Zaytung.Com
Zaytung
Uzun uzun yaz
Zaytung'u reklamsız
okumak ister misiniz?
SİNEMA

Spider-Man: Brand New Day - Kendimiii Unuttuuuum Unutuldum Daaaa Bir Seniii...

-> İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Üsküdar ile kardeş şehir olan Almanya'nın Hannover kentinin Türk asıllı belediye başkanı Belit Onay'ın görevden alınarak yerine AKP'li bir kayyım atanması için Dışişleri Bakanlığı'na fezleke yolladı...
-> Onca çabaya rağmen anketlerde bir türlü yüzü gülmeyen AKP, ileride kayyım atayacağı il ve ilçe belediyeleri için şimdiden seçimi kaybedecek gönüllü aday arayışına başladı...
-> ''Tekke''siz çıktığı ilk maçta rakibini 5-0 yenen Trabzonspor'da, zaviyelerin de kapatılması görüşü hakim...
-> Girdiği her ikili mücadelede yere düşüp yıkılan Kerem Aktürkoğlu için kentsel dönüşüm kararı çıktı...
-> Hangi cezaevi tipisin tıkla öğren!
FOTOHABER

Son olarak Üsküdar'da da yönetime el koyan AKP Örgütü, ''80'lerde olsan nasıl görünürdün?'' akımına katıldı...

Üsküdar Belediyesi'ni kazanan AKP'li İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan gelecek tebrik telefonunu bekliyor...

Zaytung Store Banner
SPOR

Berk Dizdar (28), Turnuvayı Emperyalistlerin Kazandığını İlan Ederek Dünya Kupası Defterini Kapattı: ''Alın Sizin Olsun!''

2026 Dünya Kupası’na "Bizim Çocuklar bu sefer en az çeyrek final görür" inancıyla başlayan Berk Dizdar (38), milli takımın peş peşe gelen mağlubiyetleriyle derin bir varoluşsal krize girdi. Grubun son maçında gelen ABD galibiyetini "En azından bir emperyalisti sahada gömdük" şeklinde rasyonalize eden Dizdar, milli takımın elenmesinin ardından gözünü ezilen coğrafyaların temsilcilerine dikmişti. devamı...
VİDEOHABER

Vücut Dili 101: "Bildiklerimi anlatıp hepinizi patlatmak, şu ağzımdaki sakızı patlatmaktan daha kolay ama yine siz bilirsiniz" diyen özgüvenli erkek yürüyüşü...

BLOG

Yengeç Burçları İçin Yeni Yaşta Arabeske Bağlamadan Hayatta Kalma Rehberi

ASTROLOJİ

KOÇ (21 Mart - 20 Nisan)

Maddi konularda güzel haberler alacağınız bir döneme giriyorsunuz. Ya da sırf bunu duymak için astroloji bölümünü okuduğunuzu biliyor ve etkileşim için sizin duygularınızla oynuyoruz. Şu an biz de çok emin değiliz. Haftaya bir tekrar gelin siz en iyisi... devam...

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Hay Allah, Canınız mı Çekti? İşte Size Birbirinden Keyifli Öykü Platformları...

N'olmuş n'olmuş?

Zaytung Zone

''Amaaan şimdi eve gidip kim yemek yapacak?'' şeklinde düşünen takipçilerimizi diğerlerinden bi tık daha fazla seviyoruz, dürüst olalım...

Popmundo: Maceralar

30 Yıllığına Devredilecek Boğaz Köprüsü’nde Filenin Sultanları Coşkusu: ''Yeni sahibi gelmeden son bi kullanalım dedik…''

A Milli Kadın Voleybol Takımı’nın Avrupa Şampiyonası finalinde İtalya’yı mağlup ederek kupaya uzanması, 50 yıllık köprü ve otoyolları satacak kadar iflas etmiş, can ve mal güvenliğinin olmadığı bir ülkede yarı aç yarı tok hayatta kalmaya çalıştıklarını kısa süreliğine de olsa unutmak için fırsat kollayan vatandaşlar tarafından coşkuyla karşılandı. Maçın ardından 30 yıllığına özel sektöre devredilmeye hazırlanan Boğaz Köprüsü’nde gerçekleştirilen drone gösterisi ise elde kalan son varlıklara görkemli bir veda olarak değerlendirildi. devamı...

Hızını Alamayan AKP, CHP'li Eyüpsultan Belediyesi'ni Komple Çaldı...

Üsküdar Belediyesi’ni ele geçirmek için belediye başkanını hapse atmak, belediye meclisi seçiminde çoğunlukta olan muhalif üyeleri tehdit, şantaj ve rüşvetle satın almaya çalışmak, satın alamadıklarını göz altına aldırmak ve kaybettiği seçimi iptal ettirip yeniletmek gibi uzun ve zahmetli prosedürlerle uğraşan AKP Örgütü, Eyüpsultan Belediyesi'nde daha pratik bir yönteme başvurarak belediyeyi gece saatlerinde komple çaldı. Sabah işe gelen personel belediye binasının bulunması gereken yerde dev bir çukurla karşılaşırken, binadan geriye yalnızca giriş merdivenleri, iki bayrak direği, Atatürk portresi ve “Eyüpsultan Belediyesi” yazılı tabela kaldı.devamı...

Kitap

Haftanın Kitapları (Tam bu haftanın olmayabilir, yalan da olmasın şimdi): Ned Beauman'dan Glow, Göktuğ Canbaba'dan Ayyaş Buda...

Merhabalar! Zaytung olarak haftanın kitaplarını sizler için bir kez daha derledik. Haftanın kitapları dediğimize bakmayın, bu hafta çıkmasa da, biz onları adeta bu hafta çıkmışçasına, aynı özen ve şefkatle okuyor, bu hafta çıkmadıklarını kitaplara hiçbir şekilde hissettirmiyoruz. İşte, sizler için seçtiğimiz birbirinden değerli eserler...

 

Buzda Yürüyüş –Werner Herzog – Jaguar

Werner Herzog’u bilmeyen yoktur, en azından bu yazıyı okuyanlar arasında olmadığını ummaktayım. En azından Grizzly Man’i izlemişsinizdir diye düşünüyorum, evet ayılı film. Hayır Leonardo oynamıyor. Herzog’u hatırlamayanları buradan alalım.

Herzog’un Buzda Yürüyüş adlı kitabı aslında bir günlük... Bir yol tutanağı olarak da adlandırılabilir. Hikâyesi biraz tuhaf. Herzog abimiz yakın arkadaşı Lotte Eisner’in ölüm döşeğinde olduğu haberini alır ve kendini Münih’ten Paris’e kadar yürürse arkadaşının hayatta kalacağına inandırır. Bunda Münih-Paris arası çalışan tek firmanın Metro Turizm olmasının da payı olsa gerek.


- Abi yok ya ben yürürüm zaten yakın şura Paris...
 

Sonrası yollar, yürümeler, soğuklar, sabahlamalar, yeni insanlar, Herzog’un aklından geçenler ve kendiyle baş başa kalması ve kendi iç dünyasına dair bir yolculuğa çıkması.  Zaten yol kitapları genelde böyle değil midir dostlar? Camdan gelip geçen arabayı izlerken arada bir cama vuran yansımanıza baktığınızın hepimiz farkındayız! 

Herzog bir kere yolu çok iyi anlatmış. Okurken soğuktan tüyleriniz diken diken oluyor. Herzog soğuk diyor, yağmur diyor, siz üşüyüp duruyorsunuz. Kitabı okuduğum ay doğalgaz faturamda ciddi bir artış gözlemledim. Mümkünse sıcak bir günde okuyun ya da üzerinize bi battaniye falan alın.


Edebiyatımızın kanayan yarası:
Kitabın kendisinden daha çok beğeni alan kitaplı instagram fotoğrafları... 


Puan: 10/10 (İnce kitap, siz seversiniz böyle şeyleri. İçinizi biliyorum ben sizin be)


Ayyaş Buda – Göktuğ Canbaba – İthaki Yayınları

Buzda Yürüyüş demişken, Göktuğ Canbaba’nın kitabı da aklıma geldi. Sonuçta ikisi de yol hikâyesi ve ben olaylara geniş bakmayı severim.

Öncelikle şunu söyleyeyim; kitabı okurken çok ama çok eğlendim. Yabancılar falan yapıyor tabii bunu satire diyorlar bir de adına, okuyorsun gülüyorsun ama bu tabii Türkçe. Yol boyunca Göktuğ Canbaba’nın yarattığı eğlenceli karakterler çeşitli maceralar yaşıyor, kendi aralarında tartışıyorlar atışıyorlar falan. 


Ayyaş Buda: “Kaç yaşındasın sen, hayır kaç yaşındasın?”


“Brautigan Soslu Erişte” ya da “Arka Koltukta Chuck, Burroughs ve Buda’yla Sohbet Halindeydim, Ferit ise Büyük Bir İştahla Magnumunu Yalıyordu!” gibi bölüm adlarına bakınca aslında yaratılan atmosferi, kitabın bize ne vaat ettiğini anlayabiliyoruz.

Göktuğ Canbaba galiba meraklı yani beat falan, Kerouac, Burroughs, Brautigan, Bukowski’ye selamlarını yolluyor kitap boyunca. 


- Aleykümselaaaaam

Puan: 4/4 (“İşte bir yol hikâyesi diyebiliriz kabaca, şimdi bi adam var…”)


Glow – Ned Beauman – Domingo Yayınları


Glow, Ned Beauman’ın Türkçeye çevrilen üçüncü kitabı. Kendisi geçtiğimiz günlerde Türkiye’ye de geldi ve birtakım dış temaslarda bulundu. Sanıyorum sempatik kişiliği sayesinde artık Avrupa’ya vizesiz girebileceğiz.

Kitabın konusu ilginç: ana karakterimiz, bir günü 25 saat olarak algılamasına sebep olan tuhaf bir hastalığa sahiptir. Hal böyle olunca, kahramanımızın vücudu her gün kendi kendini kış saatine alıyor, Allah da hastalığın hayırlısını versin bak neler var.

             
Kendini kurmayı unutan ana karakterimiz
 

“Döngünün başlarında sabah sekizde kalkmak kolaydı; dört gün sonrasıysa sabaha karşı dörtte kalkmak  gibiydi; sekizinci günden itibaren sabah sekiz gece uykusu için en uygun saate, on beş gün sonra akşamüzerine, yirmi gün sonra kuşluğa ve yirmi beş gün sonra yeniden normal bir güne dönüşüyordu.”

Kitabın adını aldığı Glow ise bir tür uyuşturucu. Sahtesi var gerçeği var. Kitabın başında arkadaşlarımız sahtesini içiyor ve kusuyor. Aslında bonzai ve rakı karışımı bir şey olabilir. Fakat GLOW gizemini koruyor ve üstüne birtakım dedikodular üretiliyor. Glow gittikçe daha esrarengiz bir hal almaya başlıyor.


Glow tacirleri Londra adliyesinde
 

Ned Beauman, öncelikle söylemeli ki, ilk iki kitabından farklı bir şey yapmış. Bu sefer tarihi bir perspektif sunmuyor bizlere, bugünleri anlatıyor. Ben bunu daha çok sevdim. Ned Beauman okuyayım, Boksör Böcek’i duymuştum, Işınlanma Kazası’nı edinememiştim diyorsanız alın okuyun, eğleneceksiniz. Güzel de bir kitap. Çevirmeni de Algan Sezgintüredi. Oooh.

Puan: 90/100 (Kapağa uzun süre bakınca Metin Şentürk esprileri yapabiliyorsunuz)

Ev ödevi: Diğer kitaplarını da okuyun, Boksör Böcek misal, aradaki farka bakıp bir analiz makale falan bir şeyler yazın.


Değişim – Mo Yan –  Can Yayınları



Mo Yan’ı biliyorsunuz. Nobel ödüllü bir kere.  Herkesin övdüğü ama çok az kişinin okuduğu bir yazar. Çünkü kitaplarıyla baş etmek zor. Mafya gibi kitaplar; girmek kolay ama çıkmak zor. Bin sayfa arkadaş. Yani bizim de işimiz gücümüz var…


Mo Yan, İri Memeler ve Geniş Kalçalar kitabının taslağını teslim ederken


Mo Yan bu çığlığı duymuş olmalı ki küçük bir kitap yazmış. Tam bir Mo Yan 101. Nobel Ödüllü yazarın kitaplarını almaya korkuyor ama dilini de merak ediyorsanız, bu kitaptan başlayabilirsiniz. Bence bu kitaptan sonra diğer kitapları da o kadar kalın gelmeyecek, gidip alayım çok güzelmiş yaa adama bak falan diyeceksiniz.

Kitap otobiyografi desen değil, öykü desen değil. Arka kapağında da belirtildiği gibi sıradan insanların hayatları üzerinden bir döneme ışık tutan (bu lafı hep kullanmak istemişimdir kısmet bugüneymiş) eşsiz bir şaheser (bak yaaa yine).

 

Doppler – Erlend Loe – Yapı Kredi Yayınları

Bu kitabın baskısı bitti, bulunamadı bir dönem, bir şeyler oldu. Herkes bu kitaptan bahsediyor, kitapçılara yığılıp “Doppler var mı abii Doppler” diyor. Şahsen kitabevindeki son kitabı ben aldım ve alırken yanımdaki erkeği yumruklamak zorunda kaldım. Böyle bir izdiham Vega yıllar sonra albüm çıkardığında yaşanmıştı.


Mephisto önünde Doppler bekleyen entelektüel halk


He, kitap böyle bir ilgiyi hak etmiyor mu neden böyle konuşuyorsun derseniz, önce “Sen değil siz diyeceksin!” der, sonra kesinlikle hak ettiğini söylerim. Doppler’in güzel bir hayatı var ama her şeyden bunalmış, gidiyor bir ormana yerleşiyor sonra da olaylar gelişiyor. Şimdi ormana yerleşme falan deyince aklınıza Thoreau’nun Walden kitabı gelmiştir kesin, entelektüel insanlarsınız sonuçta. Bir de şey gelmiştir, Yabana Doğru adlı kitap. Di mi yaa? Filmi de vardı hatta, evet evet ya valla mükemmelsiniz. Nerden geliyor böyle şeyler aklınıza?

Puan: 83/83 (Yazar Tanpınar Edebiyat Festivaline de gelecekmiş gelmeden okuyun da şekliniz olsun.)

 

Tanpınar’ın İzinde Beş Şehir – Alberto Manguel – Yapı Kredi Yayınları

Bakın, ne yaptığımı gördünüz mü? Tanpınar Edebiyat Festivali dedim ve hemeen Tanpınar’a geçiş yaptım. 

Alberto Manguel’le geçtiğimiz yıl Boğaziçi Üniversitesi’ndeki “Borges, Kütüphaneler ve Okumanın Keyfi” adlı söyleşide tanışma imkânı yakaladım. (Uzaktan el salladım ve soru sordum.) Manguel, Tanpınar okuyor ve Tanpınar’ın izinden, Tanpınar’ın ziyaret ettiği beş şehri ziyaret ediyor. Kitabı okumaya henüz başladım ve Manguel’in cüzdanı hâlâ çalınmadı. Türkiye’de güzel şeyler de oluyor. İlerleyen günlerde kitapla ilgili detaylı bir yazı yazacağım.

Bir dahaki haftanın kitaplarında görüşmek üzere, hoşça kalın sevgili okur. (Sevgili okur lafını yayınevlerinin Twitter hesaplarından kopyaladım.) 

 

(Mücellit Diken bildirdi)


facebook'ta Paylaş twitter'a yolla Allah'a havale et

Zaytung'u reklamsız
okumak ister misiniz?

Sıradaki Kitap İçerikleri:

Sıradaki Haberler:

(25.11.2020)

AKP Denizli Milletvekili Nilgün Ök: ''18 yıl önce araba var mıydı?''

"Genel Başkanları buzdolabı olmadığını iddia ediyordu. Bu yine biraz insaflı çıktı.."

Uğurhan Culak, Elektrik tesisatçısı


Diğer yorumlar ->

(3.10.2020)

MHP Mv. Erkan Haberal, özel şoförünün makam aracıyla çarparak ezmeye çalıştığı güvenlik görevlisini suçladı...

"Halkın parasıyla halkı ezme işini mecazen yaptıkları günleri özlüyorum..."

Tülay Sağcıklar, Öğretmen


Diğer yorumlar ->