Sosyal Medyada Marka İletişimi, Mevlana Hazretleri ve Osmanbey Sucukları
Merhaba internet kullanıcıları. Merhabalar güzel adsl'liler, kadirşinaz kotalılar, internet paketliler. Mağrur ve gururlu fiberliler, şanlı kablonetçiler merhaba.
Öncelikle tebrikler ve teşekkür ederim. Zaytung'un blog taraflarına kadar geldiniz ve benim (Erman Çağlar) ilk Zaytung yazımı okuyorsunuz. Belki interneti çok iyi kullanıyorsunuz, internetin her yerini çok iyi biliyorsunuz, o sayede buralara kadar geldiniz; ya da gerçekten canınız inanılmaz sıkılıyor ve "artık ne olacaksa olsun" diye düşünerek rastgele linklere tıklamaya başladınız. Gönüller internet üzerinden bir olduğu, anlayış ve sevgi veri olup birler ve sıfırlar şeklinde kalpten kalbe aktığı sürece kimin nasıl geldiğinin ne önemi var? Yanlış mıyım?
Bu noktada bir an için durup Mevlana'yı ve onun o güzel sözlerini hatırlayalım isterseniz. Henüz twitter'in olmadığı bir dönemde attığı "Gel, ne olursan ol yine gel" tweetiyle ne kadar çok mention aldı, ne kadar çok favlandı Mevlana farkında mısınız? Günümüzde yaşasaydı twitter'da ne kadar başarılı olacaktı ve sosyal medya ajansları kendisine yalandan ve tırt sosyal medya kampanyalarına katılması için ne kadar çok paralar teklif edecekti, düşünün.
Mevlana takip edeni takiip ediyor.Çünkü sufilik bunu gerektirir...
Mesela siz Osmanbey Sucukları'nın sosyal medya ajansısınız ve müşterinizin "twitter'dan da bir şey yapalım" isteği doğrultusunda Osmanbey Sucukları için Osman Bey diye bir karakter yarattınız ve bir twitter hesabı açtınız. Markanız geleneksel ve tutucu bir marka olduğu için Osman Bey karakteri Osmanlı'daki külhanbeyleri gibi olsun, ama sucuğu çok seven bir külhanbeyi olsun diye düşündünüz. Müşteriniz size "nasıl olacak peki fenomen gibi bir şey mi olacak?" diye sorduğunda mecburen "evet tabi fenomen yapacağız" dediniz, "peki nasıl fenomen olacak?" diye sorduğunda da "işte diğer fenomenlere laf atacak, onlarla sucuk hakkında diyaloğa girecek falan" dediniz.
- Bi şey diycem, fenomenlere para verelim rt etsinler! -Dahice!
O noktada Osmanbey Sucukları'nın gelenekselci ve tutucu yapısı olduğu için mecburen o yönde bir twitter fenomeni bulup sucuklu içerik girmeleri için anlaşmanız lazım. Seçenekleriniz kısıtlı. Nihat Hatipoğlu olabilir (450k takipçi), onun oğlu olabilir (ben de çok bilmediğim için çok çoğaltamıyorum örnekleri). Mevlana bugün hayatta olsaydı, fikir toplantısında "kim olabilir? gelenekselci twitter fenomeni başka kim var?" sorusuna yanıt bulmaya çalışırken mutlaka biri çıkıp "Hz. Mevlana olabilir, o galiba reklam olaylarına girmiyor ama yine de sorabiliriz, olursa çok iyi olur" diyecekti. Belki anlaşacaklardı, belki anlaşamayacaklardı, ama Mevlanan’nın adı mutlaka geçecekti. Belki de böyle şeylerle uğraşmak zorunda kalmadığı için düzenli ve verimli çalışabildi Mevlana. Bana bir şekilde "Mevlana iyi ki bugün değil de geçmişte yaşadı" dedirtti twitter. İşte bu sosyal medyanın gücüdür.
Sosyal Medyanın Gücü (Temsili)
Daha ilk yazıdan Zaytung'un yapısal bütünlüğünü bu kadar zorlamak, konseptini bu derece bollaştırmak istemiyordum ama yukarıdaki dev paragrafa şöyle bir bakınca silip yeniden yazmak zor geldi. Büyük ihtimalle gelecekteki yazılarım da buna benzeyeceği için "ilk yazının heyecanıyla böyle oldu, ileride daha sıkı ve düzenli çalışmayla daha iyi olacağına inanıyorum" gibi bir söz de veremiyorum. Bu haftadan itibaren (Zaytung yönetimi uygun bir dille "abi aslında insan olarak seni seviyoruz ama olmuyor galiba, yapamıyoruz" diyene kadar) her hafta yazılarımla sizlerle burada buluşacağım. Üzerine düşünmeyi ve yazmayı sevdiğim konu başlıkları aşağıdaki gibi:
* Modern insanın açmazları.
* Evde tavşan bakımı.
* Sandöviç sanatı (ekmek arasında açan güller).
* Youtube'da yetmiş kereden az izlenmiş videolar.
* Metal müzik.
Gerçi daha fazla tıklanma aldığını fark edersem "bilgisayara nasıl format çekilir" şeklinde yazılar da yazarım. O konuda kırmızı çizgilerim yok. Bir de gündemden çok haberim yok ama benim kulağıma kadar gelecek kadar büyük bir olay olursa o konuda da yazabilirim. "Yüzüklerin Efendisi'ndeki Frodo ünlü türkücü Selda Bağcan'la dünya evine girdi" gibisinden bir haber alırsam gündemin nabzını tutarım, analiz yaparım. Ama "meclis başkanı seçiminde dördüncü tura girildi" gibi haberlere kapadım gönül kapılarımı.
Önümüzdeki haftalarda görüşmek üzere, sevgiler.
Not: "Erman Çağlar çok bozdu", "Zaytung çok bozdu" ya da "Erman Çağlar da, Zaytung'da inanılmaz bozdu" tarzı tutkulu maillerinizi [email protected] adresine yollayabilirsiniz.
Not 2: Başka türlü yazılarıma ve bambaşka şeylere http://www.groagh.com/ adresinen ulaşabilirsiniz.
facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et