” demişlerdir “evliya değil.” Değil mi?
 

İntihar etmek için şartlar yeterince olgunlaştı mı?

(Gülüyor.) Ben azıcık delirmeye başlarsam bırakamam diye korkuyorum. Valla. O yüzden bu hakkımı sona saklıyorum. Hakkını devretmemiz gereken çok mazlum, kötülüğünü kırmamız gereken çok zalim, anlatmamız gereken çok hikâye, aşık olacağımız çok insan ve seveceğimiz çok hayvan var daha.

Ve önünde instagram pozu vereceğimiz çok duvar...


Hangi çağdayız şimdi, Hissizlik Çağı mı, Hırıltı Çağı mı?

Bence ikisi de kapandı. Dönüşüm Çağı’ndayız. Teknolojiden nasibimizi aldık, yani hissizlikten. Dank’ta anlattığım gibi oksitosin reseptörlerimiz doyum kapasitesine ulaştı. Sistemin bize yutturduğu antidepresanlar, hisseden yerlerimizi zedeledi. Güzel uyuştuk. Ama her zamankinden daha çok bir arada olmaya ve sanata ihtiyaç duyuyoruz. Geçen gün, son beş yılda Türkiye’de ne çok iyi şarkı üretildiğini düşünüyordum. Kutuplaştırma çabaları, dayanışmayla sonuç veriyor. Bence yönetmen, filmin sonunu iyi bir yere bağlayacak.


Hangi örgüttensiniz? Vaat Örgütü, Tükeniş Kulübü?

Tükeniş olmadığım kesin. Yeditepe İstanbul dizisinde Ali Ulvi Hünkar’ın bir dizesi vardı: “Çok şey vadedemem ama mutsuzluk garanti…” Hayattan tek beklentim şu dizedeki mutsuzluğu alıp yerine adalet koyması. Alabildiğince adalet…fazlası değil.


Yine de Âmin bir şiir kitabı olarak başladı, dizeler sosyal medyanın fenomen cümlelerine dönüştü kısa zamanda. 

“Yara derin açıldığında, içinde çiçek yetiştiriyorsun” o kadar çok paylaşıldı ki sanırsın yürüyen botanik bahçesiyiz. Halbuki çoğumuz, kendi yaramızı anlayıp orayla bir bağ kurup ona emek vermeye minnet etmiyoruz bence.


Dank'taki öyküler nasıl şekillendi, kaç yıllık bir çalışma var bu kitapta?

Dank’ı yazmam sanırım iki senemi aldı. Ama üstüne yeniden ve yeniden çalışmalarım bir sene daha ekledi. Yiv ve Set diye iki bölümden oluşuyor. Aile içi şiddet hikayelerinden, toplumsal cinnetlere varan hikayeler… karanlık maceralara elinde ışığı hiç bitmeyen bir fenerle atılan karakterler yaratmaya çalıştım. O karanlık maceraların içinde kendi elinde tuttuğundan daha büyük bir ışıkla karşılaştığında hemen anlasın diye.


Yine de Âmin, Dank... Şiir ve öykü kitabının ardından sırada bir roman var mı? 

Evet. Şu anda ilk romanımı yazıyorum. Dank’ı yazarken, taslağını oluşturmaya başladığım bir hikâye aslında. Bilimden, tıptan nasibimi almam gerekiyor bu romanı yazabilmek için. O yüzden yazarken, bol bol da bu alanda okuma yapıyorum.


Normalleştiriyoruz diyorsunuz. Kahvaltı yaptığımız edebiyat dehası dostumuzu, kalbini bize sonsuz açmış sevgilimizin aşkını, tırnaklarımızı geçirerek ulaştığımız zirveyi, her şeyi... Edebiyatta da var mı bu durum? 

Hem de nasıl. Bir kere kimse kimseyi tam anlamıyla özleyemiyor. Hepimiz her yerdeyiz. Sosyal medya daha farklı bir durum da yarattı tabii. Mesela Oğuz Atay, Romain Gary, Tomris Uyar benim oda arkadaşım gibiydi. Ama sanki farklı saatlerde girip çıkıyorduk odaya. Şu anda her şeyle yüz göz vaziyetteyiz.


Kadıköy sakinisiniz uzun süredir, ne kadar siniyor edebiyatınıza Kadıköy ruhu? 

Bu yaz sadece bir aylığına Harbiye sakini olayım dedim. Ciddi anlamda sakin kalamadım. Yaz sıcağında, çatı katında bütün kapıları kilitliyordum. Karşı taraf, benim için hep karşı taraf olarak kalacak galiba. Kadıköy’de yetiştiğimi giderek daha iyi anlıyorum aslında. Henüz on sekiz yaşımdayken, beat kuşağı şairlerinden okumalar yaptığımız geceler düzenliyorduk. Özgür doğaçlama müziğin yapıldığı gecelere katılıyordum. O zamanlar, yaşları benden epey büyük, “solcu abiler”le bira içip saatlerce anı dinliyordum. Tümünü biriktirdim. Ama yazdığım hikâyeler, bir şekilde hep daha uçarı kaldı. Kadıköy, bana duygu pompaladı diyebilirim. Bende de kendiliğinden fışkıran bir enerji var. İkisiyle bir yol tutturmaya çalışıyorum.


Siz ne okuyorsunuz bu aralar? Var mı önerebileceğiniz şairler, öykücüler?

Valla yazsa da okusak dediğim iki kadın var: Aylin Balboa ve Aslı Perker. Mine Söğüt’ün öykülerini ve Metin Kaçan’ın Harman Kaplan’ını yeniden okudum geçen hafta. Özlemişim. Şiir kitaplarım, genelde beni avuttukları için orada duruyorlar aslında. Birhan Keskin, İsmail Aslan, Osman Konuk, Didem Madak, Lale Müldür durmadan dizeleri arasında dönüp durduğum şairlerdir.


Bir nesil Hayvan'la, Öküz'le büyüdü. Muadili olmasa da şimdi Ot ve türevi dergiler revaçta. Sırada ne var sizce, yeni oluşumların kokusunu, duyumunu alıyor musunuz?

Ben hem Ot Dergisi’nde editörlük yapıyorum hem de bir lisede öğretmenlik. O yüzden hem yazılarını yollayan genç yazarlarla hem de günlük hayatına dahil olduğum gençlerle bir aradayım.

Kendimi de içine katarsam ihtiyacımız şu, biri bana bu hızlı bilgi çağında bütün kuvvetiyle ve kalıcılığıyla dünyayı göstersin. Çünkü resimlerin önünden hızla geçiyoruz. Hakikati, detayı kaçırıyoruz.


Ara ara instagram çağrılarınız oluyor, gelin kadınlar buluşalım, tanışalım kaynaşalım diyorsunuz. Nasıl geçiyor buluşmalar?

Şiir sokakta eylemleri de böyle başlamıştı aslında. Ben senelerce Moda Sahili’nde ağaçlara ve duvarlara yazılar asmıştım. Her seferinde başka insanlar katılırdı bu eylemlerime. Derken bir gün twitter’da hiç tanımadığım insanlarla buluşma kararı aldım. Sonra da eylem planları çıkardık. Hareket bizden kopuk, bizim de isteğimiz buydu, çoğalmaya başladı.

Örgütlenmeyi çok yanlış anladığımı düşünüyorum bazen. Kadınlara yaptığım çağrıdan bunu anladım. Oturup bir gaz lambasının etrafında kitaplar okuyoruz gece boyunca. Bu çok tuhaf bir büyü aslında. Aynı ateşin etrafında aynı satırları okumaya başlayınca gerçekten tek bir varlığa dönüşüyoruz. Birbirimizi kolayca anlayabildiğimiz bir kanala çekiliyoruz. Gecenin sonunda derin vajina monologlarıyla kapanış yaptığımız da oluyor.


Gündeme, meselere, olana bitene bakınca... Yine de Âmin?

Valla, Yine de Âmin’in naifliğini bir parça geride bıraktım diyebilirim. Şu an gündeme ve meselelere bakınca daha çok şöyle diyorum: İlle de Âmin...

(Batıkent Metrosu Brüksel'den bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla instela'da paylaş Allah'a havale et

Sizin Yorumlarınız:

pekila.comPekila.com içerikleri:

Sıradaki Haberler:

(5.11.2017)

ABD Başkanı Trump: ''Bu kadar çok ülke olduğunu hiç bilmiyordum...''

"İnşallah 'Hepsini aklımda tutamıyorum, sayısını azaltalım bunların' diye emir vermez orduya. Deli bu çünkü. Manyak..."

Seda Bayhana, Mali müşavir


Diğer yorumlar ->

(2.11.2017)

Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi, ''Şeytanla mücadele eğitimi'' verecek akademisyenler arıyor...

"Exorcism konusunda dışa bağımlılığı bitirecek bir hamle. Bu kadar konuşulduğuna göre birilerini rahatsız etmiş belli ki..."

Muzaffer Subazlı, Gazeteci


Diğer yorumlar ->